BDP Hukuk Komisyonu'ndan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ise paketin eksik bir düzenleme olduğunu belirtti.

Meclis Genel Kurulu'nda, kamuoyunda "4. Yargı Paketi" olarak bilinen İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 1-14 maddelerini içeren birinci bölümü yasalaştı. Tasarıda, AKP'nin kabul edilen değişiklik önergesiyle, TCK'de değişiklik de yapılarak, "örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılması ve örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek cezanın yarısına kadar indirilebilmesi" hükmü, sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak. TCK 220/6. maddesinin mevcut hali şöyle: “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır.” Değişiklikle, örgüt propagandası yapmakla suçlanan kişi, bir de 220/6. maddeden suçlanmayacak. Ancak, işlenen suçta patlayıcı madde bulundurma, mala zarar verme, kasten yaralama gibi şiddet içeriği varsa yine örgüt üyeliğinden de ceza verilebilecek.

Bozlak: Sürece denk değil

BDP'nin Adalet Komisyonu Üyesi Murat Bozlak, 3'üncüsünden sonra gelen 4. Yargı Paketi'nin beklentiyi karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. Bozlak, 4. Yargı Paketi'nde insanların büyük bir beklentisinin olduğunu ifade ederek, "Sonuç itibariyle 4. Yargı Paketi'nde barış sürecine denk düşen bir şeyi yok. İyileştirme ve açılım yok. Yeni yapılan değişiklikle şiddet unsuruna yer verildi. Ama hemen akabinde de örgüt propagandası şu şu eylemler örgüt propagandası ile cezalandırılır. Yürüyüş veya miting sırasında yüzünü gözünü kapatırsan, örgüt amblemi veya işareti yaparsan suç sayıldı" dedi.

5'inci pakete kaldı

4. Yargı Paketi'nin halk için olmadığını, tamamının devlet için yapılan iyileştirme olduğunu dile getiren Bozlak, "Toplumsal sorunların çözümü için yapılmamıştır ve beklenti içinde olan herkesi hayal kırıklığına uğratmıştır" diye konuştu. Bozlak, AKP'nin yargı paketlerine alıştıklarını da sözlerine ekleyerek, "Umarım yapılacak olan 5. Yargı Paketi'yle gerçek anlamda ifade özgürlüğü, insan hakları önündeki engellerin önüne geçilir" dedi.

Paket devlet için çıktı

Cezaevindeki binlerce KCK tutuklusunun durumuna dikkat çeken Bozlak, şunları söyledi: "KCK tutukluları sadece düşüncelerinden dolayı tutuklu. Herhangi bir şiddet eylemi içinde yer almadılar. Üstelik bu tutukluluklar 220. maddeye de dayandırılmamış. Ceza kanunun 314. maddesine (örgüt üyeliği) dayandırılarak yapılan tutuklamadır. Direk örgüt üyeliğinden yargılanıyorlar. Önümüzdeki süreçte umuyoruz gerçekten bu sefer toplumsal ihtiyaçları karşılayarak yasal düzenlemeler yapılıyor. Şu anki düzenleme içi boş bir düzenleme oldu. Devlet ve hükümetin karşılaştığı sorunların çözümü için düzenlenen bir paket oldu."

Çözüme katkı sunmaz

BDP Hukuk Komisyonu'ndan sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş da, 4. Yargı Paketi'ne ilişkin partisinin düşüncelerini dile getirerek, hükümetin 3. Yargı Paketi ve son 4. Yargı Paketi'yle yaşanan sıkıntıları, Kürt siyasal hareketinin, partilerinin hedef olduğu operasyonlara karşı çözüm arayışından uzak olduğunu söyledi. Beştaş, 4. Yargı Paketi'nin demokratik siyaset önündeki engellerin kalkması noktasında bir duruşu olmadığını kaydetti. 4. Yargı Paketi'nin de diğer paketler gibi aynı perspektifle hazırlandığını dile getiren Beştaş, "Biz ısrarla KCK adıyla yapılan tutuklamaları örgüt üyesi olarak değerlendiremezsiniz. Bunun bir karşılığı yok. Bunun için maddeyi düzenlememiz lazım dedik" diyerek, eleştirilerini dile getirdi.

'Günü kurtarma' adımı

Hükümetin yaptığının "günü kurtarma" olduğunun altını çizen Beştaş, sözlerine şöyle devam etti: "Aslında hükümet Hatip Dicle'nin silahlı örgüt üyesi olmadığını çok iyi biliyor. Ya da avukatların, tahliye edilen sendikacıların konumunu biliyor. Bunu çözmekten kaçınan ve palyetif yöntemlerle, kısa kısa yöntemlerle, günü kurtarma eğilimini gözlemliyoruz. Biz bunu doğru görmüyoruz. Özellikle böyle dönemlerde barışın dillendirildiği, çözümün dillendirildiği hak ve özgürlüklerin güçlü tartışıldığı bir ortamda daha kararlı daha cesur bir yaklaşım olması gerektiğini belirtiyoruz."

'Örgüt üyeliği' tanımı yapılmalı

3. Yargı Paketi ile mahkemelerde Kürt siyasetçilerin 3 yıllık direnişi sonucu küçük de olsa anadilde savunma hakkının tanındığını hatırlatan Beştaş, "örgüt adına suç işleme ve yardım yataklık" açısından da kendilerinin 2005 yılından beri itirazları olduğunu hatırlattı. Beştaş, "Tüm yurttaşları örgüt üyesi gibi cezalandırmak, hukuk sistemine asla oturamayacak bir olgudur. Kürtlere ayrımcı bir yaklaşım yapıldı. Mesela Kayseri'de öğrenciler bir yürüyüş yapsınlar, diyelim ki camı kırsınlar. Bir de aynı fiil Şırnak'ta olsun. Kayseri'deki mala zarar vermekten ceza veriliyor, Şırnak'takine örgüt üyeliğinden ceza veriliyor. Burada da ciddi bir çifte standart var. Hükümet 'örgüt adına suç işlemek ve örgüt üyeliği nedir?' tanımını yapmalıdır" diye konuştu.

4. Yargı Paketi

* Kanunla, terör örgütünün propagandasını yapanlara, bildiri veya açıklamalarını basıp yayınlayanlara ceza verilmesinde, "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterme, övme ve bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme" şartı getiriliyor. (TMK 6. Madde)
* Terör örgütlerinin bildiri ve açıklamalarını basıp yayınlayanlar, propagandasını yapanlar ve yasa dışı toplantı ve gösterilere katılanlar, ayrıca "terör örgütüne üye olmak" suçundan cezalandırılmayacak. (TMK 6. Madde)
* "Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılması ve örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek cezanın yarısına kadar indirilebilmesi" hükmü, sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak. Böylece silahlı olmayan örgütler hakkında söz konusu hüküm uygulanmayacak. (5237 sayılı TCK madde 220)
* AİHM'in kesinleşmiş ihlal kararları, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ndeki davalarda da yargılamanın iadesi sebebi olarak kabul edilecek.
*Kamulaştırma bedelinin geç ödenmesinden dolayı açılan davanın 4 ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, hesaplanacak kanuni faiz hak sahibine ödenecek.
* İşkence suçlarında zaman aşımı işlemeyecek.
* İhaleye fesat karıştırmanın 5 yıldan 12 yıla kadar olan cezası, 3 yıldan 7 yıla indirilecek. 

 DİHA/ANKARA