- Fermanlara cevap olacak yeni çıkış için yol gösterici felsefe ve mücadele tarzının yanında, tarihsel tecrübe de var. İki gerçeklik birleştiğinde başı dik ve öz güvenli Êzîdîlik yoluna devam eder.
CİHAN EREN
Êzîdî halkımızı 3 Ağustos 2014’te Şengal’de hedefleyen bir soykırım saldırısı yaşandı. Êzîdîler, birçok gücün ittifakı ve DAİŞ çetesinin tetikçiliğiyle yapılan bu soykırımı, '74. Ferman' olarak adlandırıyor. Bu saldırı, hem günümüz sisteminin gerçek yüzünü hem de çağımızın vicdani ve ahlaki düzeyini gözler önüne serdi. 74. Ferman, kapitalist modernitenin cilalayarak sakladığı gerçeğini görmek ve anlamak açısından derslerle doludur.
Gelinen aşamada Êzîdîlerin de tartıştığı gibi, bir daha fermanlara maruz kalmamak için verilmesi gereken mücadele yol ve yöntemlerini bulmak ve büyütmek, daha anlamlı bir yaklaşımdır. Buna odaklanmak, 74. Ferman'daki şehitleri yaşatmak ve unutmamaktır.
Fermanlar, Êzîdî halkımızda hem direniş ruhunu ve kültürünü güçlendirdi hem de birtakım sorunlara yol açtı. Êzîdî halkımızın son yıllarda daha bilinçli, sistemli ve derinlikli tartıştığı ve çözmek istediği bu sorunlar, özellikle de 74. Ferman'dan sonra daha çok görünür olmaya başladı. Sorunların çözümünü tartışırken, geçmişi unutmadan, inancın özünü de yitirmeden, durum tespitinde bulunmak en can alıcı konudur.
Êzîdî gerçekliğine bakınca, durum tespiti bağlamında şu hususlar ifade edilebilir;
* Fermanlar, çok büyük bir sosyo-ekonomik yıkım ve sosyo-psikolojik tahribata yol açtı.
* Hiçbir ferman, Êzîdîleri fiziki olarak yok edemedi, inançlarıyla bütünleşmiş Heqwar topraklarından da söküp atamadı.
* Fermanlar, çok köklü bir öz savunma bilinci yarattı.
* Özellikle de günümüz için geçerli olan içe kapanmanın yol açtığı güvensizlik var.
Bu sonuçlar, Êzîdîlerin son fermanda gösterdikleri gibi, her daim saldırılara karşı büyük direndikleri anlamına geliyor. Êzîdîlik, kendisi olarak kalıp direniyor fakat günümüzde farklı bir saldırı biçimi söz konusudur. Anlaşıldığı kadarıyla Êzîdî halkımız, fiziki direniş boyutunda değil, inançsal ve kültürel boyutta birtakım çıkmazlar, zorluklar ve sorunlarla karşı karşıyadır. Bu da bundan sonra ağırlıkta bilinç, inanç ve kültürel direnişi örgütlemeyi; siyasal bütünlük içinde öz savunmayı günün siyasi gerçekliğine ve ihtiyaçlarına göre başarıyla gerçekleştirmeyi zorunlu kılıyor.
İnsani ve ulusal görev
Tüm Kürtlerin, fiziki saldırılara karşı Êzîdî halkımızın savunmasına ve mücadesine katılmaları, hem insani hem de ulusal bir görevdir. Özellikle Apocu çizgideki Kürt yurtseverliğinin 74. Ferman'da gerilla öncülüğünde gösterdiği savunma direnişi, bunun ifadesiydi. Êzîdîlere saldırılar olursa bu yaklaşımın yeniden devreye gireceği muhakkaktır. Elbette özellikle de 74. Ferman'dan sonra daha fazla görünmeye ve konuşulmaya başlanmış bir takım inançsal, toplumsal ve siyasal sorunların çözümü, tüm Kürtlerin katılmasını gerektirmez.
Êzîdîliğe yakışan cevap
Bu sorunların çözümüne, Êzîdîler öncülük ederse sonuç alınır. Bu gerçeklik, Êzîdîliğin binlerce yıldır süren varlığını gelecekte de aynı duruş, inanç ve heybetiyle sürdürmesi için yeni tarihsel görevdir. Bu bağlamda 74. Ferman'a karşı verilen direnişin Êzîdî halkımıza verdiği cesaret ve moralin, toplumsal değişim ve dönüşüme sevk edilmesi, Êzîdî halkımızın talepleri doğrultusunda, sosyal gerçekliklerinde günümüzle çelişiyor dedikleri durumları düzeltme sorumluluğunu ortaya çıkardı. Bu yaklaşımın ve duruşun, fermanlarda verilmiş bedellere en doğru ve Êzîdîliğe yakışan cevap olacağı kesindir. Bu, bir Êzîdî Rönesansı demektir.
Êzîdîliğin özünü yitirmeden
Toplumsal kökleri derinlerdeki bir inanç ve kültürel gerçekliğin, değişim ve dönüşüm anını tespit etmek, kolay bir iş değildir. Bu derin bir tarihsel ve toplumsal bilinci, kendi değerlerine bağlı olmayı, değişim gündeme geldiğindeyse kendine güvenmeyi gerektiriyor. Êzîdîler, zengin bir miras, tarihsel hafıza yanında, barbarca saldırılar karşısında varlıklarını sürdürmek, inançlarını yaşama ve yaşatma tecrübesine sahip nadir toplumlardan biridir. Görüldüğü kadarıyla günümüzdeki sorun, bu kültürü güncelleyebilecek tartışma ve yeniden dönüşümü sağlayacak derinliği yakalamaktaki cesareti göstermemektir. Çözmenin yolu, içinden geçtiğimiz insanlık tarihinin bu çok kritik aşamasında, ihtiyaç ve talepleri karşılayacak düşünüş yöntemi ve mücadele tarzını yakalamaktan geçer. Bunun için de Êzîdîliğin özünü yitirmeden talep edilen değişim ve dönüşüme yol açacak felsefi, toplumsal ve siyasal yaklaşımın nasıl olacağını tespit etmek, en hayati konudu. Söz konusu Êzîdîler olunca bu çok daha elzemdir.
Unutulmaması gereken nokta
Kürt halkının kök topluluğu Êzîdîlerin özgünlükleri, onların her şeyde özgün oldukları anlamına gelmez. Êzîdîler niceliksel olarak daha büyük bir toplumun parçasıdır. Bu toplum, yani Êzîdîler dışındaki Kürtlerin, tarihsel olarak maruz kaldıkları saldırılar, Êzîdîlerin yaşadıklarından çok farklı değil. Bu durum, Êzîdîlerin gelecek yüzyılları da Êzîdî olarak yaşamak için kendi özgün tarihleri yanında tecrübe alacakları dayanakları olduğu anlamına gelir. En az 200 yıldır Kürtler, inkar ve imha sürecine alınmıştır. 50 yıl önce varlığı tartışılan Kürtler, Apocu felsefe ve mücadele tarzıyla varlıklarını kanıtlama sorunlarını önemli oranda çözmüş bulunuyor. Dolayısıyla bu felsefe ve mücadele tarzı, Kürtlerin kök topluluğu Êzîdîler için de derman olabilecek içeriktedir demek, bir doğruyu hatırlatmaktır. Burada unutulmaması gereken nokta, bu felsefe ve mücadele tarzı bizzat Êzîdîlerce, yaşamlarına ve mücadelelerine uyarlanırsa sonuç alabileceğidir. Bunun da anlamı, Êzîdîlerde dönüştürücü dinsel, toplumsal, siyasal önderlerin çıkmasıdır.
Ezdî halkımızın, tüm kritik tarihsel süreçlerde, inançlarını yeni bir aşamaya taşımış inanç önderleri, yöneticiler, kahraman savaşçılar çıkarttığı biliniyor. Bunun son örneği, 3 Ağustos 2014’teki saldırıya karşı mücadelede ortaya çıkan kahramanlıkta ispatlandı. Dolayısıyla fermanlara cevap olacak yeni çıkış için yol gösterici felsefe ve mücadele tarzının yanında, Êzîdî tarihinden alınacak tecrübe de mevcuttur. Bu iki gerçeklik birleştirildiğinde bundan sonra da başı dik, kendine güvenen ve taşıdığı tarihsel özü yenileyerek yoluna devam eden Êzîdîlik ve Êzîdîler olacaktır.