
1. Dünya Savaşı’nda Botan Aşireti olarak Hamidiye Alayı’na 400 kişilik bir grupla katılır. Verdikleri mücadelenin sonucunda Lozan Anlaştması'nda “Kürt yoktur, artık siz de Türksünüz” denilmesiyle Kürtlerin baş kaldırdığını hatırlatan Esen, “1914 yılında 1. Dünya Savaşı’na katıldım. Torunumun torunu olduğunu biliyorum, şu an Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanına dağılmışlar” dedi.
Yaşlı çınar, 1. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin işgal edilmesinin Kürtlerin sayesinde engellendiğini ifade ederek, “Osmanlı sistemi içten çökmeye başladı, bir yandan Fransızlar saldırdı, bir yandan İngilizler, Ruslar, Yunanlar ve Bulgarlar dört bir yandan Osmanlı’yı kuşatma altına aldı. O sırada Kürt aşiretlerinden oluşan Hamidiye Alayları imdada yetişti. Hepimiz aşiret olarak kendi şehrimizden, köyümüzden 3 ayrı cepheye kendi inisiyatifimizle seferberlik ilan ettik” dedi. Esen, uğruna mücadele ettikleri sistemin Lozan’da tek kalemle üzerlerine çizik çektiğini belirtti. Lozan’da alınan kararların en çok Kürtleri etkilediğini vurgulayan Esen, şunları söyledi: “O zaman Amerika güçlü değildi, sadece bir millet topluluğuydu. İngilizlere gittiler. Lozan’da cumhuriyetin kuruluşunda önlerine konulan bazı maddeler şöyleydi; Arapça alfabe kaldırılacak Latinceye dönüştürülecek, din kuralları tümden kalkacak, kılık kıyafetler değişecek, cuma günü yerine pazar günü istirahat günü kabul edilecek denildi ve İsmet, İngilizlerin tüm taleplerine evet dedi.”
Mehmet Esen, “Seydayê Cegerxwin’i Derik’te gördüm. Bize Kürtlerin ulusallığı için bir nevi eğitim verdi. Beni de çağırmışlardı” diye konuştu.
‘Kürt isyanında yanlış yapıldı’
Kürt isyanlarının eşzamanlı olacağı kararına rağmen bazı işbirlikçi aşiretlerin karara uymadığının altını çizen Esen, “İsyanlar bir anda olmadı. Şêx Said isyan etti, sonra Yakup Ağa ile Şêx Abdurrahman Medreseyî Eruh’u ele geçirdi. Pîrezdin Garisî de Pervari’yi ele geçirdi. Ama tüm aşiretler o zaman bir anda ayaklanmadı, oysa ki Kürdistan isyanı olacaktı. İsyan parça parça olunca kanla bastırıldı. Bu kez isyan eden aşiretleri devlet kökten bitirdi, geri kalanı ülke sınırlarının dışına itti. Pîrezdin Garisî teslim olmasına rağmen katlettiler, Yakup Ağa Suriye’ye Şêx Abdurrahman Medreseyî Irak’a kaçmak zorunda kaldı” dedi.
'Eruh'taki her iki isyana tanığım'
29 isyana tanıklık eden Esen, Dihê’deki isyana iki kez tanıklık ettiğini kaydetti. Esen devamla şunları söyledi: “Sayısız isyana tanık oldum, Eruh’un kurtuluşuna 2 kez tanık oldum, son olarak Apocular Eruh’u ele geçirdi. Ama ele geçirdikten sonra tek kişi öldürmedi. Sabaha karşı artık amaçlarına ulaşmışlardı ve şehri terk ettiler. Devletin bunun acısını Kürtlerden alması gerekiyordu ve Kürt köylerini talan etmeye başladılar, önlerine gelen köyü ateşe verdiler. Kürt bölgesini resmen boşalttılar.”
Kendi köyünü ateşe veren ve boşaltan yüzbaşının saldırganlığına maruz kaldığını ifade eden Esen, “Bizim de köyümüzü ateşe verdiler. Asker konuşmamıza dahi izin vermedi. Artık dayanamadım yüzbaşının faullerinden tutarak ‘senin her bir tüyünde benim emeğim var. Bu ülkeyi biz kurduk. Bizim emeğimizle kurulan topraklardan sürüyorsunuz, evimi yakıyorsunuz’ dedim. Bu vatanı biz kurduk, onlar da gelip evimizi yaktılar” şeklinde konuştu.
Kürtlere tarih boyunca en büyük ihaneti İsmet İnönü’nün yaptığını söyleyen Mehmet Esen, Türklere verilen gazilik maaşından bile kendisinin muaf tutulduğunu hatırlattı. Esen, “Kürtler özerk bir toplumdu ama ben bu dünyada ve öbür dünyada İsmet İnönü’ye davacıyım. Kürtlerin bunca kanı emeğini hiçe sayarak Lozan’da ‘Kürtler yoktur’ dedi. Ve o günden bu yana Kürtler hak arayışında ve bedel ödüyor” dedi.
‘Bir tek önder gördüm’
Kürtlere ulusal birlik çağrısında bulunan yaşlı Esen, şunları belirtti: “Kürtler Saddam’ın katliamını asla unutmamalı. Onun için biriyle uğraşmanın zamanı değil, Irak Kürdistan’ında bir takım kazanımlar var, şimdi Suriye kendi kendilerini yönetecek duruma gelmişler, şükürler olsun onu da kulaklarımla işittim. Birçok isyan gördüm, birçok lider gördüm, birçok savaşçı gördüm ama tek bir tane önder gördüm. O da Abdullah Öcalan’dır. Türkiye artık Öcalan ile silahla savaşmayı bıraksın, onunla kalem savaşına girsin, masa kurulsun ve kalem savaşı yapılsın, ta ki kardeşlikte eşitlikte bir noktaya gelene kadar. Türk ile Kürtler arasında sınır olmasın, Meclis Kürtlerin ve Türklerin olsun, Öcalan Kürtler adına o Meclis'te yer alacak, işte o zaman savaş biter. Ben Eruh baskınında onlara çok üzülmüştüm, ‘hepsini öldüreceklerdir’ diye düşündüm. Oysa çok yanılmışım. Apocular bugün tüm Kürtlerin haklarını savunacak ve koruyacak kadar büyük bir ordu olmuş.
FERHAT ARSLAN / DİHA/SÊRT