
Mutlak tecrit altındaki Öcalan ile görüşmek için bu gün toplu başvuru yapacak olan avukatlardan Rezan Sarıca, “Bu başvuruyla Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi çabalarında da Öcalan'ın yanında olduğumuzu göstereceğiz” dedi.
Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), Öcalan ile görüşme yapmak için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapacakları toplu başvuruya ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinde basın toplantısı düzenledi. ÖHP’li avukatlarının yanı sıra Asrın Hukuk Bürosu, Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ve Avukat Ercan Kanar da basın toplantısına katıldı. Basın toplantısının olduğu salona “İmralı tecrit sistemine son” pankarttı asıldı.
Asrın Hukuk Bürosu’ndan Avukat Rezan Sarıca, ÖHP’nin çağrısıyla bir araya geldiklerini belirterek, “Yarın (bugün) 250 hukukçu arkadaşımız için Asrın Hukuk Bürosu olarak görüşme başvurusunda bulunacağız. Bu başvurunun temel çalışması İmralı tecrit sistemine karşı bir duruştur bunu kabul etmemektir” dedi. 6,5 yıldır avukatların Öcalan ile görüşmesine izin verilmediğini, 14 aydır ise hiçbir şekilde Öcalan’dan haber alınmadığını kaydeden Sarıca, şuan yaptıkları başvurularının reddedilmesinin OHAL gerekçeli olduğunu söyledi. Sarıca, “Bu başvuruyla aslında Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için yaptığı çabalarda da Öcalan'ın yanında olduğumuzu göstereceğiz” diye konuştu.
Bütün hakları gasp edilmiş
Basın açıklamasını ÖHP yöneticilerinden Avukat Raziye Turgut yaptı. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulmakta olan Öcalan ve diğer 3 Kürt politik tutsağa uygulanan ağırlaştırılmış tecrit ve infaz rejiminin her geçen gün çok daha ağır ve kabul edilemez bir hal aldığını söyleyen Turgut, Öcalan avukatlarının 27 Temmuz 2011’den bu yana kendisi ile görüşmesine izin verilmediğini belirtti. 5 Nisan 2015’te İmralı heyetinin yaptığı görüşmenin ardından bir görüşmenin olduğunu hatırlatan Turgut, “11 Eylül 2016’da kardeşi Mehmet Öcalan ile görüşme yapabilmiştir. Bu görüşme de demokratik kamuoyunun tepkisi ve Diyarbakır’da çeşitli kurumlardan oluşan 50'yi aşkın insanın açlık grevi sonrasında gerçekleşebilmiştir” diye konuştu.
11 Eylül 2016’dan bu yana ne Öcalan ne de diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’dan herhangi bir haber alınmadığını sözlerine ekleyen Turgut, şunları söyledi: “21 Temmuz 2016’ya dek ‘gemi arızası, hava muhalefeti’ gibi fiili gerekçelerle reddedilen görüşme başvuruları, bu tarihten itibaren İnfaz Hakimliği kararı gerekçe gösterilerek reddedilmektedir. Bu kararda OHAL şartları sebep gösterilerek İmralı Cezaevi ile her türlü iletişim, yazışma ve görüşme hakları süresiz olarak askıya alınmış, iptal edilmiştir. Oysa dayanak OHAL kararnamelerinde dahi böylesi total bir yasaklamaya olanak sağlanmamaktadır. Bir tutuklu/hükümlünün avukat görüşmesini süre ve koşulla sınırlandıran hükümler KHK ile düzenlenmiştir. Ancak hiçbir kanun ya da kararnamede avukat ya da aile görüşme hakkını tamamıyla ortadan kaldıran bir hüküm bulunmamaktadır.”
“Yasal olmayan, yasal dayanaktan yoksun bir kararın, fiili ya da idari bir kararla uygulanması hali söz konusudur ki, bu da hukuksallığın rafa kaldırılması anlamını taşımaktadır” diyen Turgut, “Bu haliyle yasal ve uluslararası hukukta tanımlanıp güvence altına alınmış Aile Görüşme Hakkı, Avukatla Görüşme Hakkı, Haberleşme ve İletişim Hakkı, Adil Yargılanma ve Savunma hakkı gibi neredeyse tüm hukuki haklarının engellenerek gasp edilmesi, başlı başına kabul edilemez bir durumdur” diye konuştu.
Çürütücü ve tahrip edici
Turgut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Olağan hukuk ve infaz rejimi dairesinde bulunan bir cezaevinin bu denli denetim dışı, keyfi, istisnai şartlarda tutulması bütün ceza infaz rejimini, bir adım ötesinde bütün bir hukuk sistemini ve giderek demokratik toplum değerlerini sakatlamaktır. Hukuksal kuralları ve usulü yok saymak siyasi iktidar için birçok şeyi daha kolay yönetilir kılabilir. Ancak bu kolaylaştırıcılık, adalet ve demokrasi adına var olan çok şeyi çürütür ve tahrip eder. Bizler cezaevinde ağırlaştırılmış tecridin bir ifadesi olarak 27 Temmuz 2011’den bugüne kadar uygulanan avukat görüşme yasağını ve İmralı’nın bu denli hukuksal denetim dışı bırakılmasını kabul etmediğimizi beyan ederek, Sayın Öcalan ve İmralı’da tutulan mahpuslar ile görüşme talebimizi iletiyoruz.”
Tecrit ölüm koridorudur
Öcalan’ın dünyanın en ağır tecrit uygulandığı iki isimden biri olduğunu dile getiren Avukat Ercan Kanar da daha önce yapılan kampanyalara değinerek, Öcalan için toplanan imzaların Mandela için toplanan imzalardan daha fazla olduğunu hatırlattı. 2015’te Öcalan için yaptıkları basın toplantısına değinen Kanar, o dönem imzaların gerekli yerlere ulaştıklarını ifade ederek, “O dönemki taleplerimiz hala kabul edilmiş değil” dedi. “Öcalan’a yapılan tecrit insanlığa karşı suçtur” diyen Kanar, “Yasalarda olmayan bir tecrit uygulanmaktadır” diye konuştu. AİHM’in 3. Maddesinin ihlal edildiğini anlatan Kanar, “Bizim açımızdan ikinci maddenin de ihlali söz konusudur” diyerek uzun süreli tecridin “ölüm koridoru” oluşturduğunu kaydetti. Tecride derhal son verilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Kanar, “Barışı daha da öteleyen savaşa hizmet eden bir tecrittir. Daha özgürlükçü koşullara ulaşmasını talep ediyoruz” ifadelerinde bulundu.
Bir an önce son bulmalı
İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise tecridin bir an önce kalkmasını isteyerek, “Toplumun kafasındaki 'orada neler oluyor' yönündeki sorulara cevap olmak için tecrit kalkmalıdır. Geleceğimize bakışımızı belirleyen bir tecrittir” dedi. Yoleri, “Kürt halkının lider kabul ettiği birinin orada olması kafamızdaki barışçıl düşüncelerin zedelenmesine yol açtığı içinde bütün toplumu ilgilendiriyor. Tecridin bir an evvel son bulmalıdır” diyerek bu konuda dayanışmanın daha da gelişmesi gerektiğini ifade etti.
250 avukat bugün Asrın Hukuk Bürosu aracılığıyla Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na başvuruda bulunacak.

Kardeşi: Kapı açılsın
Öcalan’ın avukatlarının 16 Kasım’da son yaptıkları 705. başvuru da “OHAL” gerekçesiyle engellendi. Ailenin yaptığı başvurular ise 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun gereğince “Hükümlüler hakkında getirilen kısıtlamalar” gerekçesiyle uygun görülmeyerek reddediliyor.
En son Kürt siyasetçilerin süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlatması üzerine 11 Eylül 2016 tarihinde Öcalan'la görüşen kardeşi Mehmet Öcalan, İmralı’dan haber alamamanın endişe verici olduğunu söyledi. Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, 11 Eylül’den bu yana İmralı’da olup bitenlerden haberdar olmadıklarını belirtti. Öcalan, "Demokrasiden bahsediyorlar, ancak demokrasi yok. Şu aşamada İmralı kapısı kapanmışsa kapalı kalmaya devam edecekse gelecek günleri karanlık görüyoruz. Herkes etkilenecek. Öcalan halklar arasında bir köprüdür. O köprüyü yıkmaya kimsenin hakkı yok. Türkiye ve Kürdistan’da siyaset yapan insanlara çağrımız var. Biz bir şey yapamadığımız için ben de kendimi suçlu görüyorum. Bir an önce herkes elini vicdanına koysun, İmralı kapısı açılsın” dedi.
İSTANBUL