2600 (Kaçıncı?) kutlaması yapılan Newroz! Bir bayram ancak bu kadar bayram olabilir. Uyanış, diriliş, yürüyüş, haykırış, çığlık, kitlesellik, demokrasi, barış, sevgi, aşk! Hangi sözcük tam olarak yansıyan anlamı karşılayabilir bilmiyorum? Bu yıl Diyarbakır ve Ankara Newroz kutlamalarına katıldım. Hakkari, Van, Dersim, Suruç, Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir Newroz kutlamalarında bulunmayı çok isterdim! 

Diyarbakır Newrozu halkın bayram etmesinin tarihi bir örneğiydi. Mihman olduğumuz ev Newroz Parkı’nın hemen yanındaydı. 20 Martı, 21 Marta bağlayan gece Newroz’un doğada ve insandaki tecellisinin ne olduğunu adeta canlı olarak yaşadım. Akşam Diyarbakır Barosu’nun “Newroz Resepsiyonuna” katılmış, geceyi ilerleyen saatlere kadar dostlarla dışarıda geçirdikten sonra eve gelmiştik. “Eh yarın Newroz’a gideceğiz ya! Hemen uyuyup erken kalkalım!” dedik. Uyumak ne mümkün? Newroz Parkı’ndaki kutlama akşamın ilk saatlerinde başlamış. Meydandaki platformdan gelen stran, kılam ve halay müziklerinin cazibesini umursamazlıktan gelip uyumaya çalışsam da saat 03.30’za kadar direnebildim. Sonunda kalkıp balkona çıktım. Yol boyunca maydana yürüyen insanlar, polis araçlarının ışıkları! Saat 04 gibi “Görevli Önlükleri” giymiş bir grup genç “Bijî Serok Apo” sloganları eşliğinde meydana yürüdü. Daha fazla duramadım mihman olduğumuz evin buzdolabından iki tas koyun yoğurdu yiyip ben de gittim.

Meydana giden yolda, seyyar satıcılar, tatlıcılar, cıncık boncuk tezgahları, köfteciler, seyyar çaycılar, hatta çocuklar için bir mekanik dönme dolap bile var! Meydanın sahne tarafında birçok canlı yayın aracı! Kesk û sor û zer giysilerle bezenmiş genç kızlar, kadınlar, çocuklar! Yaşlılar, gençler! Hızlı adımlarla meydana doğru yürüyorlar.  Gün doğmadan Newroz doğmuş Diyarbekir’e! 

Günü Newroz aydınlatırken meydan çoktan sayılamayacak kadar çok insanla dolmuştu! Ey Raqip Marşıyla başlayan programda en çok merak edilen şey “Mektup ne zaman okunacak?!” Meydan için “Mahşeri kalabalık” desem! Değil. Rakam söylesem tutturamam. Anlayacağınız Newrozi bir kitle var. Merak ve heyecanla beklenen “Mektup” okundu. Mektubu yazana gösterilen coşku, destek, sevgi seli Newroz renginde, Newroz tadında, Newroz kokusundaydı.  

2015 Newroz’unu herhangi bir Newrozdan ayrıran birçok sebep var. Bu Newroz 21. Yüzyılın kapısını ışıkla, umutla, heyecanla araladı. Beklentilerimizin ne kadar haklı ve güncel olduğunu bir kere daha ispatladı. Ama Mektubun dili ve verdiği mesajlar! Newrozi kitlenin mektuba ilgisi! Devletin Mektuba ilgisi, basının yaptığı yorumlar, Cumhurbaşkanının hafif dozda başlayıp giderek çirkinleşen “Kürt Sorunu yoktur!” paranoyası! AKP yetkililerinin “Kandil ile İmralı arasında sorun var! Öcalan Demirtaş’ı sevmiyor!” uydurmalarının sonunda Bülent Arınç ve Cumhurbaşkanı arasında çıkan çatlağa İ. Melih Gökçek’in düşmesi…!!! Seçim barajı denen melanetin HDP tarafından yıkılacağı gerçeğinin Newroz kutlamalarında besbelli olması da kaydedilmesi gereken çok önemli gelişmelerdir. 

Ancak tüm bunların ötesinde 2015 Diyarbekir ve Türkiye Newrozuna damga vuran üç hakikat daha var. Birincisi, büyük bir özlem ve heyecanla Öcalan’ı bekleyen barış ve demokrasi tutkunları bu umudun gerçek olacağına daha çok inanmaya başladılar. İkincisi, barış ve demokrasi umudunun artık kaçınılmaz bir gerçek olduğu! Üçüncüsü de Diyarbakır Newrozu’da buluşanlardı. Kim yoktu ki? Sanatçılar, aydınlar, gazeteciler… Platformun hemen önünde açılan “Amerikalı Kürtler” pankartı, Avrupa’nın ve Dünyanın dört bir yanından gelen konuklar, Karadeniz’den gelen Newroz UŞAKLARİ ve tadına doyulmaz tulum müziği eşliğindeki horonları! Ve de… Kemal Pir, Hayri Durmuş, Ferhat Kurtay, Sakine Cansız, Mazlum Doğan!.. Onlar zaten orada olsa da Anaları, babaları, kardeşleri, yeğenleri, ablaları onlar adına gelmişlerdi. Bir bayram bu kadar bayram olabilir. Yer yeşil, gök sarı, Newrozi kitle kırmızıydı! Aşkolsun Amed halkı, Aşkolsun Kürdistan, Aşk olsun Türkiye’nin mazlum halkları! Aşk olsun Newroz kandilini 40 yıl önce Kürdistan karanlığına yakan(lar.) Aşk olsun size… Aşkı niyaz olsun.