• Bin 700 kapasiteli Marmara 6 No’lu Cezaevi’nde 4 bin civarında tutsak var. 11 kişi, içerisinde hücreler, tuvalet ve ortak alanın da bulunduğu 50 metrekarelik bir alanda tutuluyor.
  • Üç tane hücrenin bulunduğu koğuşun iki hücresinde ikişer kişi, bir hücresinde üç kişi kalıyor. Kalan dört tutsak, koridorda ve ortak alanda bulunan ranzalarda ya da yerde uyuyor.
  • Hakkında herhangi bir yasak ve toplatma kararı bulunmayan kitaplar alınmıyor; özel yaşam alanları bile kameralarla izleniyor; temiz su yok; sağlık hakkı gasp ediliyor.

 

Marmara 6 No’lu Cezaevi’ndeki 1 Mayıs tutsaklarının mektubu, kapasite aşımından sağlığa erişime, kameralardan kitap yasaklarına kadar cezaevindeki hak ihlallerini gözler önüne seriyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul ve Kocaeli illerinde 28 Nisan’da yapılan ev baskınlarında en az 46 kişiyi “1 Mayıs öncesinde eylem gerçekleştirebilecekleri” iddiasıyla gözaltına aldı. Adliyeye sevk edilen gözaltılardan 14 kişi “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Marmara 6 No’lu Cezaevi’nde 5 aydır tutuklu bulunan Yusuf Çelik, 1 Mayıs tutukluları olarak cezaevinde yaşadıkları hak ihlallerine dair MA'ya mektup gönderdi. Çelik, durumlarını şöyle tarif etti: “28 Nisan sabahı İstanbul’da düzenlenen ev baskınları sonucu polis işkencesiyle, hiçbir delil ve kanıt olmamasına rağmen ‘1 Mayıs tarihinde Taksim’de taşlı sopalı eylem yapabilirler’ iddiası ile tutuklanan 1 Mayıs tutsaklarıyız."

Bin 700 kişilik yerde 4 bin civarında tutsak

Tutsaklıklarının 5 ayı bulduğu belirtilen mektupta şunlara yer verildi: "Bulunduğumuz hapishanenin kapasitesi bin 700’dür; ancak 4 bin civarı tutsak bulunmaktadır. Bizler 11 kişi kalmaktayız. Koğuşumuz; içerisinde hücreler, tuvalet ve ortak alanın da bulunduğu 50 metrekarelik bir alandır.

Bir hücrede üç kişi

Üç tane hücrenin bulunduğu koğuşumuzda yeterli alan bulunmaması nedeniyle iki hücrede ikişer kişi, bir hücrede üç kişi kalıyoruz. Kalan dört arkadaşımız koridorda ve ortak alanda bulunan ranzalarda ya da yerde uyumakta."

 Özel alana da kamera

Yaşam alanının 24 saat kameralarla izlendiği belirtilen mektupta "Özel alanımızın kayıt altına alınması kabul edilebilir bir uygulama değil. Savcılık, ‘Kamera özel alanı görmüyor’ gerekçesiyle taciz uygulamasında ısrar etmektedir…” denilirken, bundan sonraki kısmının makasla kesilerek sansürlendiği görüldü.

Sansür devam etti

Mektubun devamında, “Koğuşumuzda hipertansiyonu ve Parkinson hastalığı olan tutsaklar ile yaşı ilerlemiş kişiler de var. Bu tutsaklar merdiven inmek zorunda olduğu için havalandırma hakkından yararlanamamakta ve güneş ışığı alamamaktadır. Sabah 07.00’de açılması gereken havalandırmaya bizler en erken 09.00’da, sayım sonrasında çıkabiliyoruz…” ifadelerine yer verildi. Bundan sonraki kısmının da karalanarak sansürlendiği görüldü.

Sağlık hakkının gaspı

Mektupta, sağlık hizmetlerine erişim hakkının açıkça ihlal edildiğinin altı çizildi. Mektupta, “Her gün revir dilekçesi yazmamıza rağmen dilekçelerimize herhangi bir yanıt verilmemektedir. Revire bir ay sonra götürülüyoruz. Gittiğimizde de ezbere ilaçlar yazılarak geri gönderiliyoruz. Hastaneye sevk süreçlerimiz ayları bulmakta. Hapishane musluklarından akan sular kirli. Birçok tutsak bu sebepten kaynaklı cilt problemleri yaşamaktadır. Temiz suya erişim hakkı açıkça ihlal edilmektedir.”

Kitaplara keyfi yasak

Tutsaklara gönderilen birçok kitabın, haklarında herhangi bir yasak veya toplatılma kararı bulunmamasına rağmen verilmediği ifade edilen mektupta, “Herhangi bir resmi kurumca yasaklanma ve toplatılma kararı olmayan bir kitap nasıl o hapishanenin ‘düzenini tehlikeye sokabilir?’ Bu sorunun elle tutulur hiçbir cevabı yoktur. Bu keyfi yasak uygulamasının yanında bir de 5 kitap sınırı var” denildi.

Mektup şu ifadelerle son buldu: “Bu baskı ve yasaklar, sistematik, derin bir insan hakları krizine dönüşmüş durumdadır. Biz devrimci tutsaklar, bizlere dayatılan bu insan hakları ihlallerine karşı direnmeye ve insan onurunu savunmaya devam edeceğiz. Tüm kamuoyunu Marmara 6 No’lu Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine karşı ses çıkarmaya, mücadelemizi duyurmaya çağırıyoruz.” İSTANBUL