- Denizler her geçen gün daha etkin olarak gündeme geliyorsa, bilinmelidir ki ülkede hâlâ yapılması gereken görevler vardır.
6 Mayıs 1972, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam günüydü. Türkiye halkları bu idamların etkisi altında bu günü anıyor; gösteriler düzenleyor ve idamların etkisi toplumun tüm kesimlerinde protestolarla karşılık buluyor. Bu genç insanlar haksızca idam sehpalarına götürüldü ama hedeflerini ve mücadele anlayışlarını haykırmaktan çekinmediler.
Deniz Gezmiş: “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm’in yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm!”
Yusuf Aslan: “Ben ülkemin bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bundan sonra Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun emperyalizm!”
Hüseyin İnan: “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu için savaştım. Bu bayrağı şimdi Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler ve köylüler! Kahrolsun emperyalizm!”
Ölüme giden insanın yalın olarak dile getirdiği gerçekler, onların şahsi bir mücadele vermediklerini, onurlu bir duruş sergilediklerini anlatmaktadır. Onları anmak, ülkemizin zor koşullarında haklı bir kavganın insanı olmak demektir. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bir ülkenin tıkanmış demokratik haklarını ve özgürlük arayışlarını yeniden dile getirmek üzere anılırlar. Bu genç insanlar, ölümü göze alarak verdikleri haklı mücadeleyi bugün de geçerliliğini koruyan bir miras olarak bıraktı. Denizlerin anısının hâlâ dipdiri olmasının nedeni budur. Bir halkın lider arayışı, haklı kavgası için ölümü göze alabilecek yiğitlerin varlığını tanımlar. Biz hâlâ Denizlerin bıraktığı yerden yola çıkarak bugünleri anmaktayız.
Denizler her geçen gün daha etkin olarak gündeme geliyorsa, bilinmelidir ki o ülkede hâlâ yapılması gereken görevler vardır. Aradan geçen 54 yıl, onların hatırasını daha güçlü şekilde hissettirmektedir. Türkiye’de tamamlanmamış demokrasi sorunu var oldukça Denizler aynı görkemle anılacaktır. Onlar asıldığında henüz 16 yaşındaydım; o günün acısını bugün de çekiyorum. Umutlarım hâlâ diridir, bekliyorum. Ülkemin yiğit insanları bugünleri andıkça ben de heyecana kapılıyorum. Ülkemin demokrasi eksikliğini bedenimde hissediyorum ve mücadeleye bu açıdan katılıyorum. Bu haklı mücadelenin, yiğit insanların elinde gerçekleşeceğine inanıyorum.
6 Mayıs 1916 idamları
6 Mayıs, Ortadoğu’da 1916'daki idamları da hatırlatıyor. Bu idamlar, haksızlığa karşı direnen Arap aydın, gazeteci ve ünlü isimlerden oluşan 24 şahsiyeti hatırlatıyor. Bir milletin en özverili insanlarının idam edilmesi kararını veren Cemal Paşa, Arap dünyasında “el-Seffah” olarak anılıyor. Üstelik idam edeceği insanların evlerinde yemeklerini yemesine rağmen yaptığı bu icra, Arap aleminin hafızasında kazılıdır. 6 Mayıs, aynı zamanda onun doğum günüydü (1872). İnsan böylesi günlerde böyle bir zorbalığa tevessül etmezdi, ancak bu gerçeği anlamayacak kadar zalimdi. 6 Mayıs, Lübnan ve Suriye’de “Şehitler Günü” olarak anılmaktadır. Acıları hatırlatır, tarihi bir olaydır.
Bu 24 ünlü şahsiyetin mücadelesi, Osmanlı’dan kurtuluş çabasıydı. Üstelik bu çabalar silahlı değildi; örgütsel ve siyasi nitelikteydi. Sömürgeci Osmanlı’nın 400 yıldır zulümden başka bir şey vermediği; İslam adına oluşturulan sahte birlikteliklerin yalan üzerine kurulu olduğu savunuluyordu. Osmanlı bu ülkeleri ve servetlerini talan etti. Bu yiğit insanlar, bu gidişe daha fazla dayanamayarak karşı koyuyordu.
Osmanlı çökerken, Arapların en önemli isimleri topluca Beyrut’ta Burj el Şüheda Meydanı’nda, Şam’da ise Merce Meydanı’nda idam edildi. Şam’da idam edilenler: Abdülhamid ez-Zehraoui, Şefik el-Müeyyed el-Azm, Rüştü eş-Şem’a, Ömer el-Cezairi, Şükrü el-Aseli, Selim Ahmed Abdulhadi ve Rafiq Rizk Salloum.
Beyrut’ta idam edilenler: Abdelghani el-Arayssi, Abdul Karim el-Khalil, Muhammad Mahmassani, Mahmud Mahmassani, Omar Nashashibi, Ahmed Tabbara, Yusuf Hayek, Philippe el-Khazen, Farid el-Khazen, Petro Paoli, George Haddad, Muhammad Chanti, Omar Hamad, Aref Chehab, Abdelwahab el-Inglizi, Joseph Bshara Hani ve Akl Said.
Bu isimler farklı dinlere mensup Hristiyan ve Müslüman kişilerdi. Acı, tüm ülkeye ve tüm insanlara bir zulüm gibi indi. 6 Mayıs günü, 109 yıldır bu anılarla her iki ülkede de yaşatılıyor, ancak Suriye’de yönetimi zorbaca ele geçirenler ve emperyalist iş birlikçileri olarak görülen yapılar, bu güne son verdiklerini iddia etti; 6 Mayıs Şehitler Günü yasaklandı. Bu anlamlı günü yasaklayanlar, bir ulusun tarihine müdahale etmektedir. Suriye halkı anmaya devam edecektir. Bu günün anti Osmanlı tarihsel anlamı hiçbir güç tarafından değiştirilemez. Lübnan halkı da bu günü anmayı sürdürmektedir. Lübnan halkının bu konudaki duruşu tarihsel olarak önemlidir ve gelecek kuşaklar için anlam taşımaktadır. Suriye’deki bazı yöneticiler bu tarihi ortadan kaldıramaz. Tarih yaşanmış olayları kapsar ve onu değiştirmek mümkün değildir. Bu durum, Erdoğan yönetimine yönelik bir eleştiri olarak ifade edilmektedir. 6 Mayıs, Suriye ve Lübnan’ın sosyal yaşamında derin izler bırakmıştır ve Cemal Paşa’nın yaptığı bu idamlarla birlikte tarihsel olarak canlı kalmaya devam edecektir.
Türkiye’de Denizlerin idam günü, Arap dünyasında ise 6 Mayıs 1916 idamları aynı tarihte anılıyor. Bu önemli günde ulusların hafızasında yer eden bu olaylar, gelecek kuşaklara aktarılacak ve önemli bir tarihsel gün olarak anılmaya devam edecektir.