Tekin ailesinin 4 çocuğu, 80’li yıllarda devletin ailelerine yaşattığı zulmün de etkisiyle Kürdistan özgürlük mücadelesi saflarına katıldı. Süleyman Tekin, Dersim’de; onun yolundan giden YPS’li Selim Tekin ise Nusaybin direnişinde şehit oldu.

Merdîn’in (Mardin) Qoser (Kızıltepe) ilçesinde 1995 yılında dünyaya gelen Selim Tekin, Nusaybin’deki öz yönetim direnişinde şehit düştü. Devletin baskı ve sindirme politikaları nedeniyle 1987 yılında Stewre (Savur) ilçesine bağlı Zoni (Aran) köyünden Qoser’e göç eden ailede, Tekin’in ağabeyi Süleyman Tekin, 1997 yılında henüz 16 yaşındayken yönünü dağlara verir. Onun gidişi üzerine aile İstanbul’a göç eder. Tekin ailesi burada da devletin baskı ve sindirme politikalarına maruz kalır. HPG’li Süleyman Tekin, 2005 yılında Dersim’de şehit düşer. 


Çocuk yaşta katıldı

İstanbul’da hem kendi mahallesinde hem de okulunda çok sevilen Selim Tekin, siyasi çalışmalarda babasına yardımcı olur ve sürekli onunla gezer. Lise birinci sınıfa kadar okuyan Tekin, Türk eğitim sistemini reddederek, okula gitmez. Henüz 14 yaşındayken yönünü dağlara verir. 2010 yılında Kürt özgürlük mücadelesi saflarına katılan Tekin, 9 Nisan günü öz yönetim direnişleri sırasında Nusaybin’de devlet güçleri ile girdiği çatışmada şehit düştü. Tekin’in ailesi onu ve onun mücadelesini anlattı.


İradesi çok kuvvetliydi

Savur Belediyesi Eşbaşkanlığı görevini yürüten anne Gurbet Tekin, oğlunun çocukluğundan beri çok farklı, sakin ve iradesi kuvvetli bir çocuk olduğunu söyledi. Tekin, “Çok farklı bir çocuktu, iradesi çok kuvvetliydi. Hastalandığında bile kendi kendisini iyileştirmeyi başarırdı. Okulunda ve çevresinde bu başarısından çok söz ettirdi. Abisinden ve ablalarında çok etkilendi. Ve özgür dağlara gitti. Ben onunla gurur duyuyorum” dedi.


Başımız hep dik olacak

Devletin baskı ve sindirme politikaları nedeniyle sürekli olarak bir yerden bir yere göç etmek zorunda kaldıklarını anlatan baba Fettah Tekin, 4 çocuğunun devletin politikaları nedeniyle özgürlük mücadelesine katıldığını, Özgür Halk dergisinde çalışan başka bir çocuğunun ise 5 yıldır tutsak olduğunu anlattı. İki çocuğunun şehit olduğunu, iki kızının ise halen mücadele saflarında devam ettiğini söyleyen baba Tekin, “Oğlum Süleyman 1994 yılında şehit olan akrabalarımızdan etkilendi ve katılım yaptı. Selim ise ağabeyinden etkilendi. Selim’in iki ablası Cihan ve Yeter, 2014 yılında 3 ay arayla katılım yaptı. Çocuklarım birbirinden etkilenip gitti. Onların mücadelesi karşısında başımız hep dik ve hep dik olacak” diye konuştu.


Mücadelenin bilincindeyiz

Oğlu Tekin ile arkadaş gibi olduklarını anlatan baba Tekin, şöyle devam etti: “Ben İstanbul’da ilçe başkanı iken sürekli benim yanımda idi. Benden ayrılmıyordu. 14 yaşında iken katılım yaptı. Ben kendilerine ‘dur’ demedim. Zaten ‘dur’ deseydim de durmayacaklardı. Selim’in şahadeti bizi sarsmadı ve etkilemedi. Çünkü bu davanın ve mücadelenin bilincindeyiz. Özgürlük mücadelesinde yer alan direnişçilere selam olsun. Herkes bu gençlere sahip çıksın. Kimse köyünü yerini terk etmesin. Tek isteğimiz var, o da oğlumuzun cenazesini istiyoruz.” 


Hiç pes etmeyi düşünmedik

Oğlu ile her zaman gurur duyduğunun altını çizen baba Tekin, “Selim’in verdiği mücadele bize büyük bir mirastır, yalnızca bize değil bütün Kürdistan’a mirastır. Kürt halkı hele ki bu süreçte asla mücadeleyi bırakmayacaktır” vurgusu yaptı. 

Kendisinin de yıllarca Kürt siyasal hareketinin içinde yer aldığını anımsatan baba Tekin, eşi ve çocukları ile beraber aynı dönemde cezaevinde yattıklarını; türlü baskı ve tehditlerden geçtiklerini ancak hiçbir zaman akıllarından yılmak ve pes etmek düşüncesinin geçmediğini dile getirdi. 


 DİHA/MARDİN