Darbe girişimi sonrası 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen OHAL ile birlikte cezaevlerinde adeta tavan yapan hak ihlallerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Baskı ve işkencenin yanı sıra keyfi uygulamalarla da tutsakların yakınlarıyla iletişimleri engelleniyor.
Bir diğer sorun ise tutsakların ailelerinden uzak cezaevlerine sürgün edilmesi. Bir oğlu ve iki torunu cezaevinde olan 78 yaşındaki Meryem Demirağaç, sürgünlerle ailelere zulüm edildiğini belirtti.
Ailelere zulüm
Oğlu ve torunlarının ayrı şehirlerde bulunan cezaevlerinde olduğunu ve çok zorlandığını dile getiren Meryem Demirağaç, aylarca görüşe gidemediklerini aktardı ve ekledi: "İmkanların kısıtlılığından dolayı yılda sadece bir defa gittiğimiz oluyor. Bu, ailelere yapılan bir zulümdür. Biz Allah'ın hükmüne razıyız ama savcı ve hakimlerin verdiği hükme razı değiliz. Cezaevlerindeki zulüm ve işkence insanlık adına ayıptır, yanlıştır. Bunlara ‘dur’ demek lazım. Benim oğluma 34 yıl hapis cezası verilmiş. Biz 21 yıldır bu işkenceyi yaşıyoruz. Haksız yere oğlum cezaevinde tutuluyor" dedi.
Torunu İran'da tutuklu
Tıpkı oğlu ve torunları gibi kendi yaşamının da sürgünde geçtiğini kaydeden Demirağaç, yaşadıklarını şu şekilde dile getirdi: "Hala aynı işkence yöntemleriyle hayatlarımızı karartıyorlar. Bir torunum İran'da tutuklu, diğerleri burada, ülkeler arası mekik dokuyoruz. İran'da tutuklu olan torunuma hiçbir şekilde gidemiyoruz. Ne mektup yazabiliyoruz, ne de telefonda görüşebiliyoruz. Bazen hiç haber almadığımız zamanlarda oluyor. Bu, işkence değil de nedir? Farklı ülkeler, ama zihniyet ve anlayış aynı. Her ailede bir tutuklu var. Aileleri bu şekilde cezalandırmaktan vazgeçsinler. Binlerce Kürt genci, kadını, şu anda cezaevlerinde tutuluyor. Tek suçları var o da siyaset yapmak. Türkiye'deki cezaevleri siyasetçilerle doldurulmuş. Dünyanın hangi yerinde siyaset yapmak suç sayılıyor. Bunun başka örneği nerede görülmüştür? Aileleri bu tutuklama ve sürgünlerle dağıtıyorlar, huzur bırakmadılar."
VAN