Aziz Tunç, cezaevlerindeki uygulamaları insanlık onuruna ve kişiliğine yönelik saldırı olarak nitelendirerek, cezaevi koşullarının insan sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Tunç, yaşanan psikolojik durumun insanların hasta olmalarına yol açtığını vurgulayarak, "Mevcut cezaevi sistemi sadece insanların kişiliğine ya da onuruna saldırıdan ibaret değil, aynı zamanda insanların fiziken imha edilmelerini sağlayan bir sistemdir" dedi. Tunç, İstanbul 'KCK ana davası'nda tutuklu olarak yargılanan 97 tutsak olduğunu ve birçoğunun benzer sağlık sorunları yaşadığını belirtti.

Cezaevinin fiziki koşullarının yanında, yönetimin tutsaklara yönelik uyguladığı iletişim ve görüş cezalarına da dikkat çeken Tunç, tutsaklara açlık grevine katıldıkları, kelepçeli muayeneyi protesto ettikleri, çıplak arama dayatmasına karşı çıktıkları gerekçesiyle verilen toplam 36 yılı bulan açık görüş, iletişim ve sosyal etkinliklerden men cezalarıyla büyük bir psikolojik işkence yapıldığını söyledi. Tunç, "Şu an cezaevinde bulunan arkadaşlarımızın büyük bir kısmı ya görüş yasağı içindedir ya ailesiyle ya da arkadaşlarıyla görüşemiyordur" dedi. "Zaten alabildiğine izole edilmiş, sınırlandırılmış bir pozisyon içindesiniz ve bu bile çok görülür size! Cezaevi idaresi bunu da elinizden alabilir" diyen Tunç, bu baskı ve yasakların Türkiye'deki genel siyasal süreçle izah edilemeyeceğini söyleyerek, şunları ekledi: "Ama onun da ötesinde genel bir uygulama olarak da bu kabul edilemez. Her yeri kameralarla donatmışlar. Her şeyinizle sizi tecrit etmeye çalışıyorlar, ama bu da yetmezmiş gibi herhangi bir şekilde hak talebinde bulunduğunuzda size bu tarz cezalar uygulanıyor ve siz kalakalıyorsunuz olduğunuz yerde."



ROJDA KORKMAZ/DİHA/İSTANBUL