Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı Emîna Omar, Türkiye’nin 32 kilometrelik 'Güvenlik Bölge' dayatmasını asla kabul etmeyeceklerini söyledi.
MSD Eşbaşkanı Emîna Omar, uluslararası güçleri eleştirerek çözüm çabalarının yetersiz olduğunu ve kalıcı bir barış için herkesin sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Demokratik Suriye Meclisi (MSD), Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) çağrısı üzerine Suriye’deki farklı halk ve inançlardan 103 delegenin katılımı ile 9 Aralık 2015’te kuruldu. Kuzey-Doğu Suriye’de 30’a yakın siyasi partinin yanı sıra birçok sivil toplum örgütü ve değişik kesimlerden aktivist Meclis çatısı altında bir araya geldi. Başkanlık Meclisi ve Yürütme Kurulu şeklinde örgütlenen MSD’nin 19 üyesi bulunuyor.
MSD Eşbaşkanı Emîna Omar, bölgenin özgürleştirilmesi ve kazanımların elde edilmesi ile birlikte diplomatik çalışmalarının da önü açıldığını belirterek, "Birçok devlet bölgedeki bu kazanımlardan önce MSD ile bir araya gelmek istemiyordu. Kazanımlarla birlikte artık değişik devletler resmi olarak ziyaretler gerçekleştirmeye başladı. Fransa, Britanya, ABD gibi birçok devlet ile diyaloglarımız var" dedi.
Türk devletinin tehditleri
Türk devletinin işgal tehditlerinin ciddiyetini ve tehlikelerini konuştuklarını kaydeden Omar, "İşgale zemin yaratmak için durmadan bahane yaratılıyor. Askerleri sınır hattında saldırı talimatı bekliyor. Kuzey-Doğu Suriye’de bulunan Uluslararası Koalisyon, bu tehditlere karşı ciddi tavır almalıdır. Biz bu devletlerle birlikte DAİŞ’i yenilgiye uğrattık ve dünyayı terörden kurtardık. Bu temelde tüm devletler de ahlaki görevlerini yerine getirmeli ve Türkiye’ye baskı uygulamalıdır" şeklinde konuştu.
Hak vermeleri yetmiyor
Muhataplarının, ‘bölgede yeni bir savaşın yaşanmasını istemiyoruz. Böylesi bir çatışma DAİŞ’in yeniden canlanmasına neden olur. Diyalog taraftarıyız’ diyerek, Türk devletinin saldırılarını kabul etmediklerini ifade eden Omar, şöyle devam etti: "Hak veriyorlar, gerçekleri görüyorlar ancak pratikleri çok zayıf kalıyor. Takındıkları tavır çok yetersiz kalıyor. Herkes diyalog taraftarı olduğunu söyleyebilir ama olması gereken ciddi bir tutum alınmasıdır. Türk devletinin saldırıları ile DAİŞ tekrardan canlanacak ve yeni bir cephe açılacak. Türk devletinin kurma girişiminde bulunduğu ‘Güvenli Bölge’ye ihtiyacımız yok. Huzur içerisinde yaşıyoruz ve Türkiye’nin 32 kilometrelik bölge şartını asla kabul etmeyeceğiz. Bir ‘Güvenli Bölge’ inşasında ilk şartımızın Efrîn’in özgürlüğü olduğunu belirttik. Türk devleti de diyalog kurmadan kendi keyfine göre bir bölge kurmak istiyor. Biz de Türkiye’nin önerilerini yerinde bulmuyoruz."
Türkiye ile diyalog istedik
Türkiye ile diyalog geliştirmek istediklerini, ancak bundan kaçarak saldırı ve işgalde ısrar ettiğini kaydeden Omar, "Türkiye, Suriye krizinin çözülmesini istemiyor ve bizlerin de bu çözümde yer almamızı asla kabul etmiyor" dedi.
Suriye rejimi ciddiyetsiz
Suriye rejimiyle geçtiğimiz yıl iki defa görüşme gerçekleştirdiklerini, ancak bunun devamının gelmediğini aktaran Omar, "Suriye rejimi diyaloga ciddi yaklaşmıyor. Mevcut durum, Suriye rejiminin halen diyaloga hazır olmadığını gösteriyor" şeklinde konuştu.
Yeni çalıştay hazırlıkları
Bölge ve uluslararası alanda yetkili çok sayıda kişinin katılımıyla çalıştaylar yaptıklarını hatırlatan Omar, bir heyeti Almanya’ya göndereceklerini, önümüzdeki süreçte Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan’da da çalıştaylar düzenleyeceklerini paylaştı. Suriye muhalefetiyle de ortak bir görüş birliğine varmaya çalıştıklarını dile getiren Omar, ilk etapta Suriye muhalefetiyle ulusal bir kongre gerçekleştirmek, ardından Suriye genelinde bir kongreye gitmek istediklerini söyledi.
HABER MERKEZİ
Efrîn örneği ortada
Türkiye, ABD’ye kendi planını dayatırken, Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sözcüsü Loqman Ehmê, Efrin örneğini vererek, dayatmaları kabul etmeyeceklerini söyledi.
ANF'nin sorularını yanıtlayan Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sözcüsü Loqman Ehmê, Türk devletinin tehditlerinin yeni olmadığını belirterek, Türkiye'nin yapacağı 'Güvenli Bölge’ örneğinin Efrîn olduğunu kaydetti. Efrîn’de yüz binlerce insanın yerinden edildiğini, mallarının talan edildiğini, çetelerin yerleştirildiğini ve demografyasının değiştirildiğini hatırlatan Loqman Ehmê, bütün dünyanın da bunu gördüğünü dile getirdi.
Bölgelerinden Türkiye sınırlarına yönelik herhangi bir tehdidin söz konusu olmadığını, Türkiye'nin işgal için bahane aradığını belirten Loqman Ehmê, "DAİŞ'e karşı birlikte mücadele ettiğimiz tüm devletler de bunu görmeli ve tutum sahibi olmalıdır" dedi.
Bizim bölgemiz güvenli
Bir yerin "güvenli bölge" sayılması için "bölgenin kendi halkı tarafından yönetilmesi ve göç eden insanların yerlerine dönerek yaşamlarını kurması" gerektiğini elirten Loqman Ehmê, "Bizim bölgelerimiz zaten böyledir. Bizim bölgelerimiz zaten güvenli bölgedir" diye konuştu.
Türkiye’ye karşı kurulsun
Uluslararası yasalara göre "güvenli bölge"nin, söz konusu yerin "çevre ülkeler ve güçlerin askeri güçlerinden korunması" amacıyla kurulabileceğini belirten Ehmê, "Burada sayısal ve teknik olarak daha az olan bölge ve savunma güçlerinin korunması gerekli. Bizden doğru Türkiye'ye bir tehdit yok. O yüzden bizler güvenli bölge kurulsun derken bunu kast ediyoruz" dedi.
ABD’nin arabuluculuğu
Türk devletinin, Koalisyon ile birlikte hareket edebilmesini, Efrîn'deki işgal, talan ve zulme son verilmesi şartına bağladıklarını vurgulayan Loqman Ehmê, dayatmaları kabul etmeyeceklerini belirterek, "Bizim sunduğumuz taslakta bu var. Bu konuda ABD arabuluculuk yapıyor. Türkiye ile de bizimle de görüşmeleri devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde James Jeffrey de Kuzey-Doğu Suriye Yönetimi'nin kabul etmeyeceği bir şeyi dayatmayacaklarını söyledi" şeklinde konuştu.
Loqman Ehmê, ABD Savunma Bakanı Esper'in yaptığı açıklamayı da "olumlu" bulduklarını kaydederek, "Bu açıklamayı olumlu görüyoruz. Daha önceden de böyle açık bir şekilde tutum alınabilirdi" dedi.
Türkiye-DAİŞ bağı biliniyor
DAİŞ tehlikesinin hala bitmediğini ve Türkiye'nin de DAİŞ'le bağlarının bilindiğini kaydeden Kuzey-Doğu Özerk Yönetimi Sözcüsü, olası bir saldırı durumunda bölgedeki cezaevleri ve kamplarda tutulan DAİŞ'liler ile ailelerinin tüm dünya için tehdit oluşturabileceğini vurguladı. Loqman Ehmê, "Türkiye'nin saldırılarının amaçlarından biri de DAİŞ'i yeniden canlandırmaktır. Olası bir saldırı DAİŞ'lilerin kaçmasına zemin sunabilir" dedi.
Mültecilere dönebilir
Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sözcüsü Loqman Ehmê, Türk devletinin işgale meşruiyet sağlamak için dile getirdiği "oraya Suriyeli mültecileri yerleştireceğiz" argümanına ilişkin ise şunları söyledi: "Bizler Özerk Yönetim olarak tüm platformlarda ülke dışındaki Suriyelilerin topraklarına dönmeleri gerektiğini belirtiyoruz. Geçtiğimiz günlerde DAİŞ saldırıları ve benzeri nedenlerle bu bölgeden göç etmiş olan kişilere topraklarına dönmeleri çağrısında bulunduk. Topraklarına döndüklerinde de Özerk Yönetim olarak yeni yaşamlarını kurmaları için her türlü desteği vermeye hazırız."