Türk devletinin hedef tahtasına koyduğu Kuzey Doğu Suriye'ye her geçen gün dış kamuoyunun ilgisi daha da büyüyor. 45 Fransız vekil, Cumhurbaşkanı Macron'a "Kürt müttefiklerimizin Suriye'de katledilmesine izin verme" çağrısı yaptı. SELMA AKKAYA PARİS Fransız 45 milletvekili Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a "Kürt müttefiklerimizin Suriye'de katledilmesine izin verme" çağrısında bulundu. Fransız parlamenterlerden Eric Coquerel, Jean-Christophe Lagarde, Bay Jean-Paul Lecoq, François Pupponi ve Jean-Luc Reitzer'inn oluşturduğu Kürt Çalışma Grubu üyeleri tarafından Rojava'ya dönük tehditlerin artması üzerine Pazartesi günü imzaya açılan çağrıya, aralarında Boyun Eymeyenler Hareketi Grup Başkanı ve Bouches-du-Rhône Milletvekili Jean-Luc Melenchon'un da bulunduğu çok sayıda sağ ve sol partiden 45 vekil tarafından imzalandı. Farklı siyasi partilerden ortak talep Çağrı metninde "Biz farklı siyasi gruplardan milletvekilleri olarak, Fransa’nın Suriye’nin Kürt kuvvetlerine ve Kürt olmayan müttefiklerine KSD (Suriye Demokratik Güçleri) desteklerini güçlendirmek için Cumhurbaşkanı ve Hükümet’i göreve çağırıyoruz" denilirken, Kürtlerin Paris'i kana bulayan DAİŞ'e karşı mücadelesi hatırlatıldı. En iyi müttefikini yalnız bırakma "Bu güçlerin Paris'i yasa boğduğunu unutmayalım.  Fransa'nın bu Kürt kuvvetlerine verdiği destek bu nedenle sadece etik bir görev değil, güvenliğimiz yönünde bir adımdır. Fransa, en iyi ve en sadık müttefiklerini bırakmamalıdır" denilen açıklamada Erdoğan'ın Kürtlere dönük vahşi tehditlerini arttırdığı ifade edildi. Bölge için yıkım olur "Donald Trump'ın ABD silahlı kuvvetlerini bölgeden çekmeye dönük son açıklaması, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürt güçlerine yönelik tehdidini vahşice artırdı. Erdoğan, Kürt güçlerini yok etme sözü verdi. Türk silahlı kuvvetlerinin saldırı yaptığı Ocak 2018’de Efrîn’i unutmayalım" denilen çağrıda, böylesi bir yeni saldırının tüm bölge için büyük bir yıkım olacağı ifade edildi. DAİŞ’i yeniden güçlendirir "Türk ordusunun kısa vadede  Suriye Kürtlerine yönelik saldırısı zayıflamış olan fakat halen mağlup olmamış DAİŞ'i yeniden güçlendirecektir. Ayrıca, Rojava'da uygulanan federal, çoğulcu, feminist, ekolojik, etnik olmayan ve mezhebe dayalı olmayan siyasi projeleri ciddi şekilde tehlikeye atacaktır. Bugün belli eksikliklerine rağmen, Rojava çatışmalara dayanan bir Orta doğu'da barış için gerçek bir laboratuvarı temsil ediyor" denilen açıklamada, Fransa'nın Kürt güçlerine destek için derhal sorumluluk alması gerektiği hatırlatıldı. Beklenen adımlar Açıklamada Fransa'nın derhal harekete geçmesi ve sorumluluk alması gereken konular ise şöyle sıralandı: * BM Güvenlik Konseyi Suriye’nin Kürtlerinin olduğu bölgenin "uçuşa yasak bölge" kapsamında uluslararası koruma altına alınması için derhal harekete geçmelidir. * Rojava güçleri, Türkiye gibi bir kuvvetin saldırganlığı dahil olmak üzere, her koşulda, operasyonel hava savunmaları ile donatılmalıdır. Zira Rojava'da mevcut olan güçler hiçbir zaman Türkiye de dahil olmak üzere başka bir ülkenin bütünlüğünü ve sınırlarını tehdit etmedi. * PKK’yi 'terörist örgütler listesi’nden çıkararak müzakere edilen siyasi bir çözüm için çalışması sağlanmalıdır. Türkiye'deki 10 bin siyasi mahkumun HDP Milletvekili Leyla Güven de dahil olmak üzere açlık grevinde olduğu bu günlerde, Fransa'nın Türkiye'nin muhaliflerine demokratik haklarını güvence altına almak için Erdoğan rejimine baskı yapması acildir. Çağrıya imza atan milletvekilleri ise şöyle: Boyun Eğmeyenler Hareketi milletvekilleri, Eric COQUEREL, Jean-Paul LECOQ, Saint Saint Denis milletvekili ve Mecliste UDİ grubu başkanı Jean-Christophe LAGARDE, Sosyalist Parti Milletvekili  François PUPPONI, Cumhuriyetçi Parti Milletvekili Jean-Luc REITZER, Corse Bölge Milletvekili Jean-Félix ACQUAVIVA, Seine-Saint-Denis Bölge Milletvekili Clémentine AUTAIN, Indre-et-Loire Bölge Millevekili Sophie AUCONIE, UDI Haut-Rhin Bölge Milletvekili Olivier BECHT, Ile-et-Vilaine Bölge Milletvekili Thierry BENOIT, Kuzey Bölgesi Milletvekili Guy BRICOUT, Sol Demokrat Kuzey Bölge Milletvekili Alain BRUNEEL, Komünist Parti Milletvekili Marie-George BUFFET, UDI Kuzey Bölgesi Milletvekili Paul CHRISTOPHE, Vienne Bölge Milletvekili Jean-Michel CLEMENT, Eure-et-Loir'den UDI Milletvekili Laure DE LA RAUDIERE UDI, Milletvekili Stéphane DEMILLY, UDI Kuzey Bölge Milletvekili Béatrice DESCAMPS, Bouches-du-Rhône Sol Demokrat Milletvekili Pierre DHARREVILLE, Hautes Pyrenees Milletvekili Jeanine DUBIE, UDI Milletvekili Frédérique DUMAS, Hauts de Seine Bölge Milletvekili Elsa FAUCILLON, Meurthe-et-Moselle Milletvekili Caroline FIAT, UDI Milletvekili Agnès FIRMIN LE BODO, UDI Milletvekili Meyer HABIB, UDI Bas-Rhin Bölge Milletvekili Antoine HERTH, Cumhuriyetçiler Milletvekili Manuéla KECLARD- MONDESIR, Bouches-du-Rhône Bölge Milletvekili François-Michel LAMBERT, Ariege Bölge Milletvekili Michel LARIVE, UDI Milletvekili Vincent LEDOUX, UDI Seine-et-Marne Milletvekili Patricia LEMOINE, UDI Milletvekili Lise MAGNIER, Boyun Eğmeyenler Hareketi Grup Başkanı ve Bouches-du- Rhône Milletvekili Jean-Luc MELENCHON, Morbihan Milletvekili Paul MOLAC, UDI Vosges Milletvekili Christophe NAEGELEN, Meuse Milletvekili Bertrand PANCHER, Val De Marne Milletvekili Mathilde PANOT, Cumhuriyetçiler Milletvekil Stéphane PEU, Gironde Milletvekili Loic PRUD'HOMME, Herault Milletvekili Muriel RESSIGUIER, MP Fransa Seine-Saint-Denis Milletvekili Sabine RUBIN, UDI Milletvekili Maina SAGE, UDI Kuzey Milletvekili Francis VERCAMER, UDI Milletvekili Michel ZUMKELLER, Özgürlükler Grubu Milletvekili Philippe VIGIER.
 

Hamilton: YPG güçleri risk altında

İngiliz İşçi Partisi Milletvekili Fabian Hamilton, "Amerikan güçlerinin Suriye'den çkması Kürt YPG güçlerini imha riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Britanya Hükümeti Kürtlerin, DAİŞ'i yenme uğraşısına destek vermeye devam etmeli ve NATO üyesi Türkiye'ye de Kürtlere karşı askeri güç kullanmaktan kaçınmasını telkin etmelidir" dedi. Hamilton bu konuşmayı, Britanya Parlamentosu'nda Savunma Bakanlığı'na yönelik yaptı. LONDRA
 

Türkiye’nin oluşturacağı ‘güvenli bölgeyi’ asla kabul etmeyiz

Türk işgal saldırısıyla karşı karşıya bulunan Kuzey ve Doğu Suriye için ABD Başkanı’nın pazar akşamı Twitter üzerinden yaptığı ‘güvenli bölge’ açıklaması gündemdeki yerini korurken TEV-DEM’den Aldar Xelîl, Türkiye tarafından oluşturulacak bir ‘güvenli bölgenin’ hiç bir şekilde kendileri tarafından kabul görmeyeceğini söyledi. ANHA’ya konuşan Demokratik Toplum Hareketi (Tevgera Civaka Demokratik- TEV-DEM) Diploması Komitesi Sorumlusu Aldar Xelîl, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye bölgeleri ve tüm bölge için tehlike oluşturduğunu belirtti. Aldar Xelîl, Kuzey Suriye’de Türk devletinin gözetiminde bir güvenli bölgenin bölgede güvensizlik anlamına geleceğini belirterek, “Eğer bölge Türkiye gözetiminde oluşturulacaksa bu kendisiyle birlikte bölge için birçok tehlikeyi getirecektir” dedi. Suriye devriminin başından beri, Suriye krizinin çözümü ve demokratik bir sistem için çalıştıklarını söyleyen Xelîl, Suriye’nin parçalanmasını düşünmediklerini belirtti ve “Defalarca BM ve Suriye krizine ilişkin diğer toplantılar yoluyla Suriye içi diyalogla sorunların çözümü için çabaladık” dedi. Söz konusu güvenli bölgenin sadece Kuzey ve Doğu Suriye değil, tüm bölge için tehlike olduğunu belirten Xelîl, “Bölge yeni bir sürece giriyor. Bu nedenle herkes Suriye’de çözüm için çalışmalıdır. Eğer Suriyeli taraflar çözüme ulaşırsa, Türk devleti ve diğerlerinin Suriye’ye müdahale bahanesi de kalmaz” ifadelerini kullandı. Xelîl, uluslararası gözetimde ve Türk devletinin tehditlerine karşı ciddi bir tutumla güvenli bölge oluşturulmasının, Kuzey ve Doğu Suriye yönetimiyle Suriye rejimi arasındaki diyalogları kolaylaştıracağını ve Suriye halkının çözüme ulaşmasını sağlayacağını kaydetti. Türk devletinin güvenli bölge oluşturulmasına yönelik açıklamalarına ilişkin Xelîl şunları söyledi: “Türkiye, Misakı Milli’yi hayata geçirerek, Halep’ten Musul ve Kerkük’e kadar olan yerleri Türkiye topraklarına katmak istiyor. Türkiye İdlib ve Efrîn’i işgal etti, şimdi de Minbic’i ve Kuzey Suriye’yi işgal edip, Suriye’yi parçalamak istiyor.” Xelîl, Erdoğan’ın Efrîn’e saldırdığı gibi Kuzey ve Doğu Suriye’nin diğer bölgelerine saldıramayacağını belirterek, bu nedenle de bahsi geçen güvenli bölgenin oluşturulmasıyla bölgeyi işgal etmeyi hedeflediğine dikkat çekti.   https://www.youtube.com/watch?time_continue=1&v=6cPaB0jrMtQ   Aldar Xelîl, Kuzey ve Doğu Suriye’de Türk devleti kontrolünde bir güvenli bölgenin oluşturulmasını asla kabul etmediklerini vurgulayarak, “Amerika’dan güvenli bölge konusunu netleştirmesini istedik. Amerika’ya Türkiye gözetiminde güvenli bölge oluşturulmasını kabul etmediğimizi, BM ve Uluslararası Koalisyon gözetiminde bir güvenli bölgeyi kabul edebileceğimizi söyledik. Türkiye bölge için bir tehlikedir, bölgenin Türkiye denetimine geçmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı. TEV-DEM Diplomasi Komitesi Sorumlusu Aldar Xelîl, devamla şunları söyledi: “Binlerce şehit verdik. Öz savunmamızı güçlendireceğiz, uluslararası ilişkilere karşı değiliz, ancak bir devrimde kendi güç ve irademizi esas alıyoruz. Bölgeyi bırakmayacağız, ülkenin yönetimine ortağız. Tüm tutumlarımız ve anlaşmalarımız halkın çıkarları içindir, sadece Rojava halkı değil tüm Kuzey ve Doğu Suriye halkları içindir.” ‘Güvenli bölgeden’ anladığı: Katliam, işgal, TOKİ Bu arada Erdoğan, partisinin Meclis grup toplantısının ardından gazetecilerle görüşmesinde ‘güvenli bölge’ kavramından, Kürtlere dönük bir katliam, bölgenin boşaltılması, kalıcı bir işgal, TOKİ’nin inşaatları ve bunun getireceği rantı anladığını ortaya koydu. Erdoğan ‘güvenli bölgeyi’ şu sözlerle anlattı: “500’er metrelik bahçesi olan, içinde iki kat zemin artı bir gibi konutlar yapılabilir... Onlar için yeni bir hayat başlayabilir... TOKİ olarak bu işin içerisine gireriz. Koalisyon güçleri maddi destek verirse güvenli bölgeyi halletmiş oluruz.” Erdoğan, mültecileri de kullanarak, göçün önlenmesi için ABD’nin Türkiye’ye lojistik destek vermesini de istedi. Kuzey ve Doğu Suriye’nin şu anda Suriye’nin en güvenli bölgesi, Türkiye ve çetelerinin işgalindeki bölgelerin ise büyük baskı altında olduğunu görmezden gelen Erdoğan, “Güvenli bölge konusu, operasyonun yine ertelenmesi anlamına mı geliyor? YPG ne olacak?” şeklindeki gazetecilerin sorusu üzerine de şunları söyledi: “O ayrı bir  konu, o ayrı bir konu. YPG böyle bir projenin içerisinde yer alabilir mi? Onlar terörist. Biz kalkıp da güvenli bölgeyi teröristlere terk edebilir miyiz? Şu anda DEAŞ’ın durumu neyse, bize göre YPG ve PYD de aynıdır, hiç farketmez. Onların akıbeti neyse, onların akıbeti de o olmalı.” Erdoğan, bu sözlerle bölgedeki Kürtleri bir kez daha tehdit etti. HABER MERKEZİ