Şengal Diaspora Meclisi’nin 5 yöneticisinin, Fransa’nın Strasbourg kentinde 23 Ağustos’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin son bulması, ailesi ve avukatlarıyla yüz yüze görmesi ve Şengal’in özerkliği için başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık grevi, dün 21’inci gününde son buldu. 

La Trés Sainte Trinité Kilisesi’deki eylemciler bir basın açıklamasıyla eylemlerini sonuçlandırdı. 


15 Eylül’e çağrı

Eylem tertip komitesinden Sezai Uçar “Açlık grevinin 21’inci gününde büyük bir umut ve sevinçle Amed’de yapılan basın açıklamasını bekledik. Başkan Apo ile görüşme gerçekleşmiştir. Bizler bu vesileyle bugün aldığımız iyi haber doğrultusunda açlık grevimizi 21’inci günde sonlandırıyoruz. Birinci amacımıza ulaştık. 15 Eylül’de Avrupa Parlamentosu önünde büyük bir miting hazırlığımız var bu devam ediyor. Eylemciler 15’ine kadar burada bekleyecek. Bu eylemle birlikte, bizler Strasbourg’tan ayrılacağız” dedi. 

Uçar, Şengal’in stütü talebi konusunda da önümüzdeki günlerde çok sayıda görüşmenin yapılacağını ifade etti. Avrupa Parlamentosu önünde 15 Eylül’de yapılacak eyleme Kürtleri ve dostlarını davet eden Uçar, eylemcilere ziyaretleriyle destek veren herkese teşekkür etti. 

Şengal Diaspora Meclisi Eşbaşkanı Fikret İgrek, Meclis’in yönetiminde yer alan Peşimam Ekrem Deniz, Beşir Êzîdî, Bozo Bacini ve Bedirxan Kahraman 21 günden beri süresiz dönüşümsüz açlık grevinde bulunuyordu. 


21 günün panoraması

Öte yandan Sezai Uçar geçen 21 günü gazetemize değerlendirdi. Uçar, Öcalan üzerindeki tecridin Avrupa Konseyi ve İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) gündeme getirilmesinde, Türk devletinin uyguladığı tecrit ve Kürtlere dönük baskı politikasının Avrupa kamuyounun gündemine gelmesinde, 23 Ağustos’tan bu yana 5 Êzîdî Kürt yöneticinin yaptığı açlık grevinin önemli olduğuna işaret ediyor. Uçar, eylemi diplomasi boyutuyla değerlendirdi. 

Uçar’ın anlatımları şöyle: “23 Ağustos’ta Şengal Meclisi yöneticileri tarafından gerçekleştirilen açlık grevini, kitlesel bir basın açıklaması ile başlattık. Açlık grevi ile birlikte ilk hafta diplomasi hamlesi başlattık. Eylemin üçüncü günü, Avrupa Konseyi’ne, Avrupa Parlamentosu’na, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CPT), Türkiye’nin de içinden olduğu 47 Avrupa Konseyi üyelerinin sekretaryalarına, amaçlarımızı içeren dosyalar sunduk. Ayrıca Fransız yerel ve ulusal basınını bilgilendirmek için sunumlar gerçekleştirdik. Kaldığımız kilise yönetimine ve belediyeye bilgilendirme dosyalarını sunduk ve bu dosyaları kendi internet sayfalarına yayınladılar. Açlık grevinin ikinci günü Strasbourg Belediyesi Başkan Yardımcısı açlık grevini ziyaret etmiş ve desteklerini sunmuştu. İlk üç, dört gün içerisinde ulusal ve yerel basının yoğun ilgisi ile birlikte Fransız kamuoyu eylem hakkında bilgilendirildi. İlk hafta kamuoyu yaratma basını bilgilendirme şeklinde gerçekleşti. 

İlk hafta sonunda açlık grevine başlayan 5 kişi süresiz dönüşümsüz açlık grevine devam etti. Geri kalan 7 kişinin açlık grevini farklı gruplara bırakmasını uygun bulduk.”


Destek grupları 5 eylemciyleydi

Uçar, 5 eylemcinin süresiz dönüşümsüz 21 gün yaptığı açlık grevi eylemine ek olarak sayıları 5 ila 8 arasında değişen dayanışma gruplarının da 5’er günlük destek açlık grevi yaptığını hatırlattı. Uçar, geçen 22 gün içinde Avrupa Aleviler Federasyonu (FEDA), Avrupa Êzîdî Federasyonu, Kürdistan İslami hareketi (CİK), Kadın Hareketi, Asuri-Süryani temsilcileri, Avrupa’da Kürt kurumlarının dış ilişkiler çalışanları, HDK Avrupa temsilcileri ayrıca iki Kürt kadınında kendi istekleri ile açlık grevine katılıp destek sunduğunu dile getirdi.  


Kaygılarımız daha da artmıştı

Sezai Uçar muhatap kurum durumundaki CPT ile ilişkileri de şu şekilde ifade ediyor: “29 Ağustos’ta CPT ile ilk görüşmemizi gerçekleştirdik. 3 Kişilik bir heyet ile gittik. Şu ana kadar yaptığımız görüşmelerde temsilciler ile görüşüyorduk. İlk defa kurumun Genel Sekreteri bizimle bizzat görüştü. Görüşme süresi 1 saat 10 dakikaydı. Olumlu karşıladılar. Kaygılarımızı anladıklarını dile getirdiler. Biz, CPT’ye Türkiye’deki darbe girişiminden sonra Kürt Halk Önderi hakkında herhangi bir bilginin dışarı çıkmadığını CPT olarak başkanı ziyarete gidip kamuoyuna bir açıklama yapmaları gerektiğini dile getirdik. Sonradan öğrendik ki, CPT heyeti görüşmemizden bir gün önce  Türkiye’ye gitmiş. Heyet bir hafta Türkiye’de kalmış. Heyet dönmeden önce CPT ile görüşme talebinde bulunduk. Bu görüşme talebimizi kabul ettiler. Bizi yine Genel Sekreter ve yardımcısı karşıladı. Görüştüğümüz Sekreter Yardımcısı bizzat Türkiye’ye giden heyetten biriydi. Son görüşmede hayal kırıklığına uğradık. Giden heyetin farklı bir format ile Türkiye’ye gittiğini Ankara, İzmir, Silivri cezaevlerine gittiklerini birçok devlet yetkilileri ile görüştüklerini dile getirdi. Başkanımızın durumu ile ilgili devlet yetkilileri ile sadece görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdiler. İmralı‘ya gitmediklerini dile getirdiler. Bunun üzerine kendilerine sağlıklı bir haber almadığımız sürece açlık grevine devam edeceğimizi belirttik. Kendileri de kaygılarımızı anladıklarını ve bize hak verdiklerini dile getirdi. Açıkçası CPT ile görüşmemizde ayrılınca kaygılarımız daha da arttı.”


10 bin bildiri dağıtıldı 2 bin imzalı mektup toplandı

Eylem süresince sabahları CPT ve Avrupa Konseyi önünde, akşamları ise şehir merkezinde 10 binin üzerinde bildiri dağıttıklarını, Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin (TJK-E) ise Öcalan için taleplerin yer aldığı mektup hazırlandığını söyledi. 

Uçar “Avrupa Kürt Kadın Hareketi tarafından eylemimizin amacına ilişkin bir mektup hazırlandı buraya gelen misafirler imzalayıp zarfa konuldu şu ana kadar 2000 imzalı mektup toplandı. Bunlar CPT’ye gönderilmek üzere postaya verilecek” dedi. 

Uçar’ın bahsettiği TJK-E’nin dilekçe kampanyasında şu talepler yer alıyor: 

* CPT’nin acilen İmralı Adası’na gitmesi ve buna ilişkin raporunu açıklaması,

* Türkiye’nin askıya aldığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni yeniden uygulamaya koyması,

* Başta İmralı Cezaevi’nde olmak üzere tüm siyasi tutsakların temel haklarına saygı gösterilmesi,

* Öcalan’ın aile ve avukatlarının ziyaret hakkının sağlanması.

İngilizce ve Fransızca hazırlanan dilekçe metinlerinin diğer Avrupa ülkelerindeki Kürdistanlı, Türkiyeli ve Avrupalılar tarafından imzalandıktan sonra önümüzdeki günlerden itibaren CPT’ye akmaya başlayacak.


Kilise ile çıkan sorunlar

Süresiz dönüşümsüz açlık grevi yaptıkları La Trés Sainte Trinité Kilisesi yönetimi ile zaman zaman pürüzlerin ortaya çıktığını dile getiren Uçar, kilise yönetiminden birinin ilk günden beri olumsuz yaklaştığını vurguladı. 

Uçar “Tüm görüşmelerimizden olumsuz tavır aldı ve 4 Eylül tarihinde bizi kiliseden çıkarmak için mahkemeye başvurdu. CPT ile ikinci kez görüştüğümüz saatte mahkeme, kiliseden çıkma kararını aldı. Bunun üzerine açlık grevinde yer alan 5 arkadaş kilisede sığınma talebinde bulundu. Kilise kanununda olmasına rağmen iltica taleplerine olumlu cevap vermedi. Cumartesi saat 12.00’den itibaren kiliseyi terk etmemiz gerekiyordu. Tebligatı bize değil de, Strasburg’daki Kürt Kültür Derneği’ne bildirmişlerdi. Kilise yönetimi tüm görüşme istemlerimize olumsuz yanıt verdi. Biz ise bir avukat ile itirazda bulundu. Mahkemede kiliseyi savunan avukat ‘Bizim sizinle herhangi bir sorunumuz yok. İlle de çıkmanızı dayatmıyoruz ama buradaki Türk Konsolosluğu ve kurumları üzerimizde çok ciddi baskı uyguluyor’ açıklamasını yaptı. Bu duruma karşı biz de çağrı yaptık. Almanya ve Fransa’dan yüzlerce Kürdistanlı buraya geldi. Kararlılığımız karşısında aldıkları tahliye kararından vazgeçtiler” ifadelerini kullandı. 


ERKAN GÜLBAHÇE / STRASBOURG