Türkiye’de her 5 çocuktan biri çalışmak zorunda bırakılıyor. Bunların yüzde 80’i kayıt dışı. 2018’de en az 67 çocuk, iş cinayetlerinin kurbanı edildi.

AKP hükümetinin çocuk işçiliğini artıran eğitim ve istihdam politikalarını eleştiren HDP, çocukların “yarın” ya da “gelecek” olarak tanımlamayacağını, çocukların bugün değer görmesini gerektiğini belirtti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emek Masası, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından ilan edilen 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Emek Masası Sözcüsü Hüseyin Taka’nın imzasıyla yayımlanan “Çocukların Yeri Tarlalar, Fabrikalar Değil Parklardır, Okullardır!” açıklamada şöyle denildi: “Türkiye’nin 1994’te onayladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi 2. maddesi, AB’nin Genç İşçilerin Korunması Yönergesi, çocukların belli bir yaştan aşağı istihdam edilmemeleri gerektiğini ifade ederek çocuk işçiliğinin önlenmesini bir yükümlülük olarak tanımlar. Nitekim bu düzenlemelere paralel olarak 4857 sayılı İş Yasası’nın 71. maddesi de 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmasını yasaklar. Ancak dünyada çocuk işçiliği ile mücadelede olumlu adımlar atılırken Türkiye’de maalesef bu durum tersi yönde bir gelişim göstermektedir.

Türkiye genelinde 6-17 yaş grubu arasında bulunan çocuklar içerisinde ekonomik faaliyette bulunanların oranının AKP’nin iktidara geldiği 2002’den önce yüzde 10-12 arasında olduğu tahmin edilmekteyken bu rakam TÜİK verilerine göre bugün yüzde 21,1’e kadar yükseldi. Türkiye’de her 5 çocuktan biri çalışmak zorundadır. Bunların yüzde 80’i kayıt dışıdır. Nitekim çocukların çalıştırılması iş kazalarına da yansımaktadır. 2018 yılında en az 67 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

AKP ucuz işgücü olarak bakıyor

Bunlarla birlikte düşünüldüğünde AKP iktidarının 2018 yılını ‘Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı’ ilan etmesi ve 2017-2023 yıllarını kapsayacak şekilde  ‘Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı’nı açıklaması gerçekçi değildir. Veriler çocuk işçiliğinin AKP döneminde yüzde 20 arttığını, AKP’nin çocukları ucuz işgücü olarak gördüğünü göstermektedir. İktidar bir yandan ‘Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı’ ilan ederken çocuk işçiliğini daha da yaygınlaştıran istihdamı teşvik adı altında çıraklık, stajyerlik gibi düzenlemeleri sıradanlaştırmaktadır.  17 yılda emek alanının kazanımlarına en büyük darbeleri vuran AKP, parklarda oyun oynaması gereken, yerleri okul sıraları, kütüphaneler olan çocukları ucuz işgücü olarak görmekte ve onların köleleştirilmesine olanak sağlamaktadır.

 

HDP’nin önerileri 

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü vesilesiyle tekrar anımsatmak isteriz ki, son dönemde çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasına neden olan 4+4+4 eğitim sistemi kaldırılmalı, çocuk işçiliğinin mutlaka yasaklanmasını sağlayacak çocuk hakları lehindeki tüm uluslararası sözleşmeler çekincesiz kabul edilmeli ve Çocuk Bakanlığı derhal kurulmalıdır. Unutulmamalıdır ki çocuk ‘gelecek’ ya da ‘yarınlar’ değildir. Çocuklar bugündür ve bugün değer görmelidir.“

 

ANKARA

 
 

Ucuz iş gücü yaratılıyor

   

Rengarenk Çocuklar Derneği Başkanı Dilan Taşdemir, çocuk işçiliğinin dernek olarak her zaman gündemlerinde olduğunu belirtti.

Bu meseleye dair “Mevsimlik değil, her zaman çocuk” diye bir saha çalışması projesi de gerçekleştirdiklerini paylaşan Taşdemir, “Mevsimlik çocuk işçileri ile ilgili bu bölgeden insanlar Türkiye’nin batısındaki yaklaşık 19-20 kentine gidiyor. Mevsimlik tarım işçiliğinin temelinde istihdam eksikliği bulunuyor. Yoksulluktan dolayı çalışmak zorunda kaldıkları için çocuk eğitimini bırakıyor” diye konuştu,

Çocukların ucuz iş gücü olmaya itildiğini söyleyen Taşdemir, bebeklikten 18 yaşına kadar her yaş grubundan çocuğun mevsimlik tarıma gittiğini kaydetti. Ailelerin çocuklarını bırakacakları bir yeri ve şansı olmadığı için 10-11 yaşlarındaki kız çocuklar bir yandan küçük kardeşlerine baktığını bir yandan da çalıştığına dikkat çeken Taşdemir, “Aynı yaştaki erkek çocuklar tam zamanlı çalıştırılıyor. Evrensel Çocuk Hakları Bildirgesi’nde çocukların eğitim, sağlık barınma vb. hakları var iken çocuk, mevsimlik işçi olarak çalışıyor ve haklarından mahrum kalıyor. Eğitimden mahrum kalıyor. Anadilini, konuşamadığı için kendini ifade edemiyor” dedi.

 
 

Çocuklar kayıt dışı istihdam

Ezilenlerin Hukuk Bürosu’ndan Avukat Sezin Uçar ise Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) mevcut kriterlerini hatırlatarak, Anayasa olmak üzere pek çok yasal düzenleme ile çocukların çalışmalarının yasak olduğuna dikkat çekti. Yapılan düzenlemelerin çocuğun gereksinimlerini göz önüne alan, çocuk odaklı bir bakış açısına sahip olmadığının altını çizen Uçar, “Kayıt dışı istihdamın yüzde 98’inin çocuklardan oluşuyor olması dahi başlı başına bu soruna dikkat çekmek için önemli bir veridir” dedi. Ucuz işgücüne duyulan ihtiyacın çocuk sömürüsünü derinleştirdiğini ifade eden Uçar, şunları söyledi: “Bu sömürü biçimi diğer toplumsal eşitsizliklerden de doğrudan etkilenmiştir. Örneğin kız çocukları ve göçmen çocukları, çocuk işçi sömürüsünü daha çok yaşayan kesimleri oluşturmaktadır.”

 
 

Ekonomik kriz sürdükçe

   

İSİG İzmir Meclisi Girişimi’nden Mustafa Güven, ekonomik kriz sürdüğü müddetçe çocuk işçi ölümlerinin yaşanmaya devam edeceğini söyledi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin iki gün önce yayınladığı rapora göre, 2019’un ilk beş ayında en az 26 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Raporda, Türkiye nüfusunun yüzde 28’ini oluşturan çocukların, 2018’de işgücüne katılım oranı yüzde 21’e yükseldiği bildirildi. ‘Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı’ ilan edilen 2018’de çocuk işçi sayısı 7 bin arttığını ve Türkiye’de, en çok çocuk iş cinayetinin yaşandığını vurgulayan raporda, 2019’un ilk beş ayında 26 çocuk işçinin yaşamını yitirdiği bilgisi paylaşıldı. İSİG İzmir Meclisi Girişimi’nden Mustafa Güven, çocuk işçiliğinin arttığına dikkat çekerek, ekonomik kriz sürdüğü müddetçe çocuk işçi ölümlerin yaşanacağını söyledi.

Türkiye’nin pek çok uluslararası sözleşmelere imza atarak çocuk işçiliğini önlemeye dönük taraf olduğunu da hatırlatan Güven, “İLO sözleşmesine göre çocuk yaşı 18’e kadardır. 18 yaşından küçük çocuklar bazı işlerde çalıştırılabilir görünüyor. Bizdeki yasada 15-18 yaş arasındaki çocuklar ağır, tehlikeli iş kollarında çalıştırılamaz. Ama sermayenin ağır iş kollarında ucuz emek gücüne ihtiyacı olduğu için bu yasa maddesini yok sayarak, kayıt dışı bir güç yaratıyor.  Bu yaş aralığındaki erkek ve kız çocukları kayıt dışı bir biçimde ağır iş kollarında çalıştırılıyor. Ayrıca denetim mekanizmalarını geliştirdikleri yöntemlerle etkisiz hale getirerek bu durum gittikçe derinleşiyor” dedi.

Çırak ve stajyer çocukların yetişkinlerle aynı iş yaptırılarak çalışmaya mecbur bırakıldığını sözlerine ekleyen Güven, şöyle devam etti: “Meslek eğitimi adı altında Milli Eğitim Bakanlığı ile sermayenin ortaklaşması şunu gösteriyor; kayıt dışı çalıştırma biçimine yasal bir kılıf bulmasıdır. Kimi kriterlerle çocuk işçiliğinin kurumsallaşmasına yol açılıyor. Çocukların çalışmaması gereken tehlikeli iş kolları da dahil olarak, çocuk işçi sömürüsüne kurumsal bir yönelim yapılıyor. Bu daha önce 2008 krizinde SGK istatistiklerine çok net yansımıştı. Kriz patladığında milyonlarca işçi atılmıştı. Hemen ardından iş yerlerine alınan çırak ve stajyer kayıtları yılda yüzde 250 artmıştı. O günden bugüne bu artış aynen sürüyor. Sermaye kalifiye işçiyi, kıdemi olan işçiyi attığı zaman MEB ile yapılan protokollerle okullardan çocuk alarak çalıştırıyor.”

Sermayenin krizine yem olmasınlar 

Çocuk işçilik aynı zamanda kayıt dışı olması nedeniyle örgütsüz bir alanın da ifadesi olduğuna işaret eden Güven, sözlerini şöyle tamamladı: “Devletin 2018’de ‘Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’ ilan ederek ve kamu spotlarını aşmayan bir kampanyayla dostlar alış verişte görsün eylemliliğiyle bu önlenemez. Öyle de oldu zaten en çok çocuk işçinin 2018’de ölmesi bir tesadüf değil, çünkü kriz var ve kriz var olduğu sürece çocuk işçiler ölmeye devam edecek. Durum buyken sendikaların, muhalefet partilerin bu alanda yeterli hareket gösterdiğini söylemek doğru olmaz. Sendikaların bu alana duyarsız olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Demokrasi ve sınıf mücadelesinin en önemli gündemlerinden biri çocuk işçiliği olmalı. Demokrasiyi biz çocuklarımızın geleceği için istiyor ve bunun için mücadele ediyorsak, çocuklarımızı sermayenin krizine yem edemeyeceği, çocukları ölüme götüren ağır iş yerlerinden çıkarıp, sokağa oyunlarına götürecek bir mücadele önceliğimiz olmalı.”

 
 

Türkiye önlemek istemiyor

   

Eğitim Sen Amed 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Abbas Şahin, Türkiye’nin çocuk işçiliğinin önüne geçme konusunda uluslararası sözleşmelere imza atmasına rağmen sadece bir şeyler yapıyormuş gibi göründüğünü söyledi.

2 milyona yakın çocuk işçinin bulunmasına dikkat çeken Şahin, çocukların özellikle mevsimlik tarım işçisi olarak Kürdistan coğrafyasından farklı bölgelere giderek aileleriyle birlikte yaşamlarını sürdürmek için çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Çocukların eğitim ve öğrenim alanından uzaklaşmasının ekonomik sebeplerin yanında siyasal ve toplumsal sebeplerinde olduğunu dile getiren Şahin, “Mesela Kürt bölgesi açısından baktığımız zaman anadillerinde eğitim görmemesinden kaynaklı çocukların eğitimden uzak kaldığını görüyoruz” diye konuştu.