Aşı meselesi son yirmi yıldır çok tartışılan bir mesele haline geldi. Aşı karşıtlarına göre, çocuklara yapılan aşıların birçoğu riskli, tehlikeli ve güvensiz ama aşı yanlıları bunun aksine inanıyor. Aşılar faydalı ve zorunlu. Aşılar hayat kurtarıyor. Peki ama bu görüşlerin hangisi doğru? Hangisi gerçeği yansıtıyor? Hamile kalınca doğrudan kaynağa yöneldim: Bilime başvurdum ve literatüre ve yapılan çalışmalara göre, aşılar gerekli ve güvenli olmakla kalmayıp aynı zamanda güvenliler de. Öyleyse nasıl oluyor da bu kadar çok aşı karşıtı iddia ortalıkta dolaşabiliyor? Peki bunlara karşı çıkmanın yolu ne?
Aşı güvenliği 1998’de Dr. Andrew Wakefield tarafından yazılan “Ileal-lymphoid-nodular hyperplasia, non-specific colitis, and pervasive developmental disorder in children” (İleal-lenfoid-nodüler hiperplazi, spesifik olmayan kolit ve çocuklarda yaygın gelişimsel bozukluk) başlıklı bir araştırma makalesinin The Lancet hakemli bir tıp dergisinde yayınlanması ile birlikte gündeme geldi. Makalede, Wakefield aşı ile otizm arasında (özel olarak MMR aşısı – kızamık, kabakulak ve kızamıkçık – ile otizm arasında) bağlantı olduğunu iddia ediyordu. Ama bu makale herkese ikna edici gelmedi ve bunun için sağlam nedenler vardı. 2010’da, Brian Deer adlı bir araştırmacı gazeteci sayesinde, Wakefield’in bilgileri çarpıttığı ve verileri bilerek manipüle ettiği ortaya çıktı. Çalışma geri çekildi ve Wakefield’in tıp lisansı elinden alındı. Ama yine de aşı güvenliği konusundaki tartışma ortadan kalkmadı. “Aşılasak mı aşılamasak mı” sorusu hala gündemde olduğu için aşı karşıtı birçok ve çok çeşitli argümana nasıl yanıt verilebileceği üzerine birkaç örneği, bu argümanlardan en yaygın olanları çerçevesinde ele alalım, çünkü çocukların güvenliği ve sağlığı her şeyden önemli.
1. “Tamam, Wakefield’in çalışması etik dışı, temelsiz ve tamamen yanlış olabilir ama aşıların otizme yol açmadığına dair herhangi bir kanıt var mı?”
Aslında var. 2013’te, Amerikan Pediatri Akademisi 40’tan fazla çalışmadan oluşan bir liste yayınladı. Bu çalışmalar otizm ile MMR aşısı, timerosal, tek seferde yapılan çoklu aşılar, yüksek ateş veya nöbet arasında hiçbir bağlantı olmadığını kanıtlıyorlardı. Dahası, 2015 tarihli bir basın duyurusunda Amerikan Pediatri Akademisi, önerilen çizelgeye göre yapılan aşıların otizmle bağlantılı olduğuna veya güvenli olmadığına dair iddiaların son derece sağlam bir tıbbi literatür ile çürütüldüğünü ve aksini iddia etmenin kamu sağlığı açısından tehlikeli olduğunu belirtiyordu.
Aşı ile otizm arasında hiçbir sebep sonuç ilişkisi yok
2. “Tabi tabi, sen onu ‘bilmem kime’ söyle. Aşı yapıldıktan sonra çocuğu otistik oldu.”
Evet, çocuklarda otizm gelişebiliyor. Otizm aşı yapıldıktan kısa bir süre sonra da ortaya çıkabilir. Ama bu arada bir neden sonuç ilişkisi olduğunu göstermez. Stats.org adlı istatistik sitesine göre, sırf aşılanma ile aynı dönemde otizm ortaya çıkması sebebin aşı olduğunu göstermez.
Ya da şöyle düşünelim. Sigara içmek akciğer kanserine neden olur. Çünkü sigara içince kanserli hücreler çoğalır ve büyür. Ama sigara içmek, arada korelasyon olduğunu gösteren araştırmalar olmasına rağmen yüksek alkol tüketiminin sebebi değildir. Korelasyon bir olayın başka bir olayla birlikte gerçekleşmesi demek ama illa ki aralarında sebep sonuç bağlantısı olması gerekmiyor. Bizim örneğimizde ise aşılama ve otizm eşzamanlı olabilir ama bunun sebebi aşıların otizme yol açıyor olması değil. Öyle bir bağlantı yok.
Dilerseniz bir başka korelasyon çalışmalarına bakabilirsiniz. Örneğin birinde organik gıdaların da en az aşılar kadar otizmle ilişkilendirilebilecekleri gösterilmiş. Yani daha birçok eşzamanlı ama bağlantısız şey olabilir.
Aşı şahsi bir tercih değil, tüm toplumun sağlığını ilgilendiren mesele
3. “Aşı BENİM tercihim ve çocuğumu aşılatmıyor olmam kimseyi ilgilendirmez.”
Şahsen bu argüman beni delirtiyor. Böyle bir saçmalık olamaz. Gelin sürü halinde yaşayanlarda (ki insanlar da sürü halinde, kalabalık topluluklar şeklinde yaşıyorlar) bağışıklık meselesine bakalım. NOVA’ya göre, sürülerde bağışıklık “nüfusunun ciddi bir kısmını aşılayarak topluluğu hastalıktan korumanın bir yolu. Aşılar sadece aşı olanı korumaz, aşılanmamış veya aşılanamamış olanları da korur.” Ancak sürülerde bağışıklığın işe yaraması için, verili nüfusun önemli bir kısmının aşılanması gereklidir, dolayısıyla çocuğunuzu aşılatmanın sizin “kararınız,” sizin “işiniz” olduğunu düşünebilirsiniz ama yok öyle bir şey. sizin kararınız tüm topluluğu riske atabilir, bağışıklık sistemi zayıf olan çocukları ve kanser hastalarını riske atabilir.
Doğal bağışıklık kazanabilirse ne ala ama riski çok yüksek, kazanımı az
4. “‘Doğal’ bağışıklık her zaman aşıdan gelen bağışıklıktan iyidir.”
“Doğal” bağışıklık denilen şey, belirli bir hastalığa maruz kalındıktan sonra gelişir, yani çocuğun “doğal” bağışıklık kazanması için o bulaşıcı hastalığı kapması ve başarılı bir şekilde mücadele ederek kurtulması gerekir. Doğal bağışıklığın aşılamadan daha güçlü olduğu doğru olmasına rağmen, riskler faydaları kat kat aşıyor ve aşılama her şekilde daha uygun bir seçenek olarak ortaya çıkıyor.
MMR aşısının yan etkileri var, evet. Aslında tüm aşıların veya ilaçların yan etkileri var. Ama bu yan etkiler en fazla ateşlenme, cilt döküntüsü, kaşınma, terleme, cildin kızarması, yorgunluk gibi şiddetli olmayan şeyler, asla otizm değil.
Kaynak:
https://www.romper.com/p/4-anti-vaccination-arguments-how-to-respond-to-them-9904
Çeviri: Serap Şen