IŞİD’ın 36’ıncı paralel civarlarında yoğunlaşmasının bölgeki siyasal ve askeri otorite boşluğundan kaynaklandığı anlaşılır bir durum. IŞİD’ı böylesi bir manevrası karşısında Irak ordusunun da bu bölgede yoğunlaşması da beklenen bir gerçek. Fakat her iki silahlı gücün çatışmasının bölgenin geleceği üzerinde yarattığı etkiler göz önünde bulundurulduğunda olayların çok daha ciddi siyasi amaçları ortaya çıkıyor.
Bunlardan birincisi, 140’ıncı maddenin uygulanması üzerinde yapacağı etkidir. Çünkü Irak savaşından sonra Kürtler ve Araplar arasında bir coğrafik harita belirlenirken, Xaneqin, Duzxormato, Kerkük, Mahmur ve Şengal’e kadar uzanan bölgenin statüsünün 140’ıncı madde kasamında yapılacak olan bir referandumunla belirlenmesine karar verilmişti. Fakat 2007 yılında yapılması kararlaştırılan bu referandum, özellikle Arapların bölgenin demografik yapısının Kürtler lehine bozulduğu yönündeki itirazları ve rahatsızlıklarından dolayı sürekli ertelenmişti ve bu durum bugüne kadar geldi. Hala da referandumun ne zaman yapılacağı belli değil.
İşte son günlerde IŞİD’ın bu bölgelere kayması ve çatışmaların artmasıyla birlikte demografik yapıda yeniden bir değişim dalgası yaşanmaya başladı. Özellikle Kürtler son günlerde kafileler halinde bu yerleşim yerlerini terk edip, Federal Kürdistan Bölgesi’ne doğru göç ediyorlar. Son bir ay içinde binlerce aile evini terk etti. Çünkü çatışan tarafların birinde IŞİD, diğerinde Maliki hükümeti. Her ikisinin ortasındaysa Kürtler. Üstelik her ikisi de tartışmalı bölgelerin Arapların mülkü olduğuna inanıyor. Bundan dolayı da yaşanan çatışmada her iki taraftan da zarar gören Kürtler oluyor. Bu yüzden de bölgedeki Kürt aileler güvenlik için en güvenilir yolun göç olduğuna inanıyor. Bu durum da Kerkük başta olmak üzere petrol zengini olan bu 140’ıncı madde kapasamındaki tartışmalı bölgelerde Kürt nüfusun azalmasına neden oluyor ki, bu durum bölgenin statüsünün belirlenmesi için ileride yapılacak referandumun sonucu üzerinde önemli bir etki yapacaktır.
Yaşanan ikinci önemli gelişmeyse, IŞİD’ın Duzxormato ve Kerkük civarlarına kaymasıyla birlikte Irak ordusununda bölgeye yoğun askeri sevkiyat yapmasının meşruiyet kazanmasıdır. Çünkü Bağdat ile Hewlêr arasında yapılan anlaşmalara göre bölgenin güvenliğini sağlayabilecek sayıda güvenlik mensubunun dışında ne Irak ordusunun ne de Güney Kürdistan peşmerge gücünün bu bölgeye girmesi yasak. Bir giriş olacaksa da bu her iki tarafın ortak kararıyla mümkün. Ki, geçen yıl Maliki hükümetinin Dicle operasyon güçlerini Kerkük ve civarlarına yerleştirmeye çalışması sırasında Bağdat ile Hewlêr arasında kısa süreli bir gerginlik yaşanmış, hatta Irak ordu birlikleriyle peşmerge güçleri arasında Hemrin dağı civarlarında küçük çapta silahlı çatışmaların dahi meydana gelmişti. Neticede Bağdat, Hewlêr’in haklı tepkisi karşısında buradaki güçlerini çekmek zorunda kalmıştı. Fakat son günlerde IŞİD’ın bölgeye girdiğini gerekçe gösteren Bağdat hükümeti Şubat ayı ortalarında 9 bin civarında askerini (bu sadece basına yansıyan sayıdır) bir kez daha Hemrin dağı ve çevresine yerleştirdi. Bağdat IŞİD’ı bu şekilde Irak ordu birliklerinin tartışmalı bölgelere yerleşmesinin meşru zemini haline getirdi ve şimdi Hewlêr’de dahil olmak üzere kimse bu duruma itiraz edemiyor.
Tabi, Kerkük ve Duzxormato hattında IŞİD ile Irak ordusu arasında yaşanan çatışmalar ve buna paralel meydana gelen gelişmeler Bağdat-Hewlêr gerginliğinde tarafların siyasi hamlelerini de direkt etkiliyor. Çünkü ne Bağdat ne de Hewlêr 140’ıncı madde kapsamındaki bu petrol zengini bölgelerin hiçbirinden kolay kolay vezgeçme niyetinde değil. Buna rağmen Hewlêr Bağdat ile son günlerde yaşadığı gerginlikten dolayı "halkların kendi kaderini tayin hakkı" tezini bir tehdit mesajı niteliğinde dillendiriyor. Hewlêr’in bu tehdidine karşı Bağdat da IŞİD gerekçesiyle bu tartışmalı bölgelerde kontrolü ele almaya çalışarak, Hewlêr’in hamlesini boşa çıkarmak istiyor. Kerkük olmadan da Hewlêr’in Bağdat’a "bak biz ayrılırız ha…" demesi pek akla şayan görünmüyor.
36’ıncı paralelde neler oluyor?
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile Irak ordusu arasında son dönemlerde Enbar eyaletinde artan silahlı çatışmalar, IŞİD güçlerinin Xormato ve Kerkük civarlarına çekilmesiyle birlikte Kürt bölgelerine kaydı. Daha doğrusu tartışmalı bölgeler veya 36’ıncı paralel kapsamında kalan bölgeler diye de tabir edilen ve statüleri 140’ıncı madde kapsamından yapılacak olan bir referandumla belirlenmesi gereken alanlara kaydı. Tabi IŞİD’ın Kerkük ve Xormato civarlarına kaymasıyla birlikte Irak ordusu da gücünü aynı bölgede yoğunlaşmaya başladı.