Emekli pilot Bahadır Altan, “Bir ülkenin iç karışıklığından yararlanarak buranın 30 kilometre içerisine girerseniz bu işgaldir” dedi.
Barış aktivisti emekli pilot Bahadır Altan, güvenlik meselesinin Türkiye’nin izlediği dış politikadan kaynaklandığını söyledi.
“Suriye’de bir savaş başlayana kadar sınırımızda bir güvenlik problemi var mıydı?” diye soran Altan, şöyle devam etti: “Suriye’deki savaşta Türkiye’nin izlediği dış politika burayı tümüyle güvensiz hale getirmiş durumda. Türkiye’nin orada işbirliği içinde olduğu cihatçı örgütlerle ‘Barış Koridoru’ oluşturması mümkün değil. Ülke kendisini güvende hissetmiyorsa oradaki ülkenin kendi iç sorununa ancak katkı sunarak güvenli hale gelebilir. Yoksa 30 kilometre değil 130 kilometrelik bir koridor yapsanız kendinizi güvende hissedemezsiniz. Biz vatandaşlarda kendimizi güvende hissedemeyiz. Bu kadar savaş politikası yürüten ülkenin vatandaşı olarak ben kendimi güvende hissetmiyorum. Kimin bana düşmanlık besleyeceğini bilemez haldeyiz.”
Cihatçı gruplarla oluşturulacak koridorun oradaki insanlar için bir işgal olacağını belirten Altan, “Nusaybin’in hemen karşısında Qamişlo, Serêkaniyê, Suruç’un hemen dibinde Kobanê yer alıyor. Ne olacak buradaki yerleşim yerleri? İnsanlar burada tarlasını, evini, barkını size terk edip gidecekler mi?” diye sordu.
Bu şekilde koridorun kurulmasının mümkün olmadığını ifade eden Altan, “Eğer güvenliğini sağlamak ve sınırdan giriş çıkışları engellemek istiyorsan bunu kendi sınırınızdan da yapabilirsiniz. Ama başka bir ülkenin iç karışıklığından yararlanarak buranın 30 kilometre içerisine girerseniz bu işgaldir.
30 kilometrelik bir alan ne demektir? Buradaki insanlar Türkiye’yi ve Türkiye’nin desteklediği cihatçı birlikleri dost kabul etmiyor ki. Siz bir bölgede yaşayan insanları terörist ilan edip burada güvenli bölge oluşturacağım diye 30 kilometrelik alana girmeye kalkarsanız bu orada savaşın bitmeyeceği, istikrarın gelemeyeceği anlamına gelir. Yani barışı sağlayacak bir koridor 30 kilometrelik bir alanı işgal ederek olması mümkün değil. Bu yeni çatışmalara, yeni savaşlara, yeni acılara zemin hazırlamaktan başka işe yaramaz. Türkiye’nin güvenliğine de hiç hizmet etmez” diye konuştu.
Sınır dışı kararı işgal ile ilgili ‘Güvenli Bölge’yi tek başına yapamaz
Siyaset Bilimci Güven Gürkan Öztan, Türkiye’nin ‘Güvenli Bölge’yi tek başına oluşturmasının mümkün olmadığını söyledi.
Birgün’den Birkan Bulut’a konuşan Öztan, Türkiye’nin ‘Güvenli Bölge’ hamlesiyle içeride ve dışarıda bir taşla iki kuş vurmak istediğini söyledi. Türkiye’nin içeride iktidar blokunu sağlamlaştırmaya çalıştığını belirten Öztan, AKP’nin yeni parti girişimleri ve son seçimlerle birlikte kan kaybettiğini, bu yüzden konsolidasyon arayışı içerisine girdiğini ifade etti. MHP’nin bu konuda daha iddialı olduğunu dile getiren Öztan, “Çünkü AKP, güç kaybının kendisi için iktidar kaybı olduğunu düşünüyor. İktidarın Suriyelilere yönelik başlattığı proje de hazırlık evresini oluşturuyor. Kamuoyu artık bunu kabul edebilecek noktayı geçti sinyali verilmek isteniyor” dedi.
Dış politikada ise Türkiye ve ABD arasında ‘Güvenli Bölge konusunda önemli bir perspektif farkı olduğunu söyleyen Öztan, “İktidar bunu mültecileri yerleştirme ve güvenlik ihtiyaçlarının sonucu gibi gösteriyor. Fakat ABD, DAİŞ ile savaşan Kürtleri Türkiye’den korumanın yöntemi olarak görüyor. Güvenli Bölgenin kaç kilometre olacağı, burayı kimin kontrol edeceği ve yerel halkın yönetime katılımına kadar tartışılan asıl mesele bu” dedi.
Yetkililerin açıklamalarına karşın Türkiye’nin tek başına oluşturamayacağını vurgulayan Öztan, aslında iktidarın hem iç kamuoyuna hem de ABD’ye mesaj vermeye çalıştığını söyledi. Türkiye’nin ‘Güvenli Bölge’ ısrarıyla hem Rusya’dan satın alınan S-400’ler nedeniyle olası ABD ambargosunu ertelemeye çalıştığını hem de Kürtlerin ödün vermesini istediğini kaydetti. Öztan, bunun sadece Suriye’de değil, Türkiye ve Irak’ı kapsayacak şekilde Kürtlerin ödün vermesini anlamına geldiğini vurguladı.
ABD ve Türkiye arasındaki bu anlaşmazlığın diğer yanında ise Rusya bulunuyor. S-400 hava savunma sistemi nedeniyle zaten gergin olan Türkiye-ABD ilişkilerinde Rusya’nın alacağı pozisyon önemli. Güven Gürkan Öztan, Rusya’nın bu gerginliğin artmasını isteyeceğini dile getirdi. ABD’nin ‘Güvenli Bölge’ konusunda vize vermemesinin Türkiye’nin daha fazla Rusya’ya bağlanması anlamına geleceğini belirten Öztan, Esad’ın egemenliğinin genişletilmesinin bir yolunun da Türkiye tarafından kabul edilmesi olduğunu ve Fırat’ın doğusu konusunda Şam yönetiminin bir şekilde ikna edilmesi gerektiğini ifade etti. Öztan, Şam yönetimini ikna etme rolünün de Rusya’nın olduğu hatırlattı.
Sınır dışı kararı işgal ile ilgili
Kayıt dışı olan göçmenlerin sınır dışı edilmesi kararının ‘Güvenli Bölge’ tartışmalarından sonra geldiğinin altını çizen “Hepimiz Göçmeniz Irkçılığa Hayır” kampanyası yürütücülerinden Sibel Erduman, ”Türkiye göçmenleri koz olarak kullanıyor” dedi.
İstanbul Valiliği’nin kayıtlı olmayan Suriyeli göçmenlerin sınır edileceği kararı ve hükümet yetkilerinin göçmenleri hedef alan açıklamalarının ardından, göçmenler evlerinden çıkamaz duruma geldi. Bu durumun göçmenlere karşı var olan nefret söylemlerini de arttırdığını belirten “Hepimiz Göçmeniz Irkçılığa Hayır” kampanyası yürütücülerinden Sibel Erduman, son 5 yılda göçmenlerin sorunlarının daha da derinleştiğini söyledi.
Göçmenlere yönelik bu uygulamanın tartışılan ‘Güvenlik Bölge’ tartışmasından sonra geldiğine dikkati çeken Erduman, ”Devlet Suriye’de güvenli bir bölge ilan etmek istiyor. Kürt koridorunu kesmek ve güvenli bölgeyi meşrulaştırmak için buradaki göçmenleri o bölgeye yerleştirmeye çalışarak kendini meşrulaştırmak istiyor. İktidar ‘bu sorunu burada çözemiyoruz diyerek, biz bu sorunu güvenli bölgede çözeceğiz’ diyor. Batı ülkelerine bunu kabul ettirerek kendini meşrulaştırmak istiyor. Bu konuda Batı ülkelerine karşı göçmenleri kullanarak mesaj veriyor. Söylemlere ve yapılanlara bakacak olursak asıl nedenin bu olduğunu görebiliriz. Yani Suriyeli göçmenler koz olarak kullanılıyor” diye konuştu.
AKP medyasındaki plan
AKP ağırlıklı Türk medyasında, Türk devletinin MGK toplantısı sonrası adını ‘Barış Koridoru’ koyduğu işgal planıyla ilgili haberler de yer almaya başladı. AKP medyası bünyesindeki Türkiye gazetesinden Selçuk Böke’nin haberine göre, ‘Barış Koridoru’nun beş adımda gerçekleşmesi planlanıyor:
- QSD ve bileşenlerini bölgeden çıkartılması ve ellerinde bulunan ağır silahların ise teslim alınması.
- Kürtlerin sınırdan kilometrelerce uzaklığa itilmesi amaçlanırken, Fırat’ın doğusundan Irak sınırına kadar derinliği 30-35 kilometre olacak şekilde bi bölge oluşturulması
- 30-35 kilometrelik alanda oluşturulacak ‘barış koridoru’nun kontrolünün tamamen Türk ordusu tarafından sağlanması.
- Bunların ardından Cerablus, Bab ve Efrîn’deki gibi kukla yönetimler ve buna bağlı güvenlik güçleri oluşturulacak.
- Sonrasında ise Türk devletine bağlı çeteler ve bağlıları, buraya yerleştirilecek.