Saldırıların şiddetlendiği dönemde bir grup arkadaşı ile birlikte ikinci vahşet bodrumunda mahsur kalan Gün, kamuoyu baskısı sonucu ambulansların mahalleye gittiği bildirilince ambulansları kontrol etmek için dışarıya çıktığı esnada keskin nişancılar tarafından katledilmişti.


Tüm ATK morglarına gitti 

Annesi Leyla Gün, cenazelerin gönderildiği tüm Adli Tıp Kurumu (ATK) morglarına gittiğini ve fotoğraflardan oğlunun cenazesini teşhis edemediğini kaydetti. Anne Gün, ayrıca DNA eşleştirmesi için verdiği kan örneklerinden de bir sonuç alamadığını ifade etti.

Cizre’de 2 Mart’ta “sokağa çıkma yasağı”nın kısmi olarak kaldırılması ardından ikinci vahşet bodrumunun tamamen ortadan kaldırıldığı ve kaybedildiği ortaya çıktı. Gerçek anlamda bir olay yeri incelemesi de yapılmadı.




Katledip evini işgal ettiler


Cizre’deki saldırılarda katledilen 59 yaşındaki 8 çocuk annesi Hediy Erden’in evi Türk devlet güçleri tarafından karargah olarak kullanılıyor. 

Erden, Yafes Mahallesi’nde 30 Aralık’ta dışarı çıkmak isteyen engelli oğlunu korumaya çalışırken tank atışları sonucu yaşamını yitirirken, ailesi de polisler tarafından evden zorla çıkarılmıştı. Ev daha sonra devlet güçleri tarafından karargaha çevrilirken, eşyalar da kullanılmaz hale getirildi. Erden’in eşi İbrahim Erden cenazenin önce Şırnak Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığını daha sonra otopsi raporunun kendilerinden kaçırıldığını anlattı. Eşinin cenazesinin Cizre’de defnedilmesine izin verilmediğini de hatırlatan Erden, cenazeyi Güçlükonak’ta defnetmek zorunda kaldıklarına dikkat çekti. Erden, yaşanan katliamların hesabını soracaklarını ve davalarının peşini bırakmayacaklarını ifade etti.