İHD İstanbul Şubesi avukatlarından Hüseyin Boğatekin, Bitlisli bir ailenin bölgedeki çatışmalar sırasında yaşamını yitiren kızlarının cenazelerini almak için Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’yla görüştüğünü, savcılıktan bir görevlinin bundan sonra tespit edilen cenazeler için ailelerin aranmayacağını dediğini belirtti. Benzer uygulamarın öz yönetim alanlarında şehit düşenlere de yapıldığını KHK ile kapatılan MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle, 18 Ekim’de dile getirmiş ve halen 250 cenazenin kimsesizler mezarlıklarında bekletildiğini söylemişti. Türk devlet yetkililerinin çıkardığı tüm zorluklara karşı aileler ise halen bir mezar taşı dahi olsa çocuklarının cenazelerini arıyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi avukatı Hüseyin Boğatekin, daha önce başvuruda bulunan Bitlisli bir ailenin cenazelerini alamadıklarını Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirmişti. Bu hususta gerek kendilerinin gerekse ailenin başvurularının olduğunu ifade eden Boğatekin, “Aile bugün itibariyle Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapmış oldukları yüz yüze başvuru sonucunda kızları Esma’nın cenazesinin tespit edildiğini, kendilerine verilebileceğini öğrendi, cenazeleri alıp kendi inanç ve kültürlerine göre toprağa vermek için Bitlis’in Tatvan ilçesine doğru yola çıktılar” dedi.

Ailenin cenazeyi alıp Tatvan’da toprağa vermek istediği fakat yolda Tatvan Emniyet Müdürlüğü tarafından arandığını dile getiren Boğatekin, "eğer cenaze Tatvan’a gelirse cenazeye el konulacağının" söylendiğini aktardı. 

Artık aileler aranmayacak

Boğatekin, önemli bir gelişmeye dikkat çekti. Boğatekin “Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki görevli bundan sonra tespit edilen cenazeler için ailelerin aranmayacağını ve tüm ailelerin kendiliğinden başvurması gerektiği, bu nedenle çocuklarının cenazesine ulaşmayan ailelerin de muhakkak Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelerek yeniden başvuru yapmaları gerektiğini söyledi” bilgisini paylaştı. 

MEYA-DER başkanı da

Şırnak’ta şehit düşen ve 1 Ekim’de Amed’de defnedilen Ayşe Kaçar’ın cenazesi için ailesi 4 ay önce kan örneği vermişti ve kan örneğinin sonucu 2 ay önce Cizre’de belirlenmişti. Ancak sonuç aileye bildirilmiyordu. Son olarak Silopi’ye giden Kaçar’ın ağabeyi burada sonucun geldiğini ancak savcının bunu işleme koymayıp beklettiğini öğrendi. Orada verdiği uğraşlar sayesinde cenazeyi alabildı. MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle, bu örneği de hatırlatarak, "Böylesi keyfi ve insanlıktan uzak uygulamalar yapılıyor“ dedi.

250 cenaze bekletiliyor

Öz yönetim direnişlerinde şehit düşen ve Erzurum, Urfa, Mardin ve Şırnak’ta kimsesizler mezarlıklarına defnedilen en az 250 cenaze halen buralarda bekletiliyor. Nusaybin, Cizre, Gever, Şırnak ve Sur’da ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında Türk devleti, katlettiği kişilerin cenazelerini morglara taşımış. Ardından kimlik teşhisleri yapılmadan cenazeleri kimsesizler mezarlıklarına defnetmişti. 

DNA örnekleri karıştılmıştı

Cenazeler kimsesiler mezarlıklarına birer numara verilerek defnedildi. Nusaybin’den çıkarılanların mezar taşlarına numaraların yanında ’NS’ ibaresi konulmuş. Bunun yanında Gever’de (Yüksekova) katledilen ve Erzurum’da kimsesizler mezarlığına defnedilen 43 cenazeye ait DNA örnekleri karıştırılmış. Hangi DNA örneğinin hangi cenazeye ait olduğu halen bilinmiyor. 

Aileler çocuklarını istiyor

Aylardır cenazelerinin tespit edilmesi için Amed, Mardin, Urfa, Antep başta olmak üzere bir çok farklı merkezin adli tıp kurumlarında kan örneği ve DNA testi yaptıran yüzlerce aile halen bir cevap almış değil. Aileler, tüm zorluklara rağmen çocuklarının cenazelerini istiyor.

7 aydır cenaze arıyor

Nusaybin öz yönetim direnişinde şehit düşen Kendal Qoser’in (Abdulselam Değer) annesi Leyla Değer, "Bir mezar taşı dahi yok. 7 aydır cenazemi arıyorum. Cenazelerimizden, mezarlarımızdan dahi korkuyorlar. Biz çocuğumuzun cenazesini istiyoruz. Gidip o mezarda acımızı yaşamak istiyoruz" demişti.  


 İSTANBUL