
Arslan’ın cenazesinin bulunması için resmi kurumlara yaptıkları başvurulardan her seferinde eli boş dönen aile, avukatları aracılığıyla Sur’dan çıkan ve tutuklanan kişilerle Haziran ayında görüşmüş ve cenazenin Hasırlı Camisi yanında defnedildiğini öğrenmişti. Cenaze yerinin tespit edilip çıkarılması için ailenin yaptığı başvuruya 1 ay sonra cevap veren Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, cenazenin bulunduğu belirtilen alanda daha önce arama ve tarama yapıldığı, cenazeye ulaşılmadığı gerekçesiyle başvuruya olumsuz cevap vermişti. Bunun üzerine yeniden cezaevinde olan kişilerle görüşen aile avukatı, cenazenin Hasırlı Camisi’nin 10 metre yakınındaki harabede defnedildiğini öğrendi. Cenazenin çıkarılması için 8 Ağustos’ta Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yeni bir başvuru yapıldı.
Oğlumun da mezarı olsun
Sûr’da şehit düşen çocuklarının cenazelerini alabilmek için 10 aile, Sûr’daki Dicle Fırat Kültür Merkezi’nde nöbet eylemi başlatmış, ailelerden 9’u uzun uğraşlar sonunda cenazelerini alabilmişti. Erzurum’da yaşayan Hakan Arslan’ın ailesi ise 203 gündür çocukların cenazesini alacağı günü bekliyor. Baba Ali Rıza Arslan, „Oğlumun ölüm haberini aldığımızdan beri aklımız hep Diyarbakır’da. Yaşadığımız sıkıntıların son bulmasını, oğlumun cenazenin çıkarılmasını istiyorum. Artık oğlumun da bir mezarı olsun. Ben evlat acısı yaşadım başkaları yaşamasın“ dedi.
Sur ailelere yasak
Arslan ailesinin avukatı Ferhat Kılınç, „Yasak bahanesiyle 6 buçuk aydır ailenin oraya gidip kendi oğlunun cenazesini araması engelleniyor. Oraya iş makineleri giriyor da neden aileler giremiyor?“ diye sordu.
DİHA/AMED