Geri dönüp ABD’deki 2016 seçimlerine bakacak olursak, Donal Trump’ın neden Hillary Clinton’u yendiğinin gerçekten oldukça basit bir açıklaması var. Trump’ın sözde kararlı destekçileri onun kazanabilme olasılığıyla son derece gaza gelmişti. Coşkuluydular. Aktif bir şekilde kampanya yürütüyorlardı. Seçmenlerinin oy vermelerini sağladılar. Diğer Cumhuriyetçilerin ve Bağımsızların (ve hatta bazı Demokratların) üzerinde kimi çekinceleri olsa bile Trump için çalışmaları yönünde baskı kurdular.
Hillary Clinton ile ilgili hikaye oldukça farklıydı. Kendisinin kararlı seçmeni daha az kararlıydı ve daha az çalıştı. Kendisinin birçok seçmeni onu muhtemelen sadece Trump karşıtı olduğu için destekledi. Çok az coşku vardı ve bu görüldü. Seçmenleri ona oy vermiş olsa bile, diğer seçmenleri harekete geçirmek için daha az enerji harcadı. Potansiyel seçmenler üzerinde daha az baskı kurdular. Kazanacaklarına emindiler ve bu nedenle bunu başarmak için daha az enerji sarf ettiler.
Temmuz 2017’deki siyasi duruma bakacak olursak, coşku konusunda büyük bir değişim var. Trump’ın kararlı destekçilerinin durumu artık Clinton’un 2016’daki kararlı destekçilerinin durumuna benziyor. Trump’ı destekliyor çünkü Demokratların karşısındalar. Şeytanlaştırdıkları sembolik güçleri ise Nancy Pelosi.
Trump ile “hayal kırıklığına uğradılar.” Vaatte bulunduğu şeyleri yapmadı. Etrafı bir zamanlar kınadığı Goldman Sachs’ın insanları tarafından çevrelenmiş. Göreve geldiği dönemin başında düşük olan destek oranı kararlı destekçileri arasında bile düşmeye devam ediyor. Bu kişiler hala Trump’ı destekliyor çünkü diğer taraf daha kötü gözüküyor. Ancak biraz ağırdan alıyorlar. Diğer seçmenleri kendilerine daha az şekilde çeviriyorlar. Dostları ve aileleri üzerine daha az baskı kuruyorlar. Oy elde etmek için daha az çaba sarf ediyorlar.
Demokratlara bakacak olursak tam tersi bir durum yaşanıyor. Bir fırsat kokusu alıyorlar. Cumhuriyetçilerin önergelerine, taslaklarına karşı hiç bu kadar bir araya gelmemişlerdi. Cumhuriyetçiler sundukları önerge ve taslaklara için Cumhuriyetçiler arasında neredeyse oybirliğiyle destek bulmak için çaba sarf ederken, Demokratlar koltuklarının arkasına yaslanıyor ve onların kendi aralarında kavga etmelerini seyrediyor. Yerel düzeyde ve farklı eyaletler düzeyinde örgütleniyorlar.
Kağıt üzerinde Cumhuriyetçilerin seçimi kaybetmesi mümkün gözükmese bile son iki aylık sürede blog yazarları Demokratları Senato’da ve hatta Temsilciler Meclisi’nde tekrardan çoğunluğu kazanabilmelerinin mümkün olduğunu gösteren analizler sunuyor. Olasılık kesin değil ama bu olasılık bile kısa süre öncesine kadar fantezi olarak gözüküyordu.
Şüphesiz, Demokratlar temel bir konuda -seçim stratejileri konusunda- ayrışma yaşadı. Buradaki soru çok net. Cumhuriyetçilerin kaybettiği gözüken merkez seçmenleri kazanabilecekleri “merkez” bir adayı göstermeleri gerekip gerekmediği? Veya daha sola kayarak -bu kaymanın daha geniş yelpazedeki solculara enerji vererek harekete geçireceğinden hareketle- Bernie Sanders ya da Elizabeth Warren gibi daha solcu birisini mi aday göstermeleri gerektiği. Kısacası, seçmenlerin coşkusuna yatırım yapıp yapmayacakları?
Demokratlar bu konuda tartışıyor. Fakat sol bir programa ilişkin kamp görünür şekilde daha güçlendi. 2016 yılında, seçmen yelpazesindeki herkes sağa kaymıştı. 2018 yılında herkes sola kayacak mı? Henüz bunu söyleyemeyiz. Fakat bu insanların coşkusunu harekete geçirmekle ilgili.
Şimdi, Demokratların 2018 yılında sola kaydığını ve ardından gerçekten da ulusal seçimlerde aynı zamanda bazı eyalet seçimlerinde valilik kazandığını varsayalım. Bu gerçekten bir “devrim” mi olacak? Bundan oldukça uzak bir durumdayız. Ancak bu durum kısa vadeli kararların acısını -benim adlandırmaktan hoşlandığım şekliyle- nüfusun en yoksulları açısından “minimize” edecektir.
Dolayısıyla, kısa dönemli bir kâr. İnşa etmeye çalıştığımız dünyaya ilişkin orta vadeli mücadele hala içinde yaşadığımız cansız kapitalist sisteme karşı mücadele etmeyi gerektiriyor. Ancak, 2018 yılına ilişkin Demokratların kısa vadeli kampanya deneyimlerinden arda kalanlar orta vadeli daha büyük bir mücadeleyi vermeye hazır olanların becerilerini güçlendirecektir.
Dikkatli olacaksak, solculara enerji vermek ve 2018 sonrasında karşılaşacağımız büyük mücadeleyi akılda tutunca önümüzdeki altı ay ve sonrası oldukça ilginç olacak.
* Çeviren: Serhat Bozova