İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Newroz'daki hak ihlallerinin savaş bilançosunu aratmadığına dikkat çekerek, "Bu AKP Hükümeti’nin 12 Eylül misali yasakçı zihniyetinin sonucudur. Siyasi ve hukuki sorumlular bir an önce etkin soruşturmaya tabi tutulmalıdır” dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi, Newroz kutlamaları sırasında yaşanan hak ihlallerinin raporlaştırdı. Rapor, dün İHD Genel Merkez'inde yapılan basın toplantısıyla açıklandı. Raporda, Newroz'u kutlamak isteyen Kürtlere karşı yaygın ve sistematik insan hakları ihlalleri gerçekleştirildiği ifade edildi. Newroz raporunda, 18 Mart'ta İstanbul'da Hacı Zengin'in gaz bombasının yarattığı kimyasal etkiyle hayatını kaybettiği; 20 Mart'ta Batman'da Milletvekili Ahmet Türk'ün bir polisin saldırısına uğradığı; Cizre'de polis Ahmet Toprakoğlu'nun da silahla yaralanarak yaşamını yitirdiği belirtildi. Raporda, Batman'da 42 kişinin yaralandığı, 160 kişinin gözaltına alındığını, 22 kişinin ise tutuklandığı belirtilirken; Amed'de 18 kişinin gözaltına alındığı, 7 kişinin tutuklandığı kaydedildi. Raporda, İstanbul'da çıkan olaylarda 179 kişinin gözaltına alındığı, 23 kişinin tutuklandığı kaydedildi. Raporda, Newroz kutlamalarında Türkiye genelinde 43 etkinliğe müdahale edildiği, 178 yaralanmanın olduğu, bin 14 kişinin gözaltına alındığı, 206 kişinin tutuklandığı, biri polis 2 kişinin ise hayatını kaybettiği vurgulandı.

Kürtlere düşmanca yaklaşılıyor
Toplantıda konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Newroz’da yaşanan tablonun vahim olduğunu söyledi. BDP’li vekillere yönelik ötekileştirme girişimlerine dikkat çeken Türkdoğan, Amed'deki Newroz kutlamasında yer aldığını ve seçilmişlerin bulunduğu otobüse onlarca gaz bombası atılarak su sıkıldığını ifade etti. Türkdoğan, "Dokunulmazlık hakkı uygulanmadı. Vekillerin olduğu yere gaz sıkıldı, su sıkıldı. Her zaman millet iradesinden bahsediliyor, bu kişiler halkın iradesiyle seçilmediler mi? Demokraside çifte standart olmaz. Devlet bu ötekileştirmeden vazgeçmelidir" dedi. Newroz süresince Kürtlere yönelik düşmanca bir tavır içinde olunduğunun altını çizen Türkdoğan, “Bu ülkede halen iç düşman algısı var. Halen vatandaşlar düşmanca muameleye maruz kalıyor. 12 Eylül sürecinde yaşanan vahim manzaralara tanık olduk” diye konuştu.

Savaş bilançosu gibi
2 kişinin yaşamını yitirdiği, 178 kişinin de yaralandığı bir Newroz kutlaması yaşandığını anımsatan Türkdoğan, “4-5 günlük kutlamalar sürecinde bin 14 gözaltı var. Bunlar sadece bize ulaşan bilgiler. Yine 48 yasaklı gösteri var, bunların 43’üne de müdahalede bulunulmuş. Bu sonucun siyasi ve hukuki sorumluları var. Bu sorumlular hakkında etkin bir soruşturma talep ediyoruz. Bu yaşananlar yasağın getirmiş olduğu sonuçtur. Burada devlet bir taraf Kürtler bir taraf olmuştur. Birbirlerine güçlerini gösterdikleri adeta bir arena sahnesi yaşandı. Devletin yasakçı uygulaması Newroz’un siyasallaşmasına sebep olmuştur. Bu devletin uygulamasının bir sonucudur” diye konuştu.

Newroz yasaklanmamalı
AKP Hükümeti’nin uygulamalarıyla 2009’dan bu yana 20 bin gözaltı yaşandığını, bunların 6 bininin tutuklandığını dile getiren Türkdoğan, bu konuya ilişkin de önümüzdeki günlerde açıklama yapacaklarını aktardı.
Newroz’da yaşananların sıradan ve rutin bir şekilde görülüp ele alınmasının üzücü olduğunu söyleyen Türkdoğan, şunları belirtti: “14-15 araç, bir banka, bir vergi dairesi yakıldı ve zarar gördü. Bu savaş bilançosu gibi. Ayrıca bir diğer konu kullanılan gaz bombaları. Bu kimyasal silahlar, siviller üzerinde kullanılmamalı. Buna bir an önce son verilmeli. Halklar bayramlarını dilediği gibi kutlamalı."

İHD'liler tehdit edildi

İstanbul ve Mersin’de yönetici arkadaşlarının polislerce tehdit edildiğini, web siteleri üzerinden tehdit mesajları aldıklarını açıklayan Türkdoğan, "Bu konuda özellikle Başbakan ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere yetkililerin etkin soruşturma yapmasını istiyoruz" dedi.

Polis içinde çete var
AKP Hükümeti’ne güvenlerinin kalmadığını kaydeden Türkdoğan, “Ahmet Türk’e yumruk atanlar, bizi de tehdit ediyor. Polis içindeki bu çeteler ortaya çıkarılıp deşifre edilmeli. Leyla Zana ve Özdal Üçer de saldırıya uğradı. Bu kadar rahat saldırı yapılıyorsa polis içinde bir çete var. Bunlar birileri tarafından kollanıyor. Organize olduğunu düşünüyoruz. Çete diyorum ama umarım bu genel rutin bir uygulamaya dönüşmez. Çünkü 90’larda nerelere vardırıldığı biliniyor. Kürt sorununun çözüm arifesinde birileri kendine vazife çıkarmamalıdır. Bu ülkede vekiller saldırıya uğruyorsa ciddi sorunlar var demektir. Hükümet polisin durumunu acilen masaya yatırmalıdır. Polise müdahale edilmeli. Bu suçları rahatça işlememeli. Özel yetkili savcılara sesleniyorum, yetkiniz devlet içindeki çetelere yetmiyor mu?” diye konuştu.

Polis asli görevini yapsın
Polisin vatandaşın can ve mal güvenliğini korumakla yükümlü olduğunu ancak ortada aydınlatılmayan yüzlerce kayıp ve faili meçhullerin durduğunu kaydeden Türkdoğan, polisin asli görevini yapıp bunları araştıracağına çetevari uygulamalarla tehditler savurduğunu söyledi.

Uluslararası arenaya taşınacak

Baskı politikalarının geçmişte sonuç vermediğini bugün de vermeyeceğini vurgulayan Türkdoğan, “İçişleri Bakanı nefret söyleminde bulunuyor. Bir başka bakan sevgi söyleminde, bu ülke bu şekilde nasıl yönetilecek. Yoksa bize iyi polis kötü polisi mi oynuyorlar? Dünya artık çok küçük. Bu ülkedeki ihlaller dünya kamuoyu tarafından da takip ediliyor. Üstelik insan hakları mücadelesi yürütenler de yalnız değil. Uluslararası kamuoyunda da gündemleştirme çabalarımız olacak” diye konuştu.
Türkdoğan, raporlarını İngilizceye çevireceklerini ve uluslararası kamuoyu yaratmak için diğer ülkelere göndereceklerini söyledi.

ANKARA




AKP'nin Mart rekoru:  Bin 366 gözaltı

AKP rejimi Mart ayında gözaltı furyasında rekor kırdı. Mart ayı içerisinde en az bin 366 kişi gözaltına alınırken, yüzlercesi tutuklandı.
Türkiye siyasi gözaltı ve tutuklamalarda dünya rekorlarını kırmaya devam ediyor. AKP iktidara geldiğinde 60 bine yakın olan tutuklu sayısı, 140 bini aşmış durumda. Kürt halkı ve muhaliflere yönelik baskıcı politikalarda ısrar eden AKP Hükümeti'nin gözaltı ve tutuklama furyası da sürüyor. ANF ve DİHA’ya yansıyan haberlerden elde edilen verilere göre Mart ayı içerisinde en az bin 366 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların tümüne yakını Kürtlerden oluşurken, özellikle işçi ve öğrencilere yönelik toplu gözaltılar da dikkat çekti. Mart ayı içerisindeki yoğun gözaltılardan KESK üyeleri de nasibini aldı. KESK’lilerin eylemlerini yasaklayan rejim, sendikacılara sert müdahalelerde bulunarak onlarcasını gözaltına aldı.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) 13 Mart’ta açıkladığı aylık ihlal bilançosuna göre Şubat ayında 963 kişi gözaltına alındı, bunlardan 178’i tutuklandı. Ocak ayında ise 887 kişi gözaltına alındı. Bu bilançoya göre yılın başından bu yana en az 3 bin 216 kişi AKP rejimi tarafından siyasi gerekçelerle gözaltına alındı. Bu da her gün ortalama 35 kişinin siyasi nedenlerle gözaltına alındığı anlamına geliyor. 


Urfa’da ev baskınları

Urfa’nın Siverek ile Viranşehir ilçelerinde dün sabah düzenlenen eş zamanlı ev baskınlarında 13 kişi gözaltına alındı.
Urfa'da gerçekleştirilecek Amara Yürüyüşü öncesinde Siverek ve Viranşehir ile bağlı köylerde birçok adrese polis ve askerlerce baskın düzenlendi. Siverek merkezde 5, Karacadağ ve Otlu köylerinde 1'er, Karakoyun Köyü'nde ise 2 kişi gözaltına alındı. Aynı saatlerde Viranşehir İlçesi'nde yapılan baskınlarda ise Erdal Erbekler ve Serdar Kırmızıgül; Büyük Mutlu Köyü'nden Abdurrahman Mutlu; Bêşo Köyü'nden Fadıl Şaşmaz gözaltına alındı. 13 kişinin Newroz kutlamalarında çıkan olaylarda yer aldıkları iddiasıyla gözaltına alındığı öğrenildi.