Tarih bazen kişilere, toplumlara ve ülkelere yeni şanslar bağışlar. Moda deyimle kaos aralıkları yeni yaşam olasılıklarını da barındırır. Türkiye’nin içinde bulunduğu kaos aralığı koalisyon tartışmalarıyla kendini açığa vursa da bu tarihsel dönem yeni yaşam olasılıklarını da gündeme getirdi.
Fazlasıyla zorlu bir seçim süreci tamamlandı. İlk kez seçimlerden dolayı bu kadar haksızlık yapıldı. Barajın yıkılacağı korkusu yaşayan iktidarcı güçler saldırılarını arttırdı. HDP tüm silahlı, sözlü ve başka türlü saldırıya rağmen barajları yıkarak hak olanı hakikat kıldı. Halklar AKP’yi tek başına iktidar yapmayacağını, AKP’ye bu güveni vermediğini söyledi. Ve seçimin sonuçlarını da kendi yarattığı bayramı kutlama coşkusuyla karşıladı.
Nihayet 23 Haziran tarihi itibariyle 25.meclis açıldı.
Tüm milletvekillerinde hiçbir zaman olmadığı kadar büyük bir heyecan vardı. Kimileri tedirgindi. Çünkü Öcalan soyadı meclise girmişti. Ve bu tedirginlik metin okumalarına da yansıdı. Tedirgindiler; çünkü meclise tabulu denilenler gelmişti. Soykırımlardan geçirilen, yok sayılan halkların ve inançların temsilcileri tarihin derinliklerinden çıkıp gelircesine meclis kürsüsünde yerini almıştı. Meclise Kürtlerin girmesi karmaşık süreçlerle de olsa kanıksanmıştı. Ama Ermeni, Roman, Êzîdî, Alevi, Süryani, Arap, Mıhelmi vekiller doğalında olduğu gibi Türkiye halkını temsil etmek üzere meclise girdi. Ermeni soykırımının 100.yılında Ermenilerin Türkiye büyük millet meclisinde olması kimilerini tedirgin ediyordu. Tedirgindiler; çünkü kadınların sayısı artmıştı. Nihayetinde bu tablo, farklılıkların yansıdığı bir meclisi Türkiye toplumlarının gözleri önüne getirdi.
Tedirginliklere rağmen meclis açıldı ve sözler verildi. Çokluklar, tekliklerin azrailidir ne de olsa. Ama korkunun ecele faydası yokmuş.
Kimileri dersini iyi çalışmış, metni ezberlemişlerdi ve büyük bir coşkuyla okurken kimileri de düz okuyup geçti. Metnin içeriğine yönelik tartışmalar derinlikli değildi. Benimsenmemesine rağmen bu metne takılmanın öncelikli olmadığına yönelik haklı düşünce HDP’li vekillerin ifadelerinde ortaya çıktı. Kültürel soykırım ve etnik arındırma zihniyetiyle oluşturulan tüm ritüellerin ilkokuldan meclisle kadar, beşikten mezara aynı zihniyetle oluşturulduğu bilinmektedir.
İlkokul çocuklarına ezberletilen ant metni ile mecliste vekillerin okuduğu ant metninin ruhu aynıdır. Bu meclisin halklar ve inançlarla yeni bir Türkiye’ye doğru gidebilmesinin bir şartı da bu soykırım dilini değiştirmek, tekçi egemen sözler yerine özgür demokratik değerleri esas alabilmektir. Ant metninin meclis bileşiminin doğasına, ruhuna göre olması da yeni cumhuriyetin bir şartıdır. Bu yolla tekçi zihniyeti değiştirip ortaklıkları çoğaltmaya dönüştürmek ilk elden yapılması gerekenlerdendir.
25. Meclis, kurucu meclis olabilecek mi? Değişen dünya, değişen değerler ve yaşam karşısında cumhuriyetin değişmemesi mümkün değil. Ki değişmemede ısrar ettikçe çürümenin arttığı bilinmektedir. Cumhuriyet, AKP iktidarı sürecinde bir değişim seyrine girse de bu değişim halkların özgür yaşamı ekseninde gerçekleşmemiş, daha fazla AKP’nin ideolojik hegemonyasına hizmet eden tarzda gerçekleşmiştir. Bu anlamda son seçimler AKP’nin elinden kendi ideolojik hegemonyasını tartışmasız yaratma imkanını almıştır. Bu durum, yeni meclisin kurucu meclis olması imkanını da aynı şekilde yaratmıştır.
25.dönem meclisinin kurucu meclis olmasının ilk şartı olan Türkiye halkları, inançları ve tüm kesimlerin temsil edilmesi adımı atılmıştır. Bu temsili salt meclis çatısıyla sınırlandırmamak ve kişilerin vekaletinden çıkararak toplumsallaştırmak, buna göre bir yeniden yapılanma sürecine girmek kurucu meclis olabilmenin ikinci şartıdır. Hatta giderek temsil zihniyetinden çıkarak toplumun kendi kendini yönetmesinin koşullarını oluşturmak, cumhuriyet kavramının da anlamına denktir.
Kurucu meclis olabilmenin ana şartı, yeni bir anayasa yapmaktır. Anayasanın da meclis bileşiminin doğasına denk bir temelde yeniden düzenlenmesi, mecliste temsilini bulan kesimlerin yanında tüm inanç, etnisite ve siyasal kesimlerin özgür yaşamalarını güvenceye alan bir temelde yeniden düzenlenmesi şarttır.
Cumhuriyet yeniden kuruluyor. Bu seçimlerde HDP çatısı altında halkların, inançların meclise girmesi, cumhuriyetin bu tabloyla yeniden kurulma olasılığının yüksekliğini gösteriyor. Koalisyonun oluşturulması, anayasal değişikliğin gündeme alınması ve yeni demokratik bir cumhuriyetin temelleri atılmalıdır.