Duisburg Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde öğlen saatlerinde düzenlenen etkinliğe çok sayıda Kürdistanlı katıldı. Saygı duruşunun ardından 14 Temmuz Direnişi ve Kürdistan şehitlerini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı. 

Serêkaniyê’de 18 Haziran’da şehit düşen Hêlîn Bagok’un taziyesinin de kabul edildiği merkezde, Bagok’un kardeşi Abdurahman da bir konuşma yapara, hayatını anlattı.

1980’leri Diyarbakır zindanında geçiren Kürt siyasetçi Bedrettin Kavak’da anmaya katılarak bir konuşma yaptı. 

Kavak, şunları söyledi: “Mazlum Doğan arkadaşı 1976’dan beri tanıyordum. Diyarbakır zindanı sözkonusu olduğunda önce Mazlum Doğan’ı anmalı. Çünkü Mazlum bir kıvılcımdı, ateş hali  21 Mart’ta alevlendi. Direniş ateşi buydu. Devlet, zindan şahsında direniş ateşini boğmak istiyordu. Başarırsa bir daha hiç kimsenin Kürt’üm diyemeyeceğini düşünüyordu. Kürt Özgürlük Hareketi’ni teslim alamadı. 14 Temmuz öncüleri ve ruhu devlete karşı zafer kazanmayı bildi.” 

Frankfurt kentinde Demokratik Kürt Tolum Merkezi konferans salonunda gerçekleşen 14 Temmuz anmasında Frankfurt bölgesi meclis üyeleri ve Kürdistanlılar hazır bulundu. Anmada konuşan Şehid Aileleri Komisyonu sözcüsü Aynur Alparslan, hem 12 Eylül öncesi ve sonrasını hem de kendisinin tutsak edildiği cezaevi vahşetini anlattı. Alparslan, “14 Temmuz direnişine anlam vermek, günümüzde kurumlarımızı sahiplenmek, Kobanê ve Şengal direnişlerini anlamak, görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmekten geçmektedir” dedi. 

Hamburg‘da dini faaliyetlerini sürdüren Şeyh Sait Camisi’nde 14 Temmuz direnişçileri için iftar yemeği verildi. İftar yemeğine Kürdistanlıların yanı sıra Hamburg Sol Parti Miletvekili Cansu Özdemir de katıldı. İftar yemeği öncesi İslam dininde ‘şehadet’in yeri ve önemi üzerine konuşa Mele Sait Akbana şunları dile getirdi: “Her gün gencecik evlatlarımızı şehitler kervanına katıyoruz. Allah’ın yüce kelamında da belirtildiği gibi ülkesi, namusu ve toprağı için mücadele edip de ölen her insan şehittir. Bizler de uzun yılardır hakkımızı, hukukumuzu ve inancımızı insanca yaşamak için bir mücadele içerisindeyiz. Bu uğurda çok bedeler verdik, hala da vermeye devam ediyoruz. Büyük ölüm orucu; Kemal Pirler, Mehmet Hayri Durmuşlar, Mazlum Doğanlar olmasaydı halk olarak bu aşamada olamazdık. Bizler her şeyimizi bu mücadeleye ve şehitlerimize borçluyuz.”


 Y. ÖZGÜR POLİTİKA/HABER EKİBİ




Heilbronn’da mevlit


Almanya’nın Heilbronn kentinde şehitler için mevlit verildi.

Kürt Toplum Merkezi’ndeki mevlide Şehit ve Kayıp Yakınları Derneği Temsilcisi Salih Cizirî, Kürdistan İslam Toplumu Federasyonu Temsilcileri ve çok sayıda Kürdistanlı katıldı.  

Melle İzeddîn’in Kürtçe mevlit okumasının ardından konuşan Salih Cizirî, “Kürt halkının varlığı ve bir güç haline gelmesinde şehitlerimiz belirleyici olmuştur” dedi. 

Cizirî, özellikle Rojava için Avrupa’daki Kürdistanlılara büyük görevler düştüğünü dile getirdi. Cizirî, “Burada yaşayan insanlarımız, Rojava’nın sesi olmak durumundalar. Sürekli onların yanında olduğumuzu göstermeliyiz” diye konuştu. 


 SAİT ÖZTÜRK/HEILBRONN




Asla ağlamadık


Hesekê’de 5 Haziran’da 9 arkadaşıyla beraber şehit düşen Bingöl-Solhan doğumlu Azad Çakar (Bawer Çewlik) için Almanya’nın Hamburg kentinde bir anma etkinliği düzenlendi. Hamburg Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde yapılan anma etkinliğine Çewlik’in amcası Tahsin Çakar’ın yanı sıra bir çok Kürdistanlı katıldı. Saygı duruşunun ardından kısa bir konuşma yapan Hamburg Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanı Abuzer Bilenler, şehadetin önemine dikkat çekti. 

Bawer Çewlik’in amcası Tahsin Çakar da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Yeğenimin şehitler kervanına katılması karşısında düşmanımız sevinmesin diye asla ağlamadık. Onunla başımız dik ve gururluyuz. Yeğenimin kanı yerde kalmayacak.”

Anma etkinliğinde hazır bulunan 14 Temmuz büyük ölüm orucu direnişçilerinden Mehmet Hayri Durmuş’un kardeşi Ayten Durmuş da yaptığı konuşmada şunlara değindi: “Şehitlerimize bağlılık onların anılarına ve idealerine sahip çıkmakla olur. Onlar en değerli şeyleri olan canlarını bu uğurda vermelerine rağmen kendilerini halka borçlu saydılar. Borçlu olan onlar değil, bizleriz. Hem onlara hem halkımıza borcumuzu ödeme gibi bir sorumluluğumuz var. Hayri abim bu insan çığlıklarını unutmayın, demişti. Bu insan çığlıkları, bugün de Kürdistan dağlarında özgürlük çığlıkları olarak yankılanıyor.”


M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG