• 31 yıldır gözaltında kaybettirilen eşinin akıbeti için çabalayan Emine İrmez, bir gün 'işte bu da benim eşimin mezarı' diyebilmek istediğini söyledi.
  • İrmez, "Kabul edemiyorum. Gözüm hâlâ yolda. Halen taziyesini kuramadık. Taziyesini kurmak için ondan geriye bir şey bulamadık. Akıbetini öğrenmek istiyorum" dedi.

 

'Faili meçhul' cinayetlerin en çok yaşandığı yerlerden biri olan Şirnex'te yaşayan Emine İrmez, 31 yıl önce gözaltında kaybettirilen eşinin akıbeti için mücadele ediyor.

Kerevan İrmez, Silopiya (Silopi) ilçesinde bulunan evine 19 Ekim 1995 gecesi yapılan baskında gözaltına alındı. Askeri kamuflaj giysili ve çoğu kar maskeli kişiler, İrmez'i panzere bindirerek bölgeden ayrıldı. Emine İrmez, sabahleyin savcı, emniyet müdürlüğü ve tümen komutanlığına gitse de eşinden haber alamadı. Dönemin yetkilileri, eşinin gözaltına alınmadığını, onu götürenlerin "örgüt üyesi olabileceğini" iddia etti. Emine İrmez, "Eşimi götürenler askeri araçla geldiler ve onu askeri araçla götürdüler. Eşimi götürenlerden yüzleri maskeli olmayanları teşhis edebilirim” dese de sonuç değişmedi. 

Kerevan İrmez'in Bêspin (Görümlü) köyünde bulunan karakolda görüldüğüne dair aileye bilgi veren kişiler de o günün ağır baskı ortamında resmi olarak tanıklık yapamadı. Emine İrmez, baskılara rağmen eşinin akıbetinin açığa çıkarmak için uzun yıllar haftalık kayıp eylemlerinde sesini duyurmaya çalıştı.  "Belki Kerevan'dan geriye bir şey bulurum" umuduyla kazı yapılan her bölgeye koşturdu. Ne sesini yeteri kadar duyurabildi ne de eşinin akıbetine dair bir şey öğrenebildi. Buna rağmen 31 yıldır eşinden olumlu ya da olumsuz bir haber almak için mücadele veriyor. 

O günü hiç unutmadı

Eşinin gözaltına alındığı günü hiç unutmadığını belirten Emine İrmez, MA'dan Azad Altay ve Berivan Altan'a şunları söyledi: "Gece 12.30’du, henüz uyumamıştık. Eşimin boğazından tuttular. Gömleğini bile giyemedi, atlet ve şortuyla çıkarıp götürdüler. 'Ne yapmış' deyince dipçiklerle bana saldırdılar. Bir hafta boyunca çocuklarımla birlikte emniyete gidip, 'Cezası varsa ceza verin ama eşimin yerini söyleyin' diyordum. Onlar da 'Biz ne bu ismi duymuşuz ne de görmüşüz' diyordu. Eşimi götüren kişiyi bugün görsem yine tanırım. Askeri kıyafetliydi. Saçları uzundu. Yüzü açıktı. Birçok insan, 'Sormayın ve peşine düşmeyin, sorarsanız siz de onun yanına gidersiniz' diyordu."

Babalarını tanımadan büyüdüler

8 çocuk annesi Emine İrmez, olayın yaşandığı gün en küçük çocuğunun bir yaşından küçük olduğunu söyledi. Emine İrmez, bazı çocuklarının babalarını hiç hatırlamadığını ve çocuklarının babaları bir gün döner umuduyla büyüdüğünü belirtti. En küçük kızının büyüdükten sonra sürekli babasını sormaya başladığını kaydeden Emine İrmez, "Biz de kuyuların açıldığı yerlere gidiyorduk. Bir gün bir kuyuda bir avuç saç çıktı, şapka çıktı, bir erkek ceketi çıktı, bir ayak parçası çıktı. O parçayı görünce sanki eşimin cenazesi bulundu gibi hissettim.

'İntikamını alacağım', dedi

O zaman Dilan çok büyük değildi, 'Anne ne zamana kadar ağlayacaksın' dedi. Gözyaşlarımı sildi. Sonra 'Babamın intikamını alacağım' dedi. Ben de çocuktur ve o duygusallıkla söylemiştir sandım. Daha sonra bir Berxbir Festivali'ne gideceğini söyledi. 'Hayır' dememe rağmen gitti ve daha da dönmedi. Gerillaya katıldığını öğrendim."

Gözüm hâlâ yolda

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nden umutlu olduklarını ifade eden Emine İrmez, "Artık annelerin ağlamasını istemiyoruz. Ölümler olmasın" dedi. "Barış olsa da olmasa da benim acım yerinde duruyor" diyen Emine İrmez, "Bir gün 'işte bu da benim eşimin mezarı' diyebilmek gönlümden geçen tek şey. Çünkü halen gittiğini kabul edemiyorum. Gözüm hâlâ yolda, ona dair bir şey hâlâ bulamadım" şeklinde konuştu.  

Emine İrmez, şöyle devam etti: "Tek dileğim akıbetini öğrenebilmek. Ona ait bir bez parçası da olsa bulmak istiyorum. Halen taziyesini kuramadık. Taziyesini kurmak için ondan geriye bir şey bulamadık. Devlete çağrım; eşimin akıbetini öğrenmek istiyorum. İnsan, bir iğnesi dahi kaybolsa bulana kadar arar. Ona dair bir şey öğrenmek istiyoruz." ŞIRNEX

***

Kilyos'tan iki cenaze daha

Bedlîs'in Garzan Mezarlığı'ndan çıkarılarak Kilyos'ta kaldırımın altına gömülen, PKK’li Zehra Kısaoğlu ve Süheyla Kaya'nın kimlikleri tespit edildi.

Şehadete 1999'da ulaştıkları açıklanan PKK’li Zehra Kısaoğlu (Raperin) ve Süheyla Kaya'nın (Zilan) kimlikleri, ailelerin verdiği DNA ile eşleşti. Aileleri, 17 Eylül’de DNA’ların uyuştuğu haberini aldı. Bunun üzerine aileler, Zincirlikuyu Mezarlıklar Müdürlüğü’ne, ardından İstanbul Sarıyer’de bulunan Kilyos Mezarlığı’na gitti.

Zehra Kısaoğlu’nun abisi Abdullah Kısaoğlu, “Kız kardeşim liseyi bitirdikten sonra gitti. Nerede toplu mezarlık varsa gidip defalarca kez örnek verdik. En sonunda burada olduğunu dört gün önce öğrendik” dedi.

Cenazelerin Kilyos Mezarlığı'ndan alınarak, Çewlîg'in (Bingöl) Kanîreş ilçesine götürülmesi bekleniyordu. İSTANBUL