
Kürt illerinden illerinden Bursa'ya zorunlu göç temelinde mevsimlik işçi olarak giden Kürtler, 20 Lira'ya 13 saat çalışırken, kadınlar hem tarlada hem çadırda çalışarak 20 saat mesai yapmış oluyor. Erkekler uyuyup dinlenirken, çocuklarını ve çadırın ihtiyaçlarını gidermek için durmadan çalışan kadınlar, sömürünün iki katını yaşıyor. Okullarından 4 ay uzakta kalan çocukları en çok mutlu eden şey ise oyun oynamak.
Mêrdîn, Riha, Êlih ve Amed kentlerinden Bursa'nın Yenişehir İlçesi'ne bağlı Çardak Köyü'ndeki çadır kente yerleşen 300 aile her yıl artan zor şartlara rağmen buralarda hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Çadır kentte bu yıl su bile bulunmuyor. Hijyenik olmayan şartlarda yaşayan işçiler, 13 saat tarlada çalışıyor. Kadınlar da tarladan geldikten sonra birkaç saatlik uykuları dışındaki zamanlarında yemek, çamaşır, banyo, bulaşık, temizlik, ekmek, su, çocukların bakım ile ilgilenip hayatın tüm yükünü omuzluyorlar adeta.
Kadınlar düşük yapıyor
Kadınlar, kurdukları çadırlarda su ve elektrik olmadan ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Altyapının olmadığı bir boş arazide kurulan çadırlarda yaşayan aileler, 40 derece sıcakta 13 saatlerini tarlada çalışarak geçiriyor. Sabah 05.00'da uyanan kadınlar, çocuklarının ihtiyaçlarını giderdikten sonra onları çadırda bırakıp tarlaya yol alıyor.
Tüm bunların üzerine bir de ağır çalışma şartları ve hijyenik olmayan koşullarda kadınların çoğu çocuğunu düşürüyor. Hastaneye uzak kaldıkları için acil durumlarda hastaneye yetiştirilemeyen kadınlar, seyyar sağlık kabinlerin kurulmasını istiyor.
'Tüm çocuklarım hasta'
Mêrdîn'in Dêrîk İlçesi'nden her yıl 9 kişilik ailesiyle Yenişehir'e giden 40 yaşındaki Emine Çetin, çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramadığını ve temiz olmayan yerlerde oldukları için sürekli hasta olduklarını söylüyor. Çetin, "Hepimiz hastayız. En doğal bir ihtiyaç olan suyu bile bize çok görüyorlar. Temiz suyumuz olmadığı gibi soğuk suyumuz da yok" diyor. Derik'ten giden Zeynep Deniz de, birkaç metrekareden oluşan küçük çadırda 6 kişilik ailesiyle kalıyor. Deniz, "Erkekler tarladan gelince oturuyor, biz kadınlar ise hiç durmadan çadırda da çalışmaya devam ediyoruz" diye konuştu. Gün boyu çalışmalarına rağmen 20 Lira'lık yevmiye aldıklarını ifade eden Deniz, "Köylüler emek verdiğimiz tarlalarda bize bir bardak soğuk su vermekten bile acizler. Artık canımıza tek etti" dedi.
Çadır kentte hastalık riski altında yaşayan çocuklar ise tarlada çalışarak ya da kardeşlerine bakarak günlerini geçiriyor. Boş buldukları vakitlerde oyun oynamak isteyen çocuklar, dikenler ve cam kırıklarının bulunduğu yerlerde oyun oynamak zorunda kalıyor. Bu yüzden sürekli diken ve cam kırıkları batıyor ayaklarına. Çocukları en çok üzen ise okullarına gidememeleri.
HÜLYA EMEÇ/BEKİR GÜNEŞ / DİHA/BURSA