
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, İmralı Adası'nda 11 Ocak'ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri 14'üncü toplantının ayrıntılarını DİHA'ya anlattı. Baluken, görüşmede Paris Katliamı, Roboskî Katliamı, barış süreci, hükümet-Cemaat çatışması, Kürt Ulusal Konferansı, Rojava'daki gelişmeler gibi birçok konu üzerine konuşulduğunu söyledi. Öcalan'ın Paris'te katledilenleri andığını ifade eden Baluken, Paris Katliamı'na ilişkin Kürt halkının geliştirdiği demokratik tepkileri önemli bulduğunu belirttiğini kaydetti. Baluken, "Paris'te katledilen yoldaşlarımız anısına, bütün özgürlük şehitlerine verilebilecek en büyük değerin, kalıcı barış ve büyük demokratik çözüm olduğunu, kendisinin de bu konuda çaba içerisinde olduğunu ifade etti" dedi. Öcalan'ın katliamın kimler tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunduğu kaydeden Baluken, şöyle konuştu: "Sayın Öcalan, Paris Katliamı'nın hem ulusal hem de uluslararası boyutu olan bir Gladio yapısı tarafından gerçekleştiğini ve katliamın başlatmış olduğu çözüm sürecini bitirmeyi hedefleyen bir darbe girişimi olduğunu çok açık bir şekilde ifade etti. 9 Ocak katliamının bir yönüyle sürecin hemen başında kendisine ve Kürt hareketine bir mesaj olduğunu, bu Gladio yapıların 'biz PKK'yi böyle hallederiz' mesajını bu katliamla vermek istediğini söyledi."
'Katiller mutlaka hesap verecek'
Baluken, Öcalan'ın son bir yıllık süreçte Paris Katliamı üzerine çok fazla yoğunlaştığını, İmralı'da çaba gösterdiği konulardan birinin bu katliamın aydınlatılması, arkasındaki güçlerin teşhir edilmesi ve bunların tarih önünde yargılanması olduğunu dile getirdiğini söyledi. Baluken, Öcalan'ın "Bu konuda yoğunlaşmalarım sürecek ve önümüzdeki dönemlerde de bu katiller mutlaka tarih önünde hesap verecekler. Bunun hem ulusal hem uluslararası boyutları var ve bu güçleri yakından biliyorum. Bu güçler mutlaka teşhir edilecek. Kürt halkının bunu böyle bilmesi gerekir. Alanlarda bugüne kadar duyarlılık göstererek Paris Katliamını lanetleyen bütün halkımıza özel selamlarımı yolluyorum" dediğini aktardı.
'Roboskî darbeci yapının kararı'
İmralı'da konuşulan bir diğer konu ise Roboskî Katliamı ile ilgili askeri savcılık tarafından verilen takipsizlik kararı oldu. Baluken, Öcalan'ın bu kararı "darbeci yapının hamlesi" olarak değerlendiğini söyledi. Öcalan'ın sürecin tarihi bir sonuç almaya yönelik olarak geliştirildiğini; bu sürecin niteliğinin ve hedefinin demokratik bir barışla, demokratik toplumu inşa etmek olduğunu ifade ettiğini belirten Baluken, "Sayın Öcalan bu sürece karşı çok ciddi bir darbeci yapının devrede olduğunu söyledi" dedi.
Darbeci yapının icraatları
'Öcalan, bu darbeci yapının gerek içeriden gerekse dışardan beslendiğini ve zaman zaman da süreci bitirmeye yönelik hamlelere yoğunlaştığını ifade etti" diyen Baluken, şöyle devam etti: "Sayın Öcalan, 9 Ocak Paris Katliamı'nı yine bu darbe kapsamında ele aldı. Son aylarda gelişen olayları da süreci bitirmeye yönelik darbenin bir parçası olarak değerlendirmenin doğru olacağını ifade etti. Gever'de yapılan katliamda demokratik tepkisini ortaya koyduğu için Kürt gençlerinin katledilmesi, tutuklu vekillere yönelik AYM'nin emsal kararı varken yerel mahkemelerde tahliyeyi önleyen hukuk skandallarının yaşatılması, Sebahat Tuncel ile ilgili daha önce verilen bir hükmün hızla Yargıtay'da onaylatılması ve Roboskî Katliamı'yla ilgili ortaya konan bu takipsizlik kararının bu darbeci yapının hamlesi olduğunu, bunun kabul edilmez olduğunu ve kendi yaptığı çalışmalarda da bu darbeci yapının hamlelerini boşa çıkarttığını belirtti."
Baluken, "Tıpkı Paris Katliamı gibi Roboskî Katliamıyla ilgili de tarih önünde bu katliamı yapanların mutlaka hesap vereceğini, bu konuda da Kürt halkının duyarlı yaklaşımının devam edeceğini söyledi" diye aktardı.
'Son Ermeni'nin katledilmesi'
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledilişinin yıldönümü nedeniyle Öcalan'ın bir değerlendirmede bulunduğunu belirten Baluken, "Aslında Hrant'ın katledilmesiyle bu topraklarda son Ermeni'nin de katledilmesi sürecinin başlatıldığını, buna karşı en büyük mücadeleyi de kendisinin ortaya koyduğunu söyledi" dedi.
Vekillerin tahliyesi gecikti
Tutuklu vekillerin tahliyesinin de gündeme geldiğini belirten Baluken, "Son derece gecikmiş bir karar olduğunu, aslında bu sürecin başından beri en hassas olduğu iki konudan birinin seçilmişlerin tahliyesi olduğunu diğer önemli bir konunun da hasta tutsakların bir an önce tahliyeleri ve tedavileriyle ilgili süreçlerin yerine getirilmesi, olduğunu ifade etti. Sayın Öcalan bugüne kadar tutuklu vekillerle ilgili bir düzenleme yapılmamasını ve Anayasa Mahkemesi'ne gelene kadar ki hukuksal süreçlerde ayrımcı yaklaşan adeta Kürtlere farklı bir hukuk uygulayan sömürge hukukunun kabul edilemez olduğunu söyledi. Tabi tahliye olan beş arkadaşımız dışında Hatip Dicle'nin, belediye başkanlarının, meclis üyelerinin ve diğer tüm seçilmişlerin tahliyesi ile ilgili süreçlerin gündemde olması gerektiğini hükümetle yaptığımız görüşmelerde de mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi" diye devam etti.
'Kaostan çıkışın yolu'
Görüşmede Öcalan'ın Türkiye'de son dönemde yaşanan tartışmaları da ele aldığını kaydeden Baluken, "Yeni bir Türkiye inşasının demokratik cumhuriyet ekseninde inşa edilmesinin önemli olduğunu ve bu sürecin de demokratik cumhuriyeti yeniden inşa etme hamlesi olduğunu ifade etti. Sayın Öcalan bu yeni demokratik cumhuriyet inşasının ne CHP ve MHP'nin ulusalcı milliyetçi faşist politikalarıyla şekilleneceğini ne de bugüne kadar AKP'nin gösterdiği Neo-Osmanlıcılık politikalarla şekillenceğini vurguladı. Bu iki yaklaşımın da hastalıklı olduğunu, aşılması gerektiğini kendisinin önerdiği demokratik ulus ve demokratik toplum modeli ile bu kaostan çıkış olabileceğini söyledi" dedi.
'Darbe girişimin parçası'
Öcalan'ın AKP ve Cemaat arasındaki kavgayı ayrı bir gündem olarak ele aldığını aktaran Baluken, bu kavgayı "demokratik çözüm süreci" ile bağlantılı değerlendirdiğini kaydetti. Görüşmede Öcalan'ın demokratikleşme vurgusunu ön plana çıkardığını ve bazı uyarılarda bulunduğunu aktaran Baluken, sözlerini şöyle sürdürdü:" Sayın Öcalan, bütün bu iktidar kavgasının aslında AKP'nin bugüne kadar demokratikleşmeyi hayata geçirmeyen politikalarıyla ortaya çıktığını, AKP'nin demokratikleşme ve Kürt meselesinin çözümüne dair adımlar atması durumda bugünkü kaos ve kriz durumunun yaşanmayacağını ifade etti. 17 Aralık'tan bugüne devam eden süreçlerin de aslında özünde çözüm sürecini hedefleyen darbe girişiminin bir parçası olduğuna dikkat çekti. Bu darbe anlayışına karşı çıkışın reçetesinin de çözüm sürecinin gereklerini yerine getirmek olduğunu söyledi."
'AKP ısrar ederse kaos derinleşir'
"Sayın Öcalan, AKP bu darbeci yaklaşımın ruhunu iyi okumayan bunun çözüm süreci ile ilgili bağlantısını yeterince açığa çıkarmayan bu yönüyle demokratikleşmeden çok kendi hegemonik anlayışını tesis etmeye çalışan yaklaşımda olursa, bu durumda kaos ve krizin derinleşeceğine vurgu yaptı" diyen Baluken, Öcalan'ın bu anlamda AKP'yi de önemli günlerin beklediğine dikkat çektiğini söyledi.
'Süreç ile ilgili umudunu koruyor'
Öcalan'ın demokratik çözüm sürecinin kalıcı barışın sağlanması açısından tarihi bir fırsat olduğuna vurgu yaptığını belirten Baluken, şöyle devam etti: "Sayın Öcalan, sürecin tarihi bir Türk-Kürt ittifakını öngören bir ruhla başlatıldığını ve bunun mutlaka başarılması gerektiğini ifade ediyor. Bugüne kadar kendilerinin kalıcı barışın sağlanması için her türlü fedakarlığı gösterdiğini ve bu kararlı iradeyi bu yönde ortaya koyduğunu belirtiyor. Ancak AKP'nin mevcut yaklaşımı; müzakere noktasına geçilmemesi, yasal ve hukuki boyutun oluşturulmaması, süreci takip edecek izleme heyetlerinin oluşturulmaması nedeniyle sürecin gelmesi gereken noktadan uzak kaldığını söylüyor."
'Araf'ta sonuna kadar kalınamaz'
Öcalan'ın, "Bir ayağımızı savaş cehenneminden çıkardık ancak önümüze çıkan engeller nedeniyle diğer ayağımızı çıkarma durumu engellenmek isteniyor. Bu yüzden konumumuz Araf'ta bekleme durumudur. Araf'ta da sonsuza kadar beklenmeyeceğini herkesin bilmesi gerekir. Bizim isteğimiz savaşın cehenneminden barışın cennetine halkları taşımaktır" mesajını net olarak verdiğini kaydeden Baluken, AKP'nin buna göre yaklaşması gerektiğini dile getirdi.
Malazgirt ruhu güncellenmeli
Sürecin kalıcı barışa evrilmesi konusunda Öcalan'ın hükümete eleştirileri ve uyarılarının olduğunu anlatan Baluken, şunları belirtti: "Hükümetin süreçle ilgili değerlendirmelerinin ve yaklaşımlarının bugüne kadar zorlayıcı olduğunu ama hala bu süreci kalıcı bir barışa getirmenin kararlılığı ve iradesi içinde olduğunu söyledi. Bu sürecin ruhuna dair bazı şeyleri bilince çıkarmak gerektiğini ifade etti. Sayın Öcalan, tarihi Türk ve Kürt ittifakının, Anadolu ve Mezopotamya Türkiye ve Kürdistan coğrafyasındaki tarihin özünde saklı olduğunu ifade etti. Anadolu tarihinin tamamının aslında Türk ve Kürt ittifakının üzerine şekillendiğini ve bunun tarihsel örneklerinin çokça açığa çıkarılabileceğini söyledi. Kendisi Malazgirt örneğini verdi. Bilindiğinin aksine aslında Malazgirt zaferinin bir Türk zaferi değil Kürt zaferi olduğunu, ittifak zaferi olduğunu söyledi. Bu ittifak ruhunu güncelleştirmenin pek çok sorunun çözümü olma noktasında önemli olduğunu dile getirdi. Yine özgürlük çığlığının da aslında bu coğrafyadaki halklar tarafından tarih boyunca sahiplenildiğini ve bunun için büyük mücadelelerin ortaya koyulduğunu söyledi. Her ne kadar bugün özgürlük mücadelesini Kürt halkı daha fazla sahiplenmiş bunu bilince çıkarmışsa da diğer halklar açısından da kendi tarihine, özgürlük mücadelesine bir yabancılaştırma süreci olmuş olsa da, tarihe eğilerek bu özgürlük bilincinin halklara taşınmasının önemli olduğuna dikkat çekti."
Türkmenler, Aleviler...
Öcalan'ın "Türkmenler, Aleviler, Lazlar, Çerkesler ve diğer halklar içinde bunun böyle olduğunu bu kültürün tarihinde büyük bir özgürlük damarının yattığını ifade etti" diyen Baluken şöyle devam etti: "Sayın Öcalan, "Türkmenler için Pir Sultan'dan Dadaloğlu'ndan, Karacaoğlan'dan yararlanabileceğini onların eserlerindeki, türkülerindeki özün yakalanabileceğini ve bu tarihi özün bugün haklar düzeyinde buluşturulabileceğini ifade etti. Burada siyasete önemli görev düştüğünü belirtti. Siyasetin yoğunlaşmasıyla bu tarih bilinci ve geleneklerde, kültürde yatan özgürlük bilincinin haklarla buluşturulabileceği tespitinde bulundu. Bugün devletin uzun süredir uyguladığı sistematik politikaların tamamının daha çok Türkmenleri, Alevileri diğer halkları bu özgürlük damarından, özgürlük kültüründen uzaklaştırmaya yönelik sosyal faşizme mahkûm etmek isteyen boğucu politikalar olduğunu söyledi."
'Rojava kırmız çizgimizdir'
Rojava'nın da toplantıda ele alındığını ve Öcalan'ın bu konu da "kırmızı çizgimiz" belirlemesinde bulunduğunu kaydeden Baluken, "Türkiye'nin bugüne kadarki Rojava politikasının yanlış olduğunu ve aslında hem Suriye hem Rojava politikasının bu yanlış politikalarla çökme noktasına geldiğini ifade etti. Demokratik bir Suriye inşasının ve demokratik Suriye içerisinde Kürtlerin statü sahibi olmasının son derece önemli olduğunu belirtti. Bu görüşmede de sınıra yapılan duvarların anlamsız olduğunu, halkların arasına döşenmiş mayınların kaldırılması gerektiğini, sınır kapılarının insani ve ticari ilişkilere açık olması gerektiğini, Türkiye'nin çetecilere destek olma anlayışından vazgeçmesi gerektiğini ve oradaki Kürtlere bir düşman hukuku üzerinden yaklaşımın mutlaka değişmesi gerektiğini ifade etti" dedi.
'Demokratik Suriye için model'
Toplantının önemli gündemlerinden birinin de Rojava'da Toplumsal Sözleşme'nin hazırlanması olduğunu kaydeden Baluken, "Sayın Öcalan, Rojava konusundaki mevcut yetersizliklerin bir an önce giderilmesi gerektiğini ve Rojava'daki modelin tüm Suriye coğrafyasına örnek olabilecek bir model olduğunu ifade etti. Demokratik Suriye inşasının modelinin Rojava'da olduğunu ve oradaki kazanımların aslında demokratik Ortadoğu açısından da önemli olduğunu söyledi. O nedenle Rojava'daki bu kazanımların korunmasının ve diğer bütün haklarla birlikte ortaklaştırılmasının önemine vurgu yaptı" diye konuştu.
Daha önce yaptıkları toplantılarda da Öcalan'ın bu konu hakkında görüşlerini belirttiğini hatırlatan Baluken, "Sayın Öcalan bu toplantıda Rojava'da yaşayan Süryanilerin, Ermenilerin, Gayri Müslimlerin, Arapların, Sünnilerin, Şiilerin de mutlaka halk meclislerinde temsil edilmesi, Kürtlerle birlikte bu demokratik komünal örgütlenmeyi gerçekleştirecek şekilde bir süreç işletmelerinin son derece önemli olduğunu anlattı" dedi.
'Ulusal Kongre toplanmalı'
Ele alınan konulardan birisi de Güney Kürdistan'da yapılması planlanan ancak ertelenen Kürt Ulusal Kongresi oldu. Baluken, "Sayın Öcalan Kürt partileri ve Kürt örgütleri arasındaki çelişkilerin bir an önce bitmesi gerektiğini dile getirdi. Dar örgütsel çıkarı önceleyen yaklaşımların tarihi doğru okuma anlayışından uzak olduğunu ve bunların bir an önce aşılması gerektiğini ve Ulusal Konferansın bir an önce toplanması gerektiğini ifade etti" diye konuştu.
Öcalan'ın KCK ve KDP heyetleri arasındaki görüşmelerden de haberdar olduğunu aktaran Baluken, "Bu görüşmelerle sorunların aşılması gerektiğini söyledi. Ulusal Konferans perspektifinin Rojava'daki sorunların giderilmesi açısından da önemli olduğunu vurguladı. Önümüzdeki haftalar, aylar içerisinde Kürtlerin hem Rojava'da hem de dört parçayı bir araya getirecek Ulusal Konferansla bir birlik ruhunu açığa çıkarmalarını son derece tarihi sonuçlar ortaya koyabileceğini bu yaklaşımların başlatmış olduğu çözüm sürecini destekleme açısından da son derece önemli olduğunu aktardı" diye ifade etti.
'Gazeteciler görüşmeye gelebilir'
Müzakere aşamasına geçilmesinin ve dış dünya ile bağlantının geliştirilmesinin de önemli olduğunun ele alındığını belirten Baluken, "Bu konuda heyetimizin hükümetle yaptığı görüşmelerde, akil insanlardan ve gazetecilerden oluşan farklı heyetlerin İmralı Adası'na gitmesiyle ilgili bazı tartışmaların yürütüldüğünü Sayın Öcalan'a aktardık. Ancak ortaya çıkan AKP-Cemaat kavgasında AKP'nin gündeminin daha çok kendi hegemonik anlayışını kurma üzerinde yoğunlaştığı için bu yaptığımız tartışmaların hayata geçirilmediğini düşündüğümüzü Sayın Öcalan'a ifade ettik" diye aktardı.
Öcalan'ın ise kendilerine ileriki günlerde, söz konusu gazetecilerden ve akil insanlardan oluşan heyetlerin İmralı'ya gidebileceği bilgisini aktardığını söyleyen Baluken, ayrıca "Anlamlı müzakere", "İzleme kurulu" ve "Hukuki boyut"a vurgu yaptığını söyledi. Baluken, Öcalan'ın "Bunları yerine getirmek için 30 Mart'ı bekleme büyük hata olur" dediğini aktardı.
Hükümet ile görüşme
Bu üç konu hakkında da heyet olarak hükümet ile görüşmeler gerçekleştireceklerini açıklayan Baluken, "Heyetlerin gitme konusunda hızla adım atılmasını isteyeceğiz. Sayın Öcalan da, önermiş olduğu 8 komisyonun çalışmalarının yapılıp kendisine bilgi verilmesini istedi. 8 komisyona ilişkin hükümet içerisinde yürütülen bazı tartışmaların olduğunu biliyoruz. Hükümetle görüşmelerde bu konuyu tekrar gündeme getireceğiz" dedi.
'Seçim sadece belediye almak değil'
Öcalan'ın yerel seçimlerle igili önemli tespitlerde bulunduğunu kaydeden Baluken, şunları belirtti: "Bu seçimlerin sadece belediye başkanlığı seçimleri olmadığını, halkımızın da bu bilinçle seçimlere hazırlanmasını, seçim çalışmalarını bu bilinçle yapılması gerektiğini dile getirdi. Özellikle Diyarbakır'da seçime kadın adayla gidilmesinin tarihi bir anlamı olduğunu, gerek Kürdistan gerek Türkiye gerekse Ortadoğu açısından tarihi bir devrim olduğunu söyledi. Kadın özgürlüğü açısından ortaya konan bu yaklaşımın herkes tarafından önemsenmesi gerektiğini söyledi."
Öcalan'ın özellikle hasta tutsaklar konusuna özel bir önem verdiğini aktaran Baluken, Önümüzdeki günlerde hasta tutsaklarla ilgili Sayın Öcalan'ın hassasiyetini hükümet yetkileri ile paylaşacağız" dedi.
Kandil mektubu ulaşmadı
Öcalan'ın Kandil'e yazmış olduğu 20 sayfalık mektubun cevabının henüz Öcalan'a ulaşmadığı bilgisini de veren Baluken, "Kandil'deki KCK yetkililerinin heyetimize aktardığı bilgilere göre bu mektuplar tüm alanlarda çok yoğun bir şekilde tartışılıyor. Bu tartışmaların tüm alanlardan gelecek sonuçlarla birlikte ortaklaşması ve buna göre bir cevap yazılması öngörülüyor. Bu bilgiyi Sayın Öcalan'a aktardık. Zaten görüşmeye başladığımızda Sayın Öcalan'nın ilk sorduğu soruydu" şeklinde konuştu.
'Tarihi toplantı' tanımı
Baluken, "Sayın Öcalan, bu toplantının tarihi sonuçları olan bir toplantı olduğunu ve yine önümüzdeki toplantının da bu tarihi toplantının bir devamı olacağını söyledi. O nedenle zaman zaman bazı konularda heyetimizin not alması gereken hususlarda özel olarak kendisi uyardı. Hem bu toplantının hem de bir sonraki heyetimizin yapacağı toplantının sonuçlarının tarihi bazı sonuçları içerisinde barındırdığını ifade etti. Bu yönüyle de umutlu, moralli sağlıklı bir Önderlik konumunun olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim" dedi.
'Öcalan'ın tespitleri doğrulandı'
Baluken, son olarak şu bilgiyi paylaştı: "Kendi yapmış olduğu tespit ve değerlendirme çözülmelerin bu süreç içerisinde doğrulandığını herkesin gördüğünü, kamuoyunun gördüğünü ifade ediyor. Devlet heyetinin de daha önce dile getirdiği hususlarla ilgili, yeterince doğru okuyamayan algısının, son gelişmelerle değiştiğini ifade ediyor. Sayın Öcalan'ın Kürdistan Türkiye ve Ortadoğu siyaseti ile ilgili bugüne kadar yapmış olduğu tespitlerin, çözümlemelerin gelişen siyasal konjonkktür içinde doğrulanması hususu son derece önemlidir. Devlet heyetinin yaklaşımındaki bu algıyı, hissettiğini söyledi. Bunu da heyetimizle paylaştı."
KADRİ ÖZKAN/SADIK TOPALOÐLU / DİHA/İSTANBUL