TUHAD-FED tarafından 9 yıldır düzenlenen Amara Yürüyüşü'ne 2009'da devlet güçleri saldırmış; Birecik'in Karataş mevkisinde askerlerin gaz bombalı saldırı sonucu, Dicle Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi Mahsum Karaoğlan ve iki çocuk babası Mustafa Dağ yaşamını yitirdi. Karaoğlan ve Dağ ailelerinin Birecik Cumhuriyet Başsavcılığı'na deflarca yaptıkları başvuraya rağmen, "dosyada eksiklik var" denilerek soruşturma tamamlanmadı. Torunları Gülsüm ve Şeyma'yı kucağına alarak bakamadığı oğlunun fotoğrafıyla DİHA'ya konuşan Mustafa Dağ'ın annesi Naime Dağ, "Şehit annelerine selamlarımı iletin. 4 yıldır yüreğim yanıyor. Katiller serbest geziyor" dedi. "Oğlumun fotoğrafı yanında konuşamıyorum" diyen Dağ, yaşadıkları tüm acıya rağmen barış istediklerini dile getirdi. Babası katledildiğinde 2 yaşında olan Dağ'ın büyük kızı Gülsüm ise, babasını tanımadığını belirterek, "Okulda arkadaşlarım bana sürekli 'Babanı askerler öldürdü' diyor" şeklinde konuştu. Dağ'ın eşi Perihan Dağ, konuşamadan ağlayarak odayı terk ederken, zafer işareti yapan torunu Şeyma'yı kucağına alan baba Salih Dağ ise, şöyle konuştu: "Oğlumu öldürdüler. Katilleri yakalamak için tek adım atmadılar. Milletvekillerimizin de içinde yer aldığı Parlamento katilleri bulup cezalandırmalıdır. Yoksa sonsuza kadar biz davamızın takipçisi olacağız. Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere herkesten hesap soracağız." Türk halkına da seslenen baba Dağ, "Biz her şeye rağmen başka ölümler olsun istemiyoruz. Barış olsun istiyoruz. Tüm acılı aileler el ele verip barışı getirebiliriz. Herkesi sorumlu olmaya davet ediyorum" dedi. Dağ, ayrıca bu yılki Amara yürüyüşüne herkesi katılmaya çağırdı.

Dosya AİHM'e taşındı

Dosyanın avukatı Bekir Benek ise, açılan soruşturmayı "hiçbir şeyi soruşturmama" olarak değerlendirdi. Savcılığa olay yeri keşfi, oradaki askerlerin isim listesinin alınması, görgü tanıklarının dinlenmesi için talepte bulunduklarını ifade eden Benek, "Tek bir adım dahi atılmadı. Yapılan tek şey basın ve emniyetten görüntülerin alınıp dosyaya konulması oldu. Ne takipsizlik kararı veriliyor ne de sorumlular hakkında dava açılıyor. Biz de 2011 yılında dosyayı 'etkin soruşturma yürütülmüyor' diye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdık. AİHM dosyayı kabul etti ve oradaki dava sürüyor. Aslında Türkiye'de yapılanın Roboskî katliamında olduğu gibi, zamana yayarak olayların üstünü örtmek olduğunu düşünüyoruz" dedi.

 DİHA/URFA