İki taraf da kaybediyor

Mihraç URAL Haberleri —

  • Tarih bize defalarca şunu göstermiştir; bu tür savaşlarda kazanan yoktur. Kazanan gibi görünen taraf bile aslında kaybediyor, çünkü savaşın faturası sadece cephede kesilmez.

Savaş kirlidir. Bu, abartılı bir ifade değil; insanlık tarihinin en yalın gerçeğidir. Savaşın içine giren, ne kadar haklı olduğunu düşünürse düşünsün, o kirden payını alır. Savaş, cephenin ötesinde; zihinde, ahlakta ve toplumun dokusunda da yıkım üretir. Her savaş, kendine bir gerekçe bulur, her taraf kendi haklılığını anlatır ama sonuç değişmez, çünkü kaybeden insanlıktır. Bu yüzden barış bir seçenek değil, bir zorunluluktur. İnsan ve dürüst kalabilmenin en temel güvencesidir. Savaşı savunmak kolaydır; barışı savunmak ise karakter ister.

Bugün bölgemizde yaşanan savaş, klasik bir güç mücadelesinin yeni bir sahnesidir. Amerika ve İsrail’in öncülüğünde yürütülen bu süreç, güvenlik ve ekonomik gerekçelerle açıklansa da özünde güç dengelerini yeniden kurma arayışıdır. Tarih bize defalarca şunu göstermiştir; bu tür savaşlarda kazanan yoktur. Kazanan gibi görünen taraf bile aslında kaybetmektedir, çünkü savaşın faturası sadece cephede değil, toplumların geleceğinde kesilir.

Yıkım, tek taraflı değil

Tam da bu noktada “Pirus zaferi” kavramı anlam kazanır. Pirus zaferi, kazanılmış gibi görünen ama bedeli o kadar ağır olan bir zaferdir ki, aslında yenilgiden farkı kalmaz. Adını, Roma’ya karşı savaşan Kral Pyrrhus’tan alır. Pyrrhus, savaşları kazanır ama ordusu tükenir ve “Bir zafer daha kazanırsam mahvolacağım” der. Bugün yaşanan savaş da tam olarak bu tanıma uyuyor.

İran, bu savaşta ağır darbeler aldı. Binlerce insan hayatını kaybetti, on binlercesi yaralandı, şehirler ve altyapı büyük ölçüde tahrip edildi. Sağlık tesislerinden enerji hatlarına kadar geniş bir alanda yıkım söz konusudur. Bu tablo, savaşın gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Savaş, kazanan üretmez; yıkım üretir. Elbette bu yıkım, tek taraflı değildir. İran da karşılık verdi, karşı cephede ciddi zararlar oluştu. ABD’nin bazı operasyonları başarısız oldu, önemli ekonomik kayıplar yaşandı. Savaşın değişmeyen kuralı burada devreye giriyor; direnen taraf ayakta kalabildiği sürece yenilmiş sayılmaz. Bu nedenle bugün ortada kesin bir galip yoktur ama kesin olan şudur; iki taraf da kaybediyor.

Bu savaş, artık yalnızca bölgesel bir çatışma değildir. Husilerin Bab el-Mendep Boğazı’nı kapatma tehdidi, küresel sistem için ciddi bir alarmdır. Bu boğaz, sadece petrol ve gaz taşımacılığı için değil, aynı zamanda dünya iletişim altyapısı için de hayati öneme sahiptir. Fiber optik hatların zarar görmesi ihtimali bile küresel ekonomiyi ve iletişimi felce uğratabilir.

İran’ın savunma stratejisi

İran’ın geliştirdiği “mozaik savunma” stratejisi, savaşın başka bir boyutunu gösteriyor. Ülke genelinde çok sayıda cephe oluşturuldu, her birim kendi alanında mücadele edecek şekilde organize edildi. Bu durum, askeri hazırlığı aşan toplumsal bir seferberliktir. Savunma konumundaki bir ülkenin direniş kapasitesi, savaşın seyrini doğrudan etkiliyor. Savaşın bir diğer cephesi ise içeridedir. ABD ve İsrail’de artan tepkiler, kamuoyunun bu savaşa giderek daha fazla karşı çıktığını gösteriyor. Protestolar, istifalar ve yükselen eleştiriler, savaşın sadece dışarıda değil, içeride de meşruiyet kaybettiğini ortaya koyuyor. İsrail şehirlerinde giderek belirginleşen yıkım da bu gerçeği gizleyemiyor. Savaşın ideolojik boyutu da dikkat çekicidir. Tarihsel ve dini anlatılar, güncel politikaların meşrulaştırılması için kullanılıyor. Tarih bize şunu öğretir; savaşlar, kutsal söylemlerle değil, gerçek sonuçlarıyla değerlendirilir. Bu sonuçlar, çoğu zaman beklenenin tam tersidir.

Ateşkes: Geçici bir nefes

Tüm bu gelişmelerin ortasında iki haftalık ateşkes kararı alındı. Bu, kalıcı bir çözüm değil ama önemli bir fırsattır. Hürmüz Boğazı’nın geçici olarak açık tutulması ve diplomatik görüşmelerin sürmesi, savaşın tamamen kontrolden çıkmasını şimdilik engelliyor. Bugün gelinen noktada açık olan, bu savaşın gerçek bir kazananının olmayacağıdır. Elde edilecek her 'zafer', aslında bir 'Pirus zaferi' olacaktır. Savaş, her zaman olduğu gibi yine yıkım üretti. Buna karşılık barış, hâlâ insanlığın elindeki en değerli seçenektir. Yapılması gereken bellidir; savaşın alanını büyütmek değil, barışın alanını genişletmek. Gerçek kazanç da savaşta değil, barışta saklıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.