8 Kasım salı. Yer: TBMM HDP Grup toplantı salonu. Salon dolu. Vekiller ve konukların büyük bir bölümü ayakta. Bir o kadar izleyicide içeri giremiyor. Sayın Yüksekdağ ve Demirtaş salonda olmasalar bile sesleri yankılanıyor. Halklarımızın iradesi tüm baskılara karşı dimdik ayakta. Belki şu an fiziken aramızda değiller ancak cesaretleri ve düşünceleri ile aramızdalar. Sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Selma Irmak, İdris Baluken, Ferhat Encü, Gülser Yıldırım, Leyla Birlik, Nursel Aydoğan, Abdullah Zeydan, Nihat Akdoğan;
Kaygı duymuyoruz!
Endişeli hiç değiliz!
Halklarımıza ve mücadelemize olan inancımız tam!
Biz kazanacağız!
Salondaki atmosfer böyle ve Grup Başkan Vekilimiz Çağlar Demirel Eşbaşkanların gönderdiği mesajları okuyor:
Sevgili Selahattin Demirtaşın mesajı halklarımızın aydınlık geleceğini müjdeliyor adeta:
"Öncelikle bütün dostlara selam ve sevgilerimi iletiyorum. Ülkemizin her gün daha fazla karanlığa itildiği bu günlerde, bizim hukuksuz bir şekilde tutuklanmamız. Sadece bu karanlığın biraz daha koyulaşmasına sebep olmuştur. Ancak bizi bu karanlıkta teslim alacağını sananlar, unutmasınlar ki tek bir kibrit çöpü, tek bir mum bu karanlığı aydınlatmaya yeterlidir. Bulunduğumuz yer ve koşullar ne olursa olsun halkımızın özgür yarınlarda barış içerisinde yaşaması için gerekirse mum gibi yanmaya devam edeceğiz. Herkes demokrasi mücadelesinde görev başında olmalı, canla başla bu karanlığı ortadan kaldırıp aydınlık geleceğimiz için çalışılmalıdır”
HDP Eşbaşkanı Sayın Selahattin Demirtaş’ın mesajı son derece net ve cesur bir tutumun ifadesi olarak özgürlük mücadelemizin tarihine altın harflerle yazılıyor.Bu kararlı ve cesur duruş HDP grup toplantısında, halkımızın, vekillerimizin ve HDP ile dayanışma amacı ile salonda bulunan siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin değerli temsilcileri aracılığı ile dalga dalga dışarıya yansıyor. Sokaklara alanlara ulaşıyor.
Tarihi bir grup toplantısı. 4 Kasım darbe sonrası demokrasi güçlerinin dayanışması, katılımı ve sahiplenmesi, halkımızın ilgisi üst seviyede.
Türkiye’de iktidar gerilim ve krizler üzerinden bir yönetim anlayışı benimsemiş durumda. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı üzerinden bir siyaset güdüyor. İçeride demokratik muhalefeti yoketmek için sınırsız bir askı uyguluyor. Hukuku askıya alıyor. Temel haklar ve özgürlükler ayaklar altında. Basın özgürlüğünden söz bile edilemez.
Bütün bunlar dünyanın şaşkın bakışları arsında gerçekleşiyor.
Uluslararası alanda kredileri tükenmiş durumda!
ABD ve AB yaşanan gelişmeler karşısında derin kaygılarını belirten mesajlar veriyorlar.
Kürtlerin ve demokratik muhalefetin ise talebi gayet açık ve anlaşılır. Kaygı duymayın yapın... Demokratik değerler yok edilirken, insan hakları ve özgürlükler bu kadar ayak altına alınmışken hala kaygılı olmanızı anlamakta güçlük çekiyoruz.
Elbette bu hukuksuzluğun bir bedeli olmalı ve AB artık bunu ciddi bir biçimde gündemine almış durumda.
Dün AB’nin 18. Türkiye ilerleme raporu yayınlandı. 14 yıllık AKP iktidarında Türkiyedeki siyasal ve hukuksal alandaki gerilemesini gözler önüne serdi.
Hem AB hemde Avrupa konseyi ciddi yaptırımlar için tartışıyor.
Bu nedenle şimdi Rusya ile stratejik ortaklık kurmayı tartışıyorlar.
Tutunacakları tek yer Rusya. Ama nereye kadar..?
Türkiye dünyadan adım adım tecrit oluyor. Onlarda farkında. Kendi bölgesinde de yalnız. Sahada ve masada olma arzusu dikkate alınmıyor.
Türkiye halkları bunları hak etmiyor.
İşte bu nedenle Sayın Figen Yüksekdağ; “Her şeye rağmen umudumuzu tüketemez, direncimizi kıramazlar. İçeride ya da dışarıda HDP ve bizler yine Türkiye için biricik özgürlük ve demokrasi seçeneğiyiz. İşte bütün korkuları bundandır. Kimse moralini bozmasın, gardını direncini düşürmesin. Bu nefret ve saldırganlığın korkudan olduğunu unutmasın. Mutlaka sevgi ve cesaret kazanacaktır” diyor.
HDP Grup toplantısında mesaj son derece açık:
Bizleri tutuklayabilir zindanlara atabilirsiniz. Genel merkezimizi ablukaya alıp fiili olarak kapatabilirsiniz, baskıyı ve zulmü en üst seviyeye çıkarabilirsiniz ancak asla BİZLERİ TESLİM ALAMAYACAKSINIZ. Özgürlük mücadelesi kesintisiz ve yükselerek devam edecek.
Siz kaybedeceksiniz, BİZLER KAZANACAÐIZ.