Güney Kürdistan ve "Rojava"ya karşı duran Kürtler de var.
Kuzey Kürdistan’da, "Cemaat Kürtler’i" çoğunlukta.
AKP Kürtler’i Cemaat’inkinden daha da azdı.
Şimdilerde en azdırılanlar ise bu Kürtler.
İran’daki Molla rejimi, Kürtler’e idamı daha caiz görüyor.
Maliki, kudreti sınırlı adam, Kürtler’e karşı kılıç kuşanmak için, fırsat bekliyor.
Türkiye’deki "iki başlı ejderha"nin Pensylvania başıyla, Ankara'daki başı ortaklığa "son" diyorlar.
İkisinin de eli Kürt kanına bulaşmış.
Sorunun başında Kürtler geliyor.
Yüzyıl boyunca kendilerine "Türk" dedirtilen Kürtler.
Şimdilerde, Doğu Kürdistan’da, en "İrani" olduğunu söyleyen Kürtler’in sayısı, Kürdistan için yola koyulandan fazla.
Kuzey Kürdistan’da, yapılacak yerel seçimlerde, "Türkiye opsiyonu partileri"ne oy vereceklerin sayısı, geçen seçimlerde, "Kürdistan opsiyonuna" oy verenlerden fazlaydı.
Burada Diyarbekir, Batman, Hakkari, Siirt, Van, Şemdinli, Varto, Cizre vd. Kaleler’de "Kürdistan" kazandı.
O günden buyana çok şey değişti.
Roboskî gibi güneşi karartan o günün sorumluları Ankara’da.
Paris’te, Türkiye’nin "katil" olduğunu haykıran o çığlığa neden olan güç, kaçıncı "paralel güç" olursa olsun, Ankara menşeli.
Kürtler’i "inlerinde boğacağız" diyen adam Başbakan olmaya hazırlanıyor.
Kürtler’le mutabakata varmak için "görüşen" adama bağlı güçler, "katl mangası" olarak işlev görüyor.
Kürtler’in başını istiyorlar.
Erdoğan Hükümeti, kolonyalist çarkları, Kürdistan’a değil, kendi yörüngesi dışına çıkacak Kürtler’e karşı kullanıyor.
Böylece, değişmeyecek her Kürt, değişecek Kürdistan coğrafyası için, "kolonyalizmin uydusu" olmaya devam edecek.
Şimdilerde gördüğüm "yüksek yoğunluklu tehlike".
Kolonyalizm dışında seyreden 40 Milyon olmadığı müddetçe, kurulacak her Kürdistan, o topraklarda yaşayacak ve "kölelik bilincinden" kurtulmayan Kürtler tarafından, her defasında başka bir tepsiyle "efendileri"ne takdim edilecek.
Kolonyal güç, toprağın kurtuluşunun üstünde yaşayan insana bağlı olduğunu biliyor; bundan dolayıdır, Kürtler’in boğazına yapışması…
Boyundurluktan kurtulmamış Kürt, Ankara tarafından kağnı arabasına vurulmaktan kurtulmayacaktır; bunun örneklerini sıralamak istemiyorum.
Yeni insan, yeni proje ve dünyayı şaşırtacak yeni toplumsal biçimlenmeler, Kürtler ve Kürdistan’ı dünya gündemine oturtacak başarı adımları olabilirler.
BDP tarafından seçim standartı verildiğini duyduğumda:
Bir yanımız uçurum, diğer yanımız kayalık dedim.
Her yanı tuzak bir o ülkeyi, önce denize dolanmış, etrafında timsahların, köpek balıklarının, akreplerin yüzdüğü bir adaya benzettim.
Öyle olmasının nedeni, üzerinde yaşıyan o 40 Milyon’luk Kürdistan’ın geleceğini koruyacak güvenceyi hala oluşturmaması.
Geçen hafta Diyarbekir’den konuşan adam, cevap veriyordu:
"Bir yanımız Halepçe, Hewlêr’e, Süleymaniye’ye dayanıyor; diğer yanımız Qamişlo'ya, Êfrîn'e, Mahabad'a uzanıyor, bir yanımız Antep'e diğer yanımız ise Serhad'a, Botan'a uzanıyor.
Baydemir’in optimist bu sözlerine uygun kulaklar arıyorum.
Nitsche gibi olmasını hiç dilemiyorum:
"500 kişiye seslendim ve hemen anladım ki bu kulaklar benim için değil"…
Ancak, son iki yıldaki derin travmaların Kürtler için "son bir imtihan" olduğunun da altını çizmek istiyorum.
Çünkü, vebali insanın "boyundurluktan kurtuluşu"na (La Botie) taraf olan tüm Kürtler’in boynunda olacak.
40 milyon insan mı 40 milyon 'toprak' mı?
"Politikleşmiş topluluk" olarak yapılanan Kürtler’e karşı, "karşıt politikleştirilmiş" Kürtler dikiliyorlar.