
SEYİT EVRAN / ANF / QAMİŞLO
Fadıl Muhummed Selim, Suriye’de 14 Mart 2011 yılında ilk gününden itibaren ayaklanma ve aktiviteler içinde yer aldı. Hesekê Barosu’na bağlı avukattı, mülkiyet hukukunda uzmandı. SUK’un kurucu üyeleri arasında Tunus’taki ilk kongrenin hazırlık komitesi içindeydi. Kongreden sonra SUK’un basın ile ilişkiler komitesinden sorumlu oldu. Devrim Konseyi Yüksek Meclisi Resmi Sözcülüğünü yaptı. 2013 yılında Robert Ford’un “siz devrime hazır değilsiniz, Suriye’yi yönetecek güçte değilsiniz” açıklamalarından sonra ayrılarak Şeddadê’deki evine döndü. DAİŞ tarafından alıkonuldu. Şeddadê QSD tarafından özgürleştirilince DAİŞ tarafından Mergede taraflarına götürüldü. Daha sonra eşi aracılığıyla YPG’ye kaçıp sığınacağı haberini iletti ve dört ay önce DAİŞ’ten kaçarak YPG’ye sığındı.
Fadıl Muhammed Selim, SUK’un kuruluşunu, SUK içinde yer alan ve halen ENKS adına konuşan Fuat Aliko, İbrahim Biro, A. Hekim Beşar ve diğer sözde Kürt bloku üyelerinin PYD ve YPG karşıtı dayatmalarını anlattı. Kürtler adına hareket edenler ile Türkiye’nin Rojava’ya sınır olan bölgelerindeki yöneticilerle aralarında bir koordinasyonun kurulduğunu bu koordinasyonun sürekli toplanarak kararlar aldıklarını söyledi. Selim, Serêkaniyê saldırılarında bu kişi ve kesimlerin aldığı görevleri de en ince ayrıntılarına kadar anlattı.
Türkiye’nin SUK’a yaklaşımı
Türkiye’yi Suriye devrimini destekleyen ülke olarak görüyorduk. Türkiye içinden de destekleniyorduk. Çünkü Türkiye, Müslüman Kardeşleri destekliyordu. Suriye Ulusal Meclisi içinde Türkiye’nin güçlü bir rolü vardı. Tunus’taki kongreden sonra birçok kongre daha düzenlendi. İki kongre Türkiye’de gerçekleşti.
Türkiye’nin Kürtlere yaklaşımı
Türkiye’nin her zaman sınıra dönük politikaları vardı. Yani Kürtlerle sınırı vardı. Her zaman buna dikkat çekiyorlardı. İçlerinde her daim bu korku ile yaklaşıyorlardı. Kürtlerin iradelerini ele alarak, buralarda güç sahibi olmalarını istemiyorlardı. Onların temel korkusu Kürtlerin burada bir devlet kurmasıydı. Bütün açıklamalarında Kürtlerin bir devlet kurmak istediğini belirtiyorlardı. Suriye’nin parçalanacağını söylüyorlardı.
Onlar Efrîn, Kobane, Şêxmeqsûd’dan çok Kürtlerin durumunu Hesekê üzerinden takip etmeye çalışıyorlardı. Bu anlamıyla Türkiye’nin çok büyük bir korkusu vardı. Onun için oyun üzerine oyun oynuyordu. Türkiye’nin bu korkuları sürerken, Meclis içerisindeki Kürt grubunun önerisi üzerine güvenli bir bölgenin oluşturulması talep edildi. Güvenli bölgenin uzunluğu sınır boyunca olacaktı. Derinliği ise 40 km olacaktı. Bu güvenli bölge rejimin uçaklarına yasaklanacaktı.
ENKS’lilerin tutumu neydi
Türkiye bu kesimler üzerinden rejimin yarattığı siyasi boşluğu doldurmaya çalışıyordu. PYD’nin buralarda etkin olmasını istemiyordu. Bunu engellemeye çalışıyordu. PYD’nin Araplara zulüm yaptığını onun için halkçı bir tabanının olmadığını, Kürtlerin hem siyasi hem de askeri temsilcilerinin kendileri olduklarını söylüyorlardı. PYD’nin askeri anlamda güçlü olduğunu ve meclis çalışanlarına baskı yaptığını belirtiyorlardı. Onun için meclis üye ve çalışanlarını ülke dışına çıkarmak zorunda kaldığını ifade ediyorlardı. Bunun yanında bazı kişileri tasfiye ettiklerini de söylüyorlardı.
Hesekê’deki kongrede Kürt grubu tarafından bazı talepler gelişti. Kürt grubu, devrimci örgütler ve SUK’un PYD’den herhangi bir ihtiyaç talebinde bulunmaması istenildi. PYD’nin dikkate alınmaması ve halkın temsilcileri olarak görülmemesi en temel talepleriydi. Yine PYD’ye karşı siyasi olarak ayakta durabilmek için kendilerine büyük bir destek verilmesi istenmişti. Çünkü askeri olarak hiçbir güçleri yoktu.
Türkiye ve SUK’tan ne istiyordu
Kürt grubu, bizden şunu istiyorlardı: Ebdluhekîm Beşar, Îbrahîm Biro, Ebdulbasit Seyda, Fuat Aliko gibi şahısların Kürtlerin temsilcileri olarak görülecek ve bunlarla her şey tartışılacak ve PYD hiçbir şekilde dikkate alınmayacak, kendilerine de her türlü maddi destek sağlanacak. Bu şekilde Qamişlo ve Hesekê başta olmak üzer kentlerde yapılan seçimlerden yüzde 80 Kürtlerin oyunu alacaklarını ve PYD’nin ise yüzde 20 alacağı hesap edilmişti. Her zaman PYD’yi bize karalayarak, diktatör ve rejime bağlı bir güç olduğunu aktarıyordu.
Hesekê kenti kongresi gerçekleştiği sırada biz de genel kongremizi Tunus’ta gerçekleştiriyorduk. Biz Arap, Süryani ve Kürtler olarak küçük bir meclis şeklinde toplanıyorduk. Daha sonra Türkiye’de Urfa ve İstanbul’da kongrelerimiz oldu. Onun dışında bir kez de Kahire’de kongremizi gerçekleştirdik. Burada gerçekleştirdiğimiz kongrede Kürt grubu yer almadı. Bizim genel olarak üç kongremiz gerçekleşti. Bu kişiler Kürtlerin temsilcileri olarak yer alıyordu. Bizim genel kongrelerimiz ise Türkiye’de gerçekleşiyordu.
Urfa’daki kongre
Hasekê vilayetinin ilk kongresi Urfa’da yapıldı. Bu kongrede de Kurdi bloktan temsilciler bulunuyordu. Kongrenin gerçekleştiği dönemde ÖSO ve PYD arasında Serekaniyê’de bazı sorunlar vardı. Kürt bloktan pek çoğu o dönem ÖSO’ya destek verilmesini istiyordu. Yine ABD’nin rejim ve PYD’ye dönük baskı uygulaması ve bölgeden çıkarılması isteniyordu. Kürt blokun talepleri bunlardan ibaretti. Talepleri, Türkiye ile ortaktı zaten.
İstanbul’daki kongre
İstanbul’da yaptığımız ikinci kongre de bu Kürtlerin grubu olarak geçen grup hazır bulundu. Bu kongrede kendilerinin de bir ordu oluşturduklarını belirttiler. Kurdukları ordunun PYD’ye karşı savaştığını söylediler. PYD’ye karşı savaşan orduları için bu kongrede destek sunulmasını istediler. Askeri gruplarına gerçekten de önemli oranda destek sunuldu. Türk devleti temsilcileri düzenlenen bu kongrelere güçlü bir şekilde katılıyordu. Kürtler adına yer alan bu grubun talepleri Türk devleti tarafından belirleniyordu.
Serêkaniyê saldırıları
Serekaniyê’de YPG, ÖSO ve El Nusra arasında savaş yaşandığı sırada; Serêkaniyê sınır kapısı ÖSO ve El Nusra cephesi için tamamen açıktı. ÖSO ve Nusra için ambulans, araba, lojistik ve cephane desteği Türk devleti tarafından sağlanıyordu. ÖSO Serêkaniyê sınır kapısından Türkiye’ye geçerek ihtiyacı olan cephaneyi temin ediyor ve YPG’ye karşı savaşıyordu. O sırada ben de sınır kapısındaydım, ÖSO’ya dönük yapılan yardımlara gözlerimle tanık oldum. YPG’ye karşı Serêkaniyê’de savaşan Kürt silahlı grupları da vardı.
Kürt grubu, bu silahlı grupların taleplerine yanıt olmaya çalışıyordu. Tanınan bir kaç isim vardı. Fûad Elîko, Ebdulhekîm Beşar, Îbrahîm Biro ve Ebdulhemîn Hecî Derwêş onlar arasında tanına kişilerdi. Bunlar direk Barzani’ye bağlı olan kişilerdi. Türkiye’de yani İstanbul’da kalan Kürtler adına bunlar karar alıp veriyordu.
Türkiye’nın sınır güçleri ile bu grup arasında iyi bir koordine vardı. Onlar birçok toplantı düzenliyorlardı fakat biz bu toplantılara katılamıyorduk. Hesekê vilayetine ve ulusal meclise bağlı olmayan bir çok Kürt, Türk devletinden yardım alıyordu. Bizler bunun içinde değildik, fakat dışardan bakıldığında her şey anlaşılıyordu.