
'Ateşi söndürmeyin'
O gece koğuşta farklı bir havanın olduğunu ifade eden Dündar, Ferhat Kurtay'ın moral etkinliği andıran o gece herkesle vedalaştığını ve bu vedalaşmaya ilkin anlam veremediklerini söyledi. Dündar, koğuştakilerin saat 01.00 sıralarında uyuma başladığını ancak gece saat 03.30 sıralarında koğuşun bir köşesindeki alev ve "Bijî PKK" ve "Bijî Kürdistan" sloganlarıyla uyandıklarını aktardı. Dündar, slogan sesiyle birlikte koğuştakilerin uyandıklarını ve koğuşun duman altında kaldığını belirterek, "Bazı arkadaşlar koğuşun camlarını kırmaya çalışıyorlardı. Koğuşta tam bir panik havası vardı. Bazı arkadaşlar panik içerisinde sağa sola koşuştururlarken, bazıları da su bidonlarıyla yangını söndürmek istediler. O sırada alevlerin içerisinden "Su dökmeyin, ateşi söndürmeyin. Bu siyasi bir eylemdir. Ateşi gürleştirin, su döken ihanetçidir" şeklinde yükselen sesten sonra ne yapacağımızı şaşırdık" dedi.
Başları Kurtay'ın dizindeydi
Koğuştakilerin karşı karşıya kaldıkları duruma daha fazla güç getiremeyerek yangını söndürdüklerini aktaran Dündar, ateşi söndürdükten sonra Kurtay'ı oturmuş bir şekilde Öner, Anyık ile Zengin'in de başlarını Kurtay'ın dizine koymuş bir vaziyette gördüklerini dile getirdi. Sonrasında dörtleri battaniyelerle yemekhane olarak kullanılan yere taşıdıklarını aktaran Dündar, sabah saatlerinde savcılığın gelip, inceleme yapmasının ardından Dörtlerin hastaneye kaldırıldığı ve burada yaşamlarını yitirdiğini aktardı.
Ardlarında bıraktıkları bildiri
Dörtlerin eylemlerini gerçekleştirmeden önce bir bildiri de kaleme alarak geride kalanlara bıraktıklarını da aktaran Dündar, "Ferhat arkadaşın ceketinin cebinde bulduk bu bildiriyi. Bir de dördünün isimlerini yazdığı bir kibrit kutusu vardı. Bildirinin bir yüzü Kürtçe, diğer yüzü de Türkçe olarak yazılmıştı. Bildiride Kürdistan'da geliştirilen zulme karşı bu eylemi gerçekleştirdiklerine yer vermişlerdi. Yine sömürgeciliğe ilişkin ifadeler de kullanılmıştı. O bildiriyi neredeyse bütün arkadaşlar okudu" diye konuştu.
Direnişleri Rojava'da yaşam buldu
Dündar, Kurtay'ın 21 Mart 1982 Newrozu'nda aynı cezaevinde sembolik üç kibrit çöpüyle Newroz ateşini yakarak yaşamını yitiren Mazlum Doğan'ın eyleminden çok etkilendiğini hatırlatarak, bu eylemden sonra Kurtay'ın "Mazlum arkadaşa cevap olmak gerekir" dediğini, koğuşta Mazlum Doğan'ın eylemi üzerine tartışmalar yürüttüğünü de ekledi.
Diyarbakır Cezaevi'nde PKK'nin öncü kadrolarıyla geçirdiği 14 aylık dönemin hayatının en anlamlı ve unutulmaz dönemi olduğunu dile getiren Dündar, son olarak Dörtlerin gerçekleştirdiği eylemin "kelebek etkisi" yaratarak oluşturduğu direnişin bugün Rojava Devrimi'yle yaşam bulduğuna dikkat çekti.
Sahipsiz olduğumuzu gördü
Ferhat Kurtay'ın çocukluk döneminden hafızasında kalanları paylaşan 94 yaşındaki amcası Tacettin Kurtay, Ferhat'ın çocukluğunda köyde bulunan çocukların öğretmeni gibi olduğunu ve çocukların devamlı Kurtay'ın yanında zaman geçirdiğini söyledi. İmamlık yapan amca Tacettin Kurtay, Ferhat Kurtay'ın kısa sürede okuma yazma öğrenmesinin ardından evde zamanının çoğunu kitap okuyarak geçirdiğini anlatarak, o dönemde Kürt bilincinin oluşmaya başladığını ifade etti. "Kendisi de bizim sahipsiz kaldığımızı gördü ve bu davada yerini aldı" diyen amca Kurtay, tutuklanmasının ardından öncü aynı duruşu cezaevinde de sürdürdüğünü belirtti. Görüş için gittikleri cezaevinde yaşadıkları işkenceyi de anlatan amca Kurtay, Dörtlerin bedenini ateşe vermesinin duyulmasının ardından aile bireyleriyle Diyarbakır'a geldiklerini ve cenazeyi de binbir türlü zorluklara alarak defnedebildiklerini söyledi.
Kendini halkına adadı
Halen kardeşi Ferhat Kurtay'ın gerçekleştirdiği eylemin etkisinde olan ve gözyaşları eşliğinde konuşmasına başlayan abla Rabia Kurtay, kardeşinin gençlik döneminden itibaren toplumdaki feodalliğe karşı bir duruşu içerisinde olduğunu belirtti. Ailesinin zorla evliliği dayatmasına rağmen abisinin uzun bir süre buna karşı direndiğini dile getiren abla Kurtay, "Ferhat, o dönem 'kendimi halkıma adamalıyım. Evlilikle adanmışlık bir arada gitmez' diyordu. Kimseye haksızlık yapılmasına tahammül edemiyordu" dedi. Ferhat Kurtay'ın eylemini gerçekleştirdikten sonra cenazeyi almak için Diyarbakır Cezaevi'nin önüne geldiklerini söyleyen abla Kurtay, burada "Düşmanı sevindirmemek için tek bir gözyaşı dökmeyeceğiz" diyerek, o gün gözyaşı dökmediklerini kaydetti. 32 yıldır acılarının tazeliğini koruduğunu belirten abla Kurtay, "O Kürdistan halkının aydınlığı oldu" diye konuştu.
HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED