
REWŞAN DENİZ/HABER MERKEZİ
Uzun süredir kötü muamele ve hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde 15 Ağustos’ta 12 kadının başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, yeni katılımlarla 60 kişiyle devam ediyordu. Dün aileleriyle telefonla görüşen tutsaklar, taleplerinin kabul edildiğini, açlık grevini bitirdiklerini iletti. Cezaeviyle görüşme olmadığı için devam ettiğini sanılan açlık grevinin 23 Eylül’de sona erdiği öğrenildi.
Pilot uygulama
Açlık grevi sonlandırmadan önce görüştüğümüz İnsan Hakları Derneği Tarsus Şube Başkanı Yılmaz Talay, Tarsus’ta özel politikaların hayata geçirildiğini belirterek, ‘pilot cezaevi’ olarak belirlendiğini söyledi. Cezaevinin faaliyete geçtiğinden beri baskılarla gündemde olduğunu anımsatan Talay, ailelere yönelik görüş yasağıyla ilgili ise ”Tutsaklar cezaevindeki uygulamalara karşı direndikleri için hücre ve disiplin cezasına çarptırılıyor, aileleriyle görüşmeleri yasaklanıyor” dedi.
İki kardeş beraber
Açlık grevinde olan tutsaklar arasında Şehriban ve Şirin Çoban kardeşler; Dilan ve halası Fatma Oran ile Yazgül Şahin de bulunuyordu. Sincan Kadın Cezaevi’nden Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Azadiya Welat çalışanı Şirin Çoban’ın (23) sevk sırasında maruz kaldığı işkence sonucu çenesi kırılmıştı. Çoban yaşadığı sağlık problemine rağmen ablası Şehriban Çoban (24) ile birlikte açlık grevindeydi. Şehriban 8 yıl 9 ay cezaya mahkum edilirken, 1 yıldır tutuklu yargılanan kız kardeşi Şirin ise mahkemeye çıkmayı bekliyor.
Cezaevi kapısından çevrildi
Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Hal Mahallesi’nde yaşayan 48 yaşındaki anneleri Nafiye Çoban kızlarıyla aylardır görüşemediğini belirterek, ”Defalarca ne zorluklarla gittiğim cezaevi kapısından çocuklarımı göremeden geri geldim” dedi.
‘Camdan bile göremedim’
Önceki gün konuştuğumuz Çoban, şöyle konuştu: ”Kızlarım cezaevinde işkence görürken ben de evde işkence yaşıyorum. Sadece bir kez bile olsa kızımı camdan bile görmek istedim ama izin vermediler. 8 aydır Şirin’i hiç göremedim, tutuklandığı günden bu yana işkence altında. Çenesinden rahatsızdır, bazen kilitleniyor. Bu halde ne konuşabiliyor ne de yemek yiyebiliyor. Meyve suyuyla besleniyorken açlık grevine başladı. Şehribanım 38 gündür açlık grevinde. Ne elbise, ne yemek her şeyden yoksun bırakılmışlar.”
Yetirdiklerinin anılarıyla
Aile yakınlarının çoğunun Kürdistan özgürlük mücadelesinde şehit düştüğünü ifade eden Çoban, ”Artık nereye bakıyorsak yitirdiklerimizin anılarıyla yaşıyoruz. Ne emeklerle büyüttüğüm çocuklarım devletin zulmü altında. Cezaevleri kapılarında süren bir hayat bizimkisi” diyerek, tepkisini dile getirdi.
Cezaevi yönetiminden tehdit
Cezaevine ziyaret için her gidişinde kızlarını göremeden döndüğünü aktaran Çoban, cezaevi yöneticileri tarafından ”Neden çocuklarına bir şey söylemiyorsun?” diye uyarıldığını belirterek, şöyle konuştu: ”‘Biz de tüm halklar gibi eşit haklarla yaşamak istiyoruz. Bizde parlamentoda, temsilcilerimizin konuşmasını istiyoruz’ dediğimde, ‘siz bu düşünce ve sözlerin sahibi olduğunuz sürece, biz de bu uygulamaların yürütücüsü olacağız. Çocuklarınız da bu durumda olacak’ diyerek tehdit edildim.”
Tüm aile fertleri tutsak
1 yıl 6 aydır tutuklu olan ve 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Dilan Oran (23) ve halası Fatma Oran da (30) açlık grevi eylemindeki kadınlar arasındaydı. Mardin’in Kızıltepe ilçesinde ikamet eden ve kısa bir süre önce Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye olan Kemal Oran (45), kızı Dilan ve kız kardeşi Fatma Oran’ın durumundan endişe duyuyor. Gazetemize konuşan Oran, 6 aydır kızıyla görüşmediğini belirtti. Cezaevinde bulunduğu sürece Tarsus’ta yaşananları gazeteden takip ettiğini kaydeden Oran, ”Gardiyanların şiddet uyguladığı, yemeklerin verilmediği gibi duyumlar aldık. Avukat görüşüne kadar yasaklamışlardı” dedi.
Tarsus özel olarak seçilmiş
Tüm cezaevlerinde sistematik işkenceler olduğunu vurgulayan Oran, şunları söyledi: ”Tek tip elbise meselesi var. Siyasi tutsaklar üzerinde çok ciddi bir baskı politikası güdüyorlar. Bu zülüm kabul edilemez. Herkes, Türkiye’de yaşananları görüyor. Avukatlar bile artık bir şey yapamıyor. Ailerin ellinden bir şey gelmiyor. 15 günde bir telefon görüşmesi var, telefonlarla yaşadıklarını nasıl anlatacaklar. Özelikle Tarsus özel olarak seçilmiş.”
AKP hükümetinin bu zülümle bir yere varamayacağını ifade eden Oran, ”Öldürsede, işkende etse Kürtlerin gözlerini korkutamaz. Bazı arkadaşlarımız gözaltına alındığında işkence gördü. Ne AKP, ne başka bir parti Kürtlerin başını eğdiremez” diye konuştu.
Açlık grevi bitirildi
Almanya’nın Bremen kentinde yaşayan Mehmet Şahin, Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan kız kardeşi Yazgül Şahin ile ailesinin dün telefonla konuştuğunu söyledi. Şahin, görüşmenin ayrıntılarına ilişkin şunları aktardı: ”Kısa bir telefon konuşması yapabilmişler. Kardeşim, taleplerin kabul edildiğini ve açlık grevine son verildiğini söylemiş. Açlık grevi 40. günde bitirilmiş. Tutsakların birbirleriyle diyalog kurma taleplerinin kabul edildiğini söylemiş. Ben bir ay önce mektup göndermiştim, onun da dün eline geçtiğini söylemiş.”
Salı günü görüş var
Kızının dün telefonla aradığını ve açlık grevinin bitirildiğini aktardığını söyleyen Kemal Oran da ”Açlık grevi bitmiş, görüşmeler de başlamış. Salı günü görüşleri var” dedi.
TALEPLER:
Kadın tutsakların talepleri şöyle:
* Cezaevine sevk sırasında uygulanan işkence ve darp olayını gerçekleştirenler bundan sorumlu olanlar hakkında soruşturma açılması,
* Tek tip kıyafet yasa tasarısı önergesinin geri çekilmesi,
* Hasta tutsakların tedavi edilmesi, hastaneye sevklerinin yapılması,
* Koğuş içi tacize varan aramalara son verilmesi,
* Kapalı görüşlerde herkes T.C. numarasını girmek suretiyle görüş yapabiliyor. Bu teknik bir sistemdir. Bu teknik sisteme son verilmesi,
* Hücre ve disiplin cezalarına son verilmesi,
* 2 kişiden oluşan temsilciliklerimizin kabul edilmesi ve cezaevi idaresinin diyaloga açık olması,
* Hobi ve spor aktivitelerinin yapılmasının sağlanması,
* İç ve dış postanın kabul edilmesi,
* Savcılıklara ve bakanlığa yapılan suç duyuruları için posta pulu isteniyor. Başvurular engelleniyor. Başvuru dilekçelerimiz verilmiyor. Bu durumun ortadan kaldırılması,
* Cezaevindeki fiziki koşulların düzeltilmesi.
2 yıldır cezaevinde iddianame bile yok
Siverek T Tipi Cezaevi’nde tutulan Ömer Topçu, iki yılda dört cezaevi gördü ama halen iddianamesi hazırlanmadı.
Urfa’nın Siverek T Tipi Cezaevi’nden mektup gönderen Ömer Topçu, yargılanmadan cezalandırıldığını belirtti. Yaşadığı hak ihlaline dikkat çeken Topçu, 15 Eylül 2015’te ”örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklanıp Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildiğini, iki yılda tam 3 kez başka cezaevine sevk edildiğini yazdı.
6 ayda bir değişiklik
Tutuklu kaldığı son iki yılda 4 cezaevi gördüğünü aktaran Topçu, mektubunda şunları dile getirdi: ”Muş Cezaevi’nde her hangi bir disiplin suçu işlemeden Midyat M Tipi Kapalı Cezaevine sürgün edildim. Buradan da aynı şekilde Mardin E Tipi Kapalı Cezaevine sürgün edildim. Mardin’den sonra Siverek T Tipi Kapalı Cezaevine sürgün edildim. Yani anlayacağınız her gözümü açtığımda yeni bir cezaevinde kendimi buluyorum. Asıl sorun 2 yıldır dosyam hala açılmadı. 6 aydır dosyanın fezlekesi hazırlınmış durumda ama iddianame halen tarafıma gönderilmedi.”
Hasta tutsak 6 aydır tahlil sonucu bekliyor
Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki hasta tutsak Selami Keleş’in annesi Güzel Keleş, ”Oğlumun 6 ay önceki tahlil sonucu bile bu zamana kadar gelmemiş” dedi.
Hasta tutsaklardan biri de Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Selami Keleş. Bir yılı aşkın süredir hastalığına teşhis konulamayan Keleş’in durumu gün geçtikçe ağırlaşıyor. Keleş’in annesi Güzel Keleş, oğlunun kendisini telefonla aradığını ve konuşmakta zorluk çektiğini dile getirdi.
Oğlunun 6 yıldır cezaevinde olduğunu aktaran anne Keleş, oğlunun cezaevine girmeden önce hiçbir şekilde sağlık sorununun olmadığını ve cezaevine girdikten sonra hastalanmaya başladığını anlattı. Birkaç kez cezaevinde kalp krizi geçirdiğini belirten anne Keleş, oğlunun gün geçtikçe mum gibi eridiğini söyledi. Oğlunun birkaç kez hastaneye götürüldüğünü ve gerekli tedavinin yapılmadığını kaydeden anne Keleş, ”Oğlumun 6 ay önceki tahlil sonucu bile bu zamana kadar gelmemiş. Bu insanlığa sığar mı?” diye sordu.
Başvurulardan sonuç yok
Cezaevi savcısına defalarca başvuru yaptıklarını, ancak bir sonuç alamadıklarını ifade eden anne Keleş, oğlunun kaderine terk edildiğini belirtti. Anne Keleş, ”Uyuduğu zaman kimse onu kaldırmazsa uyanamıyor. Arkadaşlarının desteğiyle günlük ihtiyaçlarını karşılıyor. Bilmediğimiz bir hastalığı var. Sürekli kilo kaybediyor. Mecali olmadığı için bir kelimeyi birkaç kez tekrarlayarak konuşuyor. Sürekli bayılıyor ve kendinde değil. Bizim talebimiz gereken tedavinin yapılmasıdır” şeklinde konuştu.
Tekirdağ Cezaevi’nde açlık grevi
Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ndeki tutsaklar, idarenin baskı ve keyfi uygulamalarına karşı 6 Eylül’den bu yana 3’er günlük dönüşümlü açlık grevinde olduklarını duyurdu.
Tutsaklar, 3’er günlük aralıklarla 6, 8 veya 10’ar kişinin girdiği açlık grevinin baskılar sona erene kadar devam edeceğini söyledi. Avukatları, gardiyanların sözlü tacizlerine tepki gösterilmesi üzerine koğuşlara baskın düzenlendiğini, tutsakların dövüldüğünü belirterek, ”Gönderilen kitaplar keyfi bir şekilde yasaklanıyor. Tutsaklar dışarıdan istenen kitapları kantine sipariş olarak bildirilmek zorunda. Kantinden istenen kitaplarda uçuk bir fiyatla ya haftalar sonra geliyor ya da hiç gelmiyor” dedi.
‘Hastane sevklerini kaldırdık’
Hasta tutsakların hastaneye sevklerinin “Hastane sevklerini kaldırdık” denilerek yapılmadığını ifade eden avukatlar, revire çıkmak isteyenlere ise haftalar sonraya randevu verildiğini belirtti. Spor, kütüphane ve atölye gibi sosyal aktivitelerin de kaldırıldığını dile getiren avukatlar, şunları aktardı: ”Haftalık sohbet hakları yasaklanmış durumda. Gönderilen mektuplar ya çok geç veriliyor ya da hiç verilmiyor. Tutsakların gönderdiği mektup ve dilekçeler işleme konulmuyor. Hastane ve mahkemesi olanlar ise çıplak aramaya maruz kalıyor. Çıplak arama, kameralar önünde gerçekleştiriliyor.”
Tüm bu uygulamalara karşı tutsakların açlık grevi eylemi başlattığını ifade eden avukatlar, baskılar son buluncaya kadar eylemlerinde kararlı olduklarını söyledi.
Çıplak aramaya itiraza işkence
Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen 12 tutsak, cezaevi girişinde çıplak aramayı kabul etmediği için darp edildi.
Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’ne 25 Eylül’de giden baba Naci Özdemir, oğlu Deniz Özdemir ile yaptığı görüşmeyi aktardı. Baba Özdemir, ”Oğlum bana, ‘cezaevinde yoğun bir baskı var. Girişte çıplak arama dayattılar. Kabul etmeyince hepimizi kaba dayaktan geçirdiler. Bize eşyalarımızı vermediler. Spor ayakkabımı ve dijital saatimi bana vermediler. Askeri nizamda ayakta sayım istiyorlar. Su sıkıntısı var. Yoğun bir psikolojik baskı var. Gazete verilmiyor’ diyerek yaşadığı sıkıntıları anlattı” dedi.
Tutuklu Deniz Özdemir, 9 Ağustos’ta “mahkemen var” denilerek Dicle İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürülüp 10 gün boyunca gördüğü kötü muameleyi, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) yazdığı mektupla anlatmıştı. Özdemir, yaşadıklarını şu şekilde kaleme almıştı: “Mahkemem iki hafta önce olduğundan farklı bir durumun olduğunu anladım. Diyarbakır’a götürüldüm. 10 gün gözaltında tutulacağım söylendi. 10 gün boyunca beton üzerine serilmiş ince bir battaniye ve çok kirli bir yastık üzerinde yaşadım. Psikolojik işkencenin her türlüsüne uğradım. 24 saat karşımda bana bakan nöbetçi asker vardı. Kendisini savcı ve jandarma istihbaratı olarak tanıtanlar ifademi almaya çalıştı. Sorgulandığım olaylarla alakamın olmamasına rağmen psikolojik yöntemlerle irademi zayıflatarak kabul ettirmek istediler. Ağustos sıcağında bir bardak soğuk su verilmemesinden tutalım, tam karşımda 24 saat çalışan çamaşır makinesine kadar bilinçli-bilinçsiz uygulamalarla karşı karşıya kaldım. Daha sonra ise 5 gün Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldıktan sonra tekrardan Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’ne getirildim.”