İngiltere Gündemi


Koca bir yılı geride bırakırken, olup bitenlerin muhasebesini yapmamak elde değil. 2016 Britanya için oldukça zorlu bir yıldı. Malum oldukça hayatı bir referandum yaparak bir kumar oynadı. Kumarı kaybetti ama kaybettiğini dahi kabullenmek istemiyor. AB’den çıkış için tutarlı bir yol haritası yok. Çıkış için gerekli olan yasal işlemler henüz başlamış bile değil. Yakında da başlaması beklenmiyor. Referandum sonucu mecliste tartışılmaya sunulacak. Vekillerin kararını bu ay öğreneceğiz. AB’de kalınsın diye oy birliği çıkarsa referandum sonucunu etkiler mi? Orası da muamma. Çıkış için gerekli olan 50. maddenin Mart’ta başlanacağı söyleniyor. Ama bu tarihin aylardır ertelendiğini düşünecek olursak bu Mart’ın ertelenmesi gayet muhtemel. 

Mart’ta çıkış sürecinin başlaması durumunda 2019 yılında yani iki yıl sonra İngiltere AB üyeliğini tamamen bırakmış olacak. İngiltere ortak pazarda kalır mı, Avrupalılara serbest dolaşım hakkı tanır mı gibi meseleler Avrupa ile ciddi pazarlık konusu olacak. Bu konularda İngiltere tüm Avrupa’yı karşısına almış olacak. Ama unutmamak gerekir İngiltere’nin arkasında da Amerika var. Amerika sadece Ortadoğu’nun değil Avrupa’nın da hakim bir güç niteliğinde. 

Dediğim dedik edalarından vazgeçmeyen yeni Başbakan Theresa May’den nefret edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Yeni yıl konuşmasında Brexit referandumunun ülkeyi böldüğünü kabul ettiğini ama ülkenin birlik ve beraberliğini korumak için elinden geleni yapacağını söyledi. Tipik Başbakan vaazları bir nevi. Britanya’da yaşayan 300 bine yakın Avrupalının akıbeti de belirsiz. Hepsi panik halinde. Ulusal Sağlık Servisinin kalitesinin yerlerde olduğu günümüzde Avrupalıların gitmesi durumunda binlerce Avrupalı sağlık çalışanı ülkelerine geri dönecek ve sağlık sektöründeki kötü hizmet daha da kötüleşecek. Tedavi olmayı aylardır bekleyenlerin sayısı katlanacak. AB’de kalmak için çoğunluğunun oy verdiği İskoçya’nın İngiltere’nin siyasi çizgisine olan güvensizliği en yüksek seviyelere ulaşmış durumunda. İskoçya’nın bir kaç yıla kadar bağımsızlığını ilan etmesi kimseyi şaşırtmayacaktır. 

2016’yı öyle kabaca değerlendirdiğimizde Avrupa’da ırkçılık arttı. Sağın ve muhafazakarlığın yükselişi tam hız devam ediyor. Amerika’nın başında bir Trump faktörü var. Okyanuslarda binlerce göçmen boğuldu. Sınırlarda bekleyen binlerce mülteci var. Bunların da ötesinde Fransa’da, Belçika’da, Türkiye’de Lübnan’da bombaların patladığı 2016’yı Britanya’nın ucuz atlattığı söylenebilir. İstanbul’da yılbaşı akşamı onlarca kişi taranırken İngiliz güvenlik güçleri Londra’da alkolü fazla kaçırıp sokaklarda hır çıkaranlarla uğraştı. Her şeye rağmen tek bir kişinin bile burnu kanamadı. Yanlış politikalarla kötü yönetimin sonuçları iktidara değil yine masum halka dönüyor.