Koma Civakên Kurdistan (KCK) Başkanlık Konseyi üyesi Elif Pazarcık ve Koma Jinên Bilind (KJB) Koordinasyon Üyesi Dîlan Nurhak, 4 Nisan gününün Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın doğum günü olduğunu hatırlatarak, eğitim için Mahsum Korkmaz Akademisi'ne gittikleri dönemde, Öcalan'nın doğa ile ilişkisine dair anılarını paylaştı.  Öcalan'ın bu kadar doğal oluşunu, doğayla bütünleşmesiyle ilintilendiren KJB Koordinasyon üyesi Nurhak, Öcalan'ın daha çocuk yaştayken öldürdüğü kuşlardan ve yılanlardan özür dileyerek, yeni paradigmanın felsefik anlayışını ortaya koyduğunu söyledi. Öcalan'ın Şam'da kaldığı dönemde hep doğayla iç içe olan mekanları tercih ettiğini belirten Nurhak, şöyle aktardı: ''Her tarafı bahçe ve çiçek olan çiftlik gibi bir ev vardı. Önderlik oraya her geldiğinde çiçeklerle ilgilenir, konuşurdu. Çiçeklerin solduğunu gördüğü zaman bize ; “Siz bu çiçekleri sevmemişsiniz, ilgi göstermemişsiniz. Onlarla bakmadığınız, konuşmadığınız için solmuşlar” diyor ve bizde doğa sevgisi ve duyarlılığı geliştirmeye çalışıyordu. Önderliğin bahçesi vardı. Yoğunlaşmak istediği zaman hep bahçede gezinir, konuşurdu. Olgunlaşmamış bir meyveyi kopardığımız zaman çok kızardı. Bahçeyi kendisi sulardı. Doğaya karşı çok duyarlıydı. Bir dönem bir çiftlikte kaldık. Oraya ilk gittiğimizde; “Sizin bu bahçede emek harcamanız gerekiyor” derdi. Doğayla bütünleşmemizi  sağlamak istiyordu'' dedi.

Davranışları doğaldı

Nurhak, Öcalan'ın davranışlarının da doğal olduğunu ifade etti. ''Kendisiyle doğa arasındaki duvarları kaldırdığı için böyle doğal davranabildiğini düşünüyorum'' diyen Nurhak, sözlerini “Benim sistemde erimememin nedeni, ta çocukluğumdan beri doğayla hep iç içe oluşumdandır” diyerek, bizim de doğayla bütünleşmemizi istiyordu. Önderlik bizde doğal, estetik duyguyu da geliştirmeye çalışıyordu. Doğayı dışlamak kendini dışlamaktı. Önderlik doğayla insan arasındaki diyalektiği bize kavratmaya çalışıyordu'' diye sürdürdü. Öcalan'ın sürekli doğayla bütünleşme arayışında olduğunu ifade eden Nurhak, doğa tahribatına karşı da yapıcı temelde yaklaştığını dile getirdi.

Doğa için çalışılmalı

KJB Koordinasyon üyesi Nurhak, 4 Nisan'a da dikkat çekerek, Öcalan'ın doğa sevgisinden hareketle, onun yarım kalan çalışmalarının tamamlanması gerektiğini ifade etti.  "4 Nisan’da herkes ağaçlar dikmeli” diyen Nurhak, doğa katliamına dikkat çekerek, şunları belirtti: ''Çünkü doğada büyük bir katliam var. Önderlik doğa katliamına en büyük karşı koyuşun, doğayı korumak ve daha çok ağaç dikmekle mümkün olduğunu söylerdi. 4 Nisan'ı da bu şekilde anlamlandırmaya çalıştı. Bu nedenle 4 Nisan bizim için hem ağaç dikme hem de büyük bir eylemsellik günüdür. 4 Nisan doğanın korunması için de bir eylem gününe dönüştürülmeli. Kadın Hareketi olarak her 4 Nisan’da hem Önderliğin hem kadınların özgürlüğü için alanlarda olacak, doğa için de eylemler yapacağız. Bugün doğanın korunması ve güçlendirilmesine vesile olmalı, her 4 Nisan'da daha çok ağaç ekilmeli.''
 
'Karıncayı incitmemelisiniz'

KCK Başkanlık Konseyi üyesi Elif Pazarcık da Öcalan'ın doğaya karşı duyarlılığına dikkat çekerek, 1995 yılında Öcalan'la kaldığı dönemdeki anısını paylaştı: ''Eğitim gördüğümüz çiftlik alanında, gerillada kalan arkaşlardan dumansız ateşin nasıl yakıldığını öğrenmek istiyordum. Bunun için odun topladım, ancak fark etmeden karınca yuvasının üzerine indirmiştim. O anda Önderlik geldi. “Ne yapıyorsunuz” dedi. O üst üste yığdığım odunları gördü. "Başkanım, dağda gerilla ateşi nasıl yakılır, onu öğrenmeye çalışıyorum" dedim. Önderlik ; “Sen dağa gittiğinde karınca yuvalarının üzerinde mi ateş yakacaksın? Gerillada bir karıncayı dahi incitmemeniz gerekir. Dağa gittiğinde nerde bir karınca ya da bir karınca yuvası varsa bozmadan yürüyeceksin” dedi. Bu sözler dikkatimi çok çekmişti.''

Doğayla uyum vurgusu

Öcalan'ın bir yaşam tarzı olarak yaşadığı mekanlarda doğayla uyum içinde, doğaya zarar vermeden yaşamaya çalıştığını belirten Pazarcık, ''Yaşadığı mekanlarda güvercin besliyordu. Hiç çiçek koparmazdı, hep dalındayken koklardı. Ağaçlardan yapraklar döküldüğünde  toplardı. Bahçe temiz değilse, iyi bakılmamışsa, zamanında sulanmamışsa, çürüyen yapraklar toplanmamışsa kendisi toplardı ama duyarsızlığımızı da eleştirirdi''  “Sizin yaşadığınız yerde her şey çok farklı olmalı, güzel olmalı. Onunla bir ahenk içinde yaşamanız, yaşamınızla bütünleştirmeniz gerekir” derdi'' şeklinde konuştu.
Pazarcık, Öcalan'ın bu konuda gerillaya yönelik uyarılarını da hatırlatarak, baktığı bir gerilla resmine ilişkin Öcalan'ın anısını şöyle aktardı: ''Gerilladan bazı arkadaşlar Önderliğe resimlerini göndermişti. Resimde gördüğü kesilmiş ağaçlar Önderliğin hemen dikkatini çekmişti. “Arkadaşlar neden ağaç kesiyor? Kuruyan, devrilen ağaçları yakmaları daha iyidir. Doğayı böyle tahrip etmemeleri gerekir. Zorunlu olmadıkça bir ağacı bile kesmemeli, zarar vermemeli. Dağda doğayla uyum içinde olmak gerekiyor” dedi. Önderlik, sürekli dağdaki hayvanlar ve ağaçların korunması için telkinlerde bulunurdu.''
Pazarcık, 4 Nisan'ın doğanın korunması için bir eylem günü olarak karşılanması gerektiğini belirterek, herkesin bulundukları alanlarda ağaç ekmesi çağrısında bulundu.
 


DİREN ROJ/ZAL MED/BEHDÎNAN