Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü 4 Nisan vesilesiyle 2009 yılında “Güneşe Yolculuk” sloganıyla Amara’ya gerçekleştirilmek istenen yürüyüşe polis-asker güçleri saldırmış; Mustafa Dağ ve Mahsum Karaoğlan gaz mermisiyle vurularak öldürülmüştü. İki gencin katledilişi üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar failler ortaya çıkartılmazken, adli makamlarca açılan soruşturma dosyası da tozlu raflarda unutuldu. İç hukuktan umudunu kesen Karaoğlan’ın ailesi adalet arayışını AİHM’de sürdürüyor. 


Efsanevi komutanın ardılı

Acısının ilk günkü gibi taze olduğunu belirten anne Sultan Karaoğlan, oğlunu anlatırken gözyaşlarına da hakim olamıyor. 28 Mart 1988 doğumlu Dicle Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi olan Mahsum (21), ismini 28 Mart 1986’da Gabar’da şehit düşen PKK’nin efsane komutanı Mahsum Korkmaz’dan almış. Baskılardan dolayı aile İzmir’e sürgün gitmiş. Üniversiteyi kazanınca Amed’e giden Mahsum, gençlik çalışmalarında yer almış. 


Annesi her yıl Amara’da

Oğlunun katlinin ardından her yıl 4 Nisan’da gerçekleşen Amara Yürüyüşü’ne katıldığını belirten anne, “Bu yıl da aynı şekilde oğlumun gittiği bu anlamlı yürüyüşe katılacağım, oğlumun yaşamını yitirdiği yeri ziyaret edeceğim” dedi. Amara’da 2010 yılından itibaren her yıl Amara köyüne yapılan ziyaret ardından, Dağ ve Karaoğlan için vuruldukları Birecik’in Karataş mevkiinde anma töreni düzenleniyor. 


Katiller korunuyor

Üniversite öğrencisi olan oğlunun siyasi çalışmalarından ötürü hedef alınarak vurulduğuna inandığını söyleyen anne Karaoğlan, “Hedef alınarak vuruldu, bunun için katilleri korunuyor. Tek isteğim suçluların cezalandırılması” dedi. 

Baba Abdurrahman Karaoğlan da tüm hukuki yollara başvurmalarına rağmen faillerin cezalandırılması bir yana tespiti noktasında en ufak bir adımın atılmadığını kaydedetti. 


İç hukuk tıkandı dosya AİHM’de

İç hukuktan sonuç alamayınca Karaoğlan ailesi dosyası AİHM’e taşıdı. Davaya bakan Av. Muhterem Süren, dosyada Karaoğlan’ın yaşamını yitirdiği ana ait görüntülerin mevcut olduğunu, hem Dağ’ın hem de Karaoğlan’ın otopsi raporlarında gaz bombası kapsülüyle yaşamını yitirdiğinin yer aldığına dikkat çekerek, buna rağmen faillerin tespit edilmediğini söyledi. Savcılık etkin bir soruşturma yapmayınca dosyayı AİHM’e taşıdıklarını belirten Süren, açtıkları tazminat davasının da takipsizlikle sonuçlandığını kaydetti. 


Hedef alındığı belgeli

Dosyadaki olay yeri inceleme tespit tutanağına göre polislerle halk arasındaki mesafenin 160 metre olduğu sonucuna varıldığına dikkat çeken Av. Süren, bu tespitin iki gencin de hedef alınarak katledildiğini kanıtlar nitelikte olduğunu ifade etti. Polis ve askerlerin fail olduğu diğer dosyalarda olduğu gibi bu dosyada da faillerin korunduğunun altını çizen Süren, jandarmanın o gün gaz bombasını kullanan görevlilerin isimlerini paylaşmaktan kaçındığını aktardı. 

Av. Süren, emniyet, jandarma ve yargıda durum böyleyken Meclis’ten geçen ‘İç güvenlik paketi’nin yaşam hakkı ihlallerinde artışa neden olacağı uyarısında da bulunarak, “Bir an evvel bu yanlıştan vazgeçilmeli” dedi. 


HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED