
25’inde de sonuç değişmedi!
Federal Kürdistan Bölgesi’ne 1983-2000 yılları arasında tam 24 operasyon yapan Türkiye, ilk askeri operasyonu 1983’te düzenlendi. 7 bin dolayında asker, 5 kilometre kadar sınır içine girdi. Bunu 1984 Ekim’de 2’nci, 12 Ağustos 1986’da ise 3’üncü operasyon izledi. Genelde 5-15 bin arası askerle yapılan operasyonların en kapsamlısı 1995 yılında gerçekleştirilen „Balyoz Operasyonu“ oldu. Bu operasyona hava desteği altında 35 bin asker katıldı. Operasyonda bir gün içinde 113 askerin hayatını kaybetmesinin ardından geri çekilme yaşandı. İki yıl sonra bu defa 20 bin askerle „Çekiç Operasyonu“ yapıldı. 1998’de de, 15 bin askerle „Murat Operasyonu“ gerçekleştirildi. Bir yıl sonra 1999’da ise tekrar hava ağırlıklı „Sandviç Operasyonu“ yapıldı. 35 bin askerin katıldığı „Çelik Operasyonu“nda da beklenilen sonuç alınamadı. Gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonlarda ne PKK ortadan kaldırılabildi ne de Kürt sorununun çözümünde devlet bir adım atabildi. Aksine yaşanan askeri kayıplar ve yaratılan mali krizler, Türkiye’yi onlarca yıl geriletti.
AKP de şansını denedi!
Her iktidar döneminde gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonlarda AKP, ilk ‘şansını’ denedi. 5 Kasım 2007 yılında Başbakan Tayip Erdoğan’ın ABD Başkanı George W. Bush ile yaptığı görüşmenin ardından sınır ötesi operasyon hazırlıkları başladı. Şubat 2008’de başlayan operasyonda Federal Kürdistan Bölgesi’ne 93 kez top atışı olmak üzere toplam 163 saldırı düzenlendi. Bu operasyonda ilk kez ABD’ye ait insansız hava uçakları kullanıldı. Yapılan operasyonda 129 asker, 12 HPG’li yaşamını yitirdi. PKK kaynakları, saldırı sırasında Xakurkê’de bir F-16 savaş uçağının düşürüldüğünü duyurdu. İki kez kara harekatının da yapıldığı 2007 yılında operasyonlar sonuçsuz kaldı.
Sivil halk zarar gördü
2008 operasyonunda özellikle Kandil bölgesinde Mereto, Kalatuka, Lewcê, Balakatî gibi yerler hedef alındı. Saldırılar sonucu 2 sivil yaşamını yitirirken, 30’dan fazla kişi yaralandı. 15’in üzerinde köyün hasar gördüğü operasyonda 2 bine yakın kişi mağdur oldu, okul ve hastaneler yıkıldı. Öte taraftan operasyonun kullanımı uluslararası toplum tarafından insanlık suçu sayılan misket bombalarıyla gerçekleştirdiği ortaya çıktı.
Misket ve napalm kullanıldı
Federal Kürdistan yetkilileri tarafından Türk savaş uçaklarının 6 Temmuz’da Zaxo kenti kırsalını misket bombasıyla bombaladığı duyuruldu. Misket bombasının patlaması sonucu bir köylünün yaralandığı ve aynı köyde patlamamış 5 misket bombasının bulunduğu açıklandı. 15 Ağustos’ta misket bombalarının kullanıldığı belgelendi. Bombardımanda Baver Ömer isimli bir çoban yaralandı, çok sayıda koyun da telef oldu. KDP kaynakları Türk ordusunun 27 Ağustos’ta yine Zaxo kırsalında bu kez napalm bombası kullandığını açıkladı. Türkiye 9 Eylül’de Zaxo kenti kırsalını misket bombalarıyla bombaladı, bombardımanda biri çocuk 4 kişi yaralandı. Bombardımanda, baskılar sonucu Şırnak’ın Uludere İlçesi’nden bölgeye göç etmiş olan Şen ailesinin 4 yaşındaki çocukları Xebat Şen yaşamını yitirirken, 15 yaşındaki Nahile Şen ise yaralandı.
Ekonomi alt üst oluyor
Askeri saldırıların arttırılması ekonomiyi de darbeliyor. Konuya ilişkin „Doğu ve Güneydoğu’da Yoksullaşma ve Çözüm: Barış“ başlığıyla bir araştırma yapan iktisatçı Mustafa Sönmez, savaşa nasıl milyonlarca TL akıttığını gözler önünü serdi. 2006 yılı bütçesinde bölge illerine yapılan harcamaların yüzde 18’inin „kamu düzeni ve güvenlik“, yüzde 11’nin de „savunma“ olmak üzere toplam yüzde 29’unun „asker-polis harcaması“ olduğu, bu oranın Türkiye ortalamasında ise yüzde 13 düzeyinde bulunduğu tespit edildi.
SERTAÇ KAYAR - DİHA/AMED