
Türkiye’de dün yine devlet erkanı tarafından 23 Nisan nedeniyle şatafatlı kutlamalar yapıldı. BDP, yüzlercesi devlet güçleri tarafından katledilen, 2 bini aşkını tutuklanan, başta anadilde eğitim olmak üzere bütün haklarından yoksun Kürt çocukları için resmi kutlamaları boykot etti. Meclis'teki özel oturum ile resepsiyona katılmayan BDP'liler, basın açıklamaları yaparak, çocuklarının paylarına cezaevi, ölüm, işkence ve ırkçı eğitimin düşmesini protesto etti. “Çocuklar katledildiği sürece bayram olmaz” diyerek alternatif etkinlikler düzenleyen Kürtler, BDP milletvekilleri ve insan hakları kurumları, katledilen çocuklarının akıbetini sordu.
Mardin'in Dargeçit İlçesi'nde BDP'liler, çocukları için basın açıklaması yaptı. Ahmet Kaya Sanat Parkı'ndaki açıklamada konuşan BDP İlçe Yöneticisi Mahmut Mercen, AKP döneminde çocuklara yönelik hak ihlallerinin arttığını belirtti. Mercen, anadiliyle eğitim alma hakkından yararlanamayan çocuklar için 23 Nisan'ın bayram olamayacağını vurgulayarak, "Babası ile birlikte evinin önünde, yaşından daha fazla kurşunla katledilen Uğur Kaymaz, havan toplarıyla vücudu paramparça olan Ceylan Önkol, Enes Ata, Abdullah Aydın, Abdullah Duran ve atılan gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Doğan Tayboğa ve daha yüzlerce çocuğun sessiz çığlıkları altında 23 Nisan kutlanıyor" dedi. "Kürt çocuklarını görmemezlikten gelen AKP Hükümeti yüzlerinde alaycı gülümsemeyle nasıl, '23 Nisan bütün dünya çocuklarının bayramıdır' diyebiliyor?" diye soran Mercen, çocuklara göstermelik bayramlar yaşatılacağına, çocukların sorunlarının çözülmesi gerektiğini söyledi.
Akranlarının katillerini sordular
Nusaybin'de ise BDP'liler ve yüzlerce çocuk, resmi kutlamalar yerine yürüyüş yaparak AKP Hükümeti'ni protesto etti. Katledilen akranlarının fotoğraflarını taşıyan çocuklar, "Katil Erdoğan" sloganı attı. BDP binasının önünde başlayan yürüyüşte çocuklar, "Ölmek istemiyorum", "Dünya çocuk gününde ben de yaşamak isterdim", "Ben de okumak istiyordum" dövizleri taşıdı. Polis, çocukların Eğitim Müdürlüğü'ne kadar yürümesine izin vermedi. Panzerlerin önünde açıklama yapan BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Kürt çocuklarının hala cezaevinde olduğunu, kendi anadillerinde eğitim alamadıklarını, temel haklarından yoksun bırakıldığı gibi şiddete de maruz kaldığını söyledi ve "Maalesef bu koşullarda bayram kutlayamıyoruz" dedi.
Kürt çocuklarını andılar
Kızıltepe'de BDP öncülüğünde Özgürlük Meydanı'nda biraraya gelen yüzlerce kişi, "AKP iktidarında ölen Kürt çocuklarını anıyoruz" pankartı eşliğinde, "Anadilde eğitim istiyoruz" sloganları eşliğinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü binasına yürüdü. Yürüyüşe Mardin Milletvekili Erol Dora, BDP Mardin İl Eşbaşkanı Sihem Elveren Alp, BDP Kızıltepe İlçe Eşbaşkanı Ömer Turgay, Kızıltepe Belediye Başkan Vekili Şerife Alp ile sivil toplum örgütleri temsilcileri de katıldı. Konuşmalardan sonra sloganlar eşliğinde yürüyen kitle, Özgürlük Meydanı'nda eylemi sonlandırdı.
Vekiller eylemdeydi
Amed'de de BDP Milletvekilleri ile belediye başkanlarının katılımıyla yürüyüş yapıldı. Eyleme DTK Eşbaşkanı ve BDP Milletvekili Aysel Tuğluk, BDP Milletvekili Nursel Aydoğan, Bağlar Belediye Başkanı Yüksel Baran, BDP Diyarbakır İl Başkanı Zübeyde Zümrüt, İHD, KURDİ DER, Eğitim-Sen, MEYA DER, BDP, TUHAD DER, Barış Anneleri İnisiyatifi ve BDP il ve ilçe örgütü yöneticileri ile çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Yürüyüşün ardından Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapıldı. Katledilen çocukların fotoğraflarının taşındığı protestoda konuşan 8 yaşındaki Helin, "Savaşın ve çocuk ölümlerinin yaşanmadığı bir ülke istiyoruz" dedi. Milletvekili Nursel Aydoğan da çocuklara "Sizlere daha güzel gelecek bırakmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Biz bu ülkede kötü koşullarda yaşadık. Ama bizden sonra gelenlerin yani sizlerin, bizim koşullarımızda yaşamamanız için elimizden gelen her şeyi yapacağımıza emin olabilirsiniz" sözünü verdi.
'Andımız' işkencesine hayır
İzmir'de de BDP önünde biraraya gelen Kürt çocukları, 23 Nisan'ın kendileri için daha fazla baskı, inkar, yok sayılma anlamına geldiğini söyledi. Yanlarında getirdikleri "Bê ziman jîyan nabe", "Parasız bilimsel anadilde eğitim", "Anadilde eğitim hakkımızı istiyoruz" dövizlerini açan çocuklar, Kürtçe ve Türkçe açıklama yaptı. Etkinlikte konuşan Eylem Baysal adlı çocuk, her sabah okutulan öğrenci andının kendileri için işkence olduğunu söyledi. Çocukların talepleri olduğunu söyleyen Baysal, "Artık anadilimizde eğitim almak istiyoruz. Herkes gibi anadilimizi iyi öğrenip iyi konuşmak istiyoruz. Sonradan öğrendiğimiz bir dille sınav ediliyoruz, doğal olarak başarılı olamıyoruz. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Uğur Kaymaz gibi 12 kurşunla veya Ceylan Önkol gibi bomba ile katlediliyoruz. Roboskî'de okul harçlığını çıkarmak için bir bidon benzin getirmeye giden çocuklar savaş uçakları tarafından bombalanıyor. Bunu da para ile kapatmaya çalışıyorsunuz. Sizin için para candan daha mı önemlidir. Sahi siz o çocukları neden öldürmüştünüz?" diye sordu. Açıklamanın ardından çocuklar "Bê ziman jîyan nabe" sloganları attı.
Tutsak çocuklar unutulmadı
BDP Ankara İl Örgütü üyeleri de tutuklu çocukların durumuna dikkat çekmek amacıyla Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi önünde açıklama yaptı. Sincan Cezaevi'nde, Pozantı'da tecavüz dahil her türlü şiddete uğrayan ve siyasi suçlamalarla ağır hapis cezası istemiyle yargılanan Kürt çocukları tutuluyor. Açıklamaya Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Necla Kurul da katıldı. BDP Ankara İl Eşbaşkanı Meral Vuranok, anadili yasaklanan Kürt çocukları için adalet aradıklarını söyledi. Pozantı Cezaevi'nde cinsel istismara maruz kalan çocukların acısını paylaşmak için Meclis'te veya Başbakanlık'ta değil Sincan Cezaevi önünde adalet aradıklarını belirten Vuranok, "İlköğretime devam eden çocuklarımıza yaşlarının 4-5 katı ceza istendiği için adalet arıyoruz. İlkokulda olması gereken çocuklarımız, ırgat olarak tarlalarda, fındık bahçelerinde çalıştırıldığı ve eğitim öğretimden yararlandırılmadıkları için adalet arıyoruz. Anadillerinde eğitim alamadıklarını haykırdıklarından tutuklanan çocuklarımız için adalet arıyoruz" dedi.
Türkiye'de çocuk olmak zor
Necla Kurul da Türkiye'nin çocuk hakları konusunda 31 ülke arasında sonuncu olduğuna dikkat çekerek, "Kürt çocukları tepkilerini taş atarak gösteriyorlar. Bundan dolayı da cezaevlerine konuluyorlar" dedi.
9 yaşındaki Melisa ise, Kürt arkadaşlarının katledildiğini veya tutuklandığını belirterek, 23 Nisan'ın "barış bayramı" olması gerektiğini dile getirdi. Açıklamanın ardından tutuklu çocuklar için gökyüzüne balon uçuruldu.
Van'da 3 etkinlik yapıldı
Van'da ise BDP öncülüğünde alternatif 23 Nisan kutlamaları çerçevesinde 3 ayrı noktada etkinlik düzenledi. Van'ın Bostaniçi, Hacıbekir ve Şabaniye mahallelerinde düzenlenen etkinliklere, BDP Van İl Eşbaşkanı Cüneyt Caniş, İl yöneticileri, BDP Belde yöneticileri, Barış Anneleri İnisiyatifi ile KESK ve DİSK'e bağlı sendika yöneticileri katıldı. Mahalle aralarında düzenlenen yürüyüşlerde, "Taciz, tecavüz ve ölümlerle neyin bayramını kutlayacağız", "Katledilen Elifin arkadaşları artık önlük giymek istemiyor" ve "Ey hükümet biz çocukları neden katlediyorsunuz" dövizleri açıldı.
Anadilde eğitim istiyoruz
Alternatif etkinliklerde konuşan Gülbahar Sucai adlı çocuk, "Biz Kürt çocukları olarak 23 Nisan'ı kutlamıyoruz. Bizler anadilde eğitim istiyoruz. Biz de diğer çocuklar gibi kendi dilimizle konuşmak istiyoruz. Arkadaşlarımızı öldürüyorlar biz nasıl 23 Nisan'ı kutlarız. Bizler bütün çocuklar gibi özgür yaşamak istiyoruz" dedi.
Binlerce çocuk yargılanıyor
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Adana bileşenleri de aynı amaçla toplandı. İnönü Parkı'ndaki açıklamayı HDK Sözcüsü Güven Boğa okudu. Boğa, "Türkiye'de binlerce çocuk işlemeyi dahi bilmedikleri suçtan yargılanıyorlar" dedi. 23 Nisan'ı kutlamamak için yüzlerce sebep olduğunu söyleyen Boğa, açık alanda buldukları askeri mühimmat yüzünden 300'den fazla çocuğun öldüğü, binlercesinin sakat kaldığı, yüz binlerce çocuğun sokaklarda yaşadığı, çok daha fazlasının güvencesiz ve kayıtsız olarak çalıştırılmasına göz yumulduğu Türkiye'de, 23 Nisan'ı kutlamaya utandıklarını söyledi.
Roboskîliler gitmedi
Türk savaş uçaklarının bombardımanıyla 19'u çocuk 34 canını yitiren Roboskîliler de AKP Hükümeti ile Başbakan Erdoğan'ın sözünü tutmamasını ve katliamın faillerini aradan geçen aylara rağmen hala yargılamamasını protesto etmek için çocuklarını devletin yaptığı resmi kutlamalara göndermedi.
Yüksekova'da 23 Nisan çatışması
Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde de Kaymakamlık önünde yapılan kutlamalara, sadece mülkü amirler katıldı. Kutlamaları boykot eden öğrenciler, güneşli havayı fırsat bilerek piknik alanlarına gitti. Yaşları 7 ile 12 arasında değişen yaklaşık 150 çocuk da "Bize Newroz'u zehir ettiniz biz de size 23 Nisanı kutlatmayacağız" diyerek çarşı merkezinde gösteri yaptı. Ancak polisin saldırısı gecikmedi. Çocuklar, gaz bombası atan polislere taşlarla yanıt verdi.
HABER MERKEZİ
BDP törenlere katılmadı
BDP Grubu, 23 Nisan resmi kutlamaları ve törenlerine katılmadıkları gibi Meclis'teki resepsiyona da katılmadı.
BDP Grup Başkanvekilleri Hasip Kaplan ve Pervin Buldan, '23 Nisan Çocuk Bayramı'yla ilgili dün Meclis'te basın toplantısı düzenledi. Hasip Kaplan, 23 Nisan’ın bu yıl da ”demokrasi ve özgürlüklerin yerleşmediği, Türkiye’nin çoğulcu yeni bir anayasaya kavuşmadığı, demokratik siyaset kanallarının açılmadığı, halk iradesinin kelepçelendiği, anadil yasağının kalkmadığı, çocuklara yönelik işkence, taciz, tecavüz, gözaltı tutuklama gibi insanlık dışı uygulamaların artarak devam ettiği bir atmosferde karşılandığını” söyledi.
Egemenlik Meclis'te değil, AKP'de
"Demokratikleşmeden Kürt sorununa, sosyal adaletten kalkınmaya varıncaya kadar siyasal, ekonomik ve toplumsal alanda önemli sorunlarla karşı karşıya bulunulan bir ortamda 23 Nisan’ı ne milli egemenlik adına ne de çocuk bayramı tadında kutlayabilmenin olanağı ne yazık ki bulunmamaktadır” ifadesini kullanan Kaplan, şunları söyledi: ”Bu parlamentonun duvarında ’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diye yazar ama bu parlamentonun 8 üyesi bugün halen cezaevinde tutuklu. Seçilmişleri tutuklattırarak halk iradesini hiçe sayan bir iktidar zihniyetinin yarattığı bu tablo 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözünün sadece duvarlarda asılı kaldığı bir ülkenin, Türkiye’nin tablosudur. Bu tablo karşısında halk iradesinin özgür olduğu söylenebilir mi? Ne yazık Türkiye’de egemenlik, sayısal çoğunluğu elinde bulunduran AKP iktidarına ve onun emrindeki vesayet kurumlarına aittir.”
Renkli gösteriler gerçekleri gizleyemez
Pervin Buldan da 23 Nisan ile ilgili renkli görüntülerin bir ”yanılsama olduğunu” söyledi. ”Uludere’de ölen 19 çocuğun, cezaevlerinde 2 bin 281 çocuğun adı bu 23 Nisan’da yok. Sokaklarda sürüklenen, kolu kırılan, dipçikle öldüresiye dövülen, gaz bombalarına maruz kalan, katilleri beraat ettirilen çocukların adı bu 23 Nisan’da yok” diyen Buldan, şunları söyledi: ”Bu çocuklar, bu ülkenin gerçekleridir. Renkli gösteriler, renkli kutlamalar bu gerçekleri gizleyemez, üstünü örtemez. Biz bu gerçeklere dikkat çekmek için 23 Nisan resmi kutlamaları ve törenlerine katılmadık."
Seçilmişler bırakılmalı
Buldan konuşmasının devamında ise şu önerilerde bulundu: "Tutuklu bulunun milletvekilleri, belediye başkanları, seçilmiş temsilciler ve siyasetçiler derhal serbest bırakılmalı, örgütlenme-düşünce ve siyaset özgürlüğünü önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Halk iradesinin parlamentoda temsil edilmesini engelleyen anti-demokratik yüzde 10 seçim barajı kaldırılmalı. Çocuklarımıza eşit fırsatlar sunulmalı, kendilerine özgür bir geleceği hazırlayabilecekleri imkanlar yaratılmalı, güvenli ve barışçıl bir ortam oluşturulmalı.”
ANKARA