Amerika’dan Bakış


Olaylı bir yılın bu son günlerinde kısa başlıklar halinde 2016’ya dair öngörülerimi iki yazı haline paylaşmak istedim. Okurların yorumlarını merakla bekliyorum:

1- Türkiye’nin yeni rejimi resmiyet kazanacak

1 Kasım seçimleri, 1945 yılında başlayan çok partili parlamenter yaşamın fiilen bitişini ve tek adam tarafından yönetilen bir yeni parti-devlet rejiminin -ki buna ‘Yeni Türkiye’ veya ‘Erdoğan rejimi’ diyebiliriz- kuruluşunu tescil etti. Bir sonraki adım bunun resmiyete büründürülmesi olacak.

Hala bir parlamentonun ve muhalif partilerin olması kimseyi yanıltmasın, bunlar eski dönemin kalıntıları. Önümüzdeki iki yıl içerisinde bu eski rejim kalıntıları da nefes alamayacak hale gelene kadar budanacak, Erdoğan’ın Başkanlığı referandumda onaylanacak ve Anayasa fiili duruma adapte edilecek. 

Ordu ile ittifak halinde olan Erdoğan için şimdi zaman, ‘temizlik’ zamanı. Gülen hareketi ile başlayan ve medya ile devam eden ‘temizlik’ şu anda gözünü son direnç odağı olan Kürtlere dikmiş durumda. Ardından Batı’daki laik Beyaz Türkler ‘Erdoğan rejimi’yle başbaşa kalacaklar. 

AKP enerjisini daha çok uluslararası alana yöneltecek. Ancak önemli bir domestik politika olarak ‘karma eğitim’in devlet okullarından kaldırılmasının gündeme geleceğini öngörüyorum.

2- AKP’ye destek artarak devam edecek

Şu anda Kürt şehirlerinde Devlet Bahçeli’yi bile ‘etnik tasfiye yapılıyor’ diye isyan ettiren bir savaş hali, Batı'da ise 'kuzuların sessizliği' yaşanıyor. Rusya’ya yönelik uçak düşürme provokasyonu Erdoğan’a MHP ve CHPliler üzerindeki hakimiyetini test etme imkanı verdi. Sonuç beklenenden iyi çıktı: Sözkonusu kesimler 'milliyetçilik' düğmesine basınca toplu halde pilli bebekler gibi otomatiğe bağlanmış tepkilerini verdiler. Geçen yazın başından beri harıl harıl sınırötesi bir savaşa hazırlanan Erdoğan bu kesimi koyun gibi güdebileceğini bir kere daha test edip onaylamış durumda. Erdoğan, uzun zamandır hayalini kurduğu bu savaşı da hayata geçirecek ve desteği yüzde 70’in üzerine çıkacak. 

3- Muhalefet toparlanamayacak

Batı'daki anti-AKP kesimlerde genel olarak örgütsüzlük, dağınıklık, moralsizlik hakim. Muhalefet ne görece demokratik koşullarda gerçekleşen 7 Haziran seçimlerinin Erdoğan tarafından iptaline engel olabildi, ne de ardından sivil darbe koşullarında gerçekleşen 1 Kasım seçimlerinin önünü alabildi. Bundan sonrası bayır aşağı olacak. 

Milliyetçilik silahı elinden alınan MHP, AKP karşısında erimeye devam edecek. Saray’a bağlı Osmanlı Ocakları Ülkü Ocaklarının içini boşaltacak. 

Yüzde 25 oyuna rağmen CHP tam bir ‘zombi’ partisi olmaya devam edecek. Biliyorsunuz, yaşayan ölüleri öldürmek neredeyse imkansızdır, ancak yaşama da geri dönemezler. Çok yavaş hareket ederler, rastgele sesler çıkarırlar ve sadece temel ihtiyaçlarıyla ilgilenirler. Bir zombi partisi olarak başına kaldırırsa ezileceğinin bilincinde olan CHP, AKP’yle uzlaşma arayacak. Bunun neticesinde sağ kanadından AKP’ye, sol kanadından HDP’ye kayıp verecek. 

HDP’nin en büyük (ve belki de tek) hatası, kimilerinin iddia ettiği gibi PKK ile arasına yeterince mesafe koyamamak değil büyük bir tuzaktan ibaret olan 1 Kasım seçimlerine girmek olmuştu. İyi niyetli ancak yanlış bir adım oldu. Şimdi HDP, geçen hafta yaptıkları açıklamayla direniş kararı almış durumda. Parti içi ve çevresindeki ‘faşizmi ucuz atlatma’ peşindeki sivri zekalılara inat alınan bu karar yerindeydi. Bütün muhalefet içerisinde direniş geleneği olan yanlızca HDP var. Eğer zorbalığa kararlı bir şekilde direnirse ilerisi için bir ümit ışığı olabilir.

Elbette Erdoğan da bunun bilincinde. O yüzden 2016 yılında HDP’yi kapattırmaya ve lider kadrosunu tamamen tasfiye etmeye çalışacak. Bu tasfiyelerin bir kısmı doğrudan suikastler şeklinde yaşanacak. 

Kürtlerin "hendek direnişleri" sürecek

Bir yandan Erdoğan rejiminin kolluk güçleri Kürt şehirlerini bombalarken, bir yandan da AKP'den etkilenen bazı Kürt ve demokrat Türk ‘aydın'lar, Kürt hareketini şehirleri çatışma alanı haline getirip halkı devlete kırdırmakla eleştiriyorlar. 2016 yılında da akıl öğreten ve eleştiren çok, omuz veren az olacak. Kürtler tek başlarına bu zorlu yolculuğa devam edecekler. 

Önümüzdeki sene bir de ilk yaşanacak: Kürtler tarihte ilk defa Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye’de can güvenliklerinin olmadığı gerekçesiyle uluslarası koruma talebinde bulunacaklar. Orta vadede BM ve NATO güvencesinde Fırat’ın Doğu’sunda uçuşa yasaklı bölge kurulmasına gidecek olan süreç, işte bu sene Erdoğan’ın ‘hendek temizliği’ ile başlamış olacak.

Türkiye ile ilgili öngörülerim böyle. Dehşet tablosu çizdiğimin farkındayım. Ancak görünen köy kılavuz istemiyor. Umarım tamamen yanılırım.

Bir sonraki yazıda Rojava, Barzani ve ABD öngörüleri var. Tablo o cephede iyileşecek.