
11 gündür direniş kenti Kobanê’deyim. Kobanê’nin köylerini talan ettikten sonra merkeze yönelen çeteler, yaklaşık bir ay ferdi silahlarla topraklarını, evlerini, insanlarını korumaya çalışan Kobanêlilerin ve onlara destek çıkanların direniş duvarına çarptı. Kobanê’yi bir hafta içerisinde düşüreceklerini hesaplıyordu. Güdümünde oldukları güç de bu teminatı aldığı için “Düştü, düşecek” diyordu. Ancak bu vahşi saldırı, dişe diş kana kan bir mücadeleyle durduruldu. 60’ıncı gününde Kobanê, DAİŞ çetelerinin saldırılarının kırıldığı, ellerindeki birçok noktanın geri alındığı bir pozisyonda. Saldırı inisiyatifini yitiren DAİŞ, son günlerde binaları, camileri uçuruyor ve sivil yurttaşların yaşadıkları yerleri havanlarla vuruyor. Sürekli güç takviyesine rağmen ilerleyemediği gibi adım adım mevzilerini kaybediyor. Moral bozukluğu ve yenilginin sinyalleri telsiz konuşmalarından da yayılıyor.
Kent savaşında deneyim
Kürtler ilk kez böylesi bir kent savaşıyla karşı karşıya. YPG de bu durumun farkında ve saldırıların ilk dönemlerindeki eksiklerini kabul ediyor. buna rağmen ortaya konulan irade ve kahramanca direniş DAİŞ çetecilerini durdurmuş. Ama 60’ıncı günde durum bambaşka. Dezavantajlarını telafi eden YPG/YPJ komutanları, içiçe geçmiş yeni taktikler uyguluyor. Kent içerisindeki inisiyatifi yüzde 75 oranında sağladılar. Kent dışında gerilla tarzı eylemlerle DAİŞ’e kan taşıyan bağlantı yollarını kesmeye çalışıyorlar.
İlerleme neden yavaş?
Çeteler hakim oldukları yerlerde birçok binayı, evi ve sokağı mayınlamışlar. Bu, YPG/YPJ savaşçılarının ilerleyişini yavaşlatıyor. Ağır kayıplar vermemek için adım adım, sokak sokak, duvar duvar bir ilerlemeye çalışıyor.
Son dönemlerde yoğun çatışmaların yaşandığı doğu ve güney cephelerinde tam bir keskin nişancı savaşı söz konusu. İyi bir yere konumlanmış bir keskin nişancı, hakim olduğu alanda hareket etmenizi sıfırlayabiliyor. Binalardan binalara, sokaklardan sokaklara açılan tünellerde ilerlemek zorundasınız. Bu durum her iki taraf açısından da geçerli.
Cephelerdeki savaşçılar
Savaş, tarihten bugüne kahramanlar, korkaklar, yenilenler ve mağdurlar yaratır. Kahramanları az olur savaşların yenilenleri de. Ama korkakları ve mağdurlar, her savaşta çoktur. YPG/YPJ savaşçılarının birçok mevzisini gezebildik. Burada müthiş bir iradenin, cesaretin örneklerini görüyoruz. Birçok arkadaşlarını yitirmelerine rağmen yüzlerinde karamsarlık adına hiçbir şey okuyamıyorsunuz. Kadın savaşçılar sürekli tebessümleriyle dikkat çekiyor. Mevzide düzenin sağlanmasından kalınan yere kadar kadınların öncü rol oynadığı görülüyor. “Neden bu kadar kararlısınız, yüzünüz neden hep gülüyor” sorularına, kadın savaşçılar, “Talancı bir güçle savaşıyoruz. Topraklarımıza, insanlarımıza, değerlerimize, bedenlerimize ve kimliğimize saldırıyorlar. Haklı olan tarafta duruyoruz. Bunun için de mutluyuz ve gülüyoruz” yanıtını veriyorlar.
Buradaki savaşçıların çok az uyuduğunu, sadece savaş değil kent içerisinde de birçok işi yürüttüğünü görüyorsunuz. Sivillere yardım ediyorlar, cephelere malzeme taşıyorlar, tamir/tadilat işleriyle uğraşıyorlar.
Her savaş yıkımdır da
Kobanê savaşı, tarih sayfalarına direniş olarak geçecek. Ama her savaşta olduğu gibi yıkım ve dramı da gözardı edemeyiz. Onbinlerce insan evlerini, topraklarını, hayvanlarını terk etmek zorunda kaldı. Cephede savaşan ve haber alamadıkları yüzlerce çocukları bulunuyor. Sivillerin kaldığı Til Şeîr bölgesinde, sağlıklı beslenme, temiz su sorunu var. Çamur içerisinde yaşıyor kadınlar, erkekler, çocuklar ve kundaktaki bebekler.
Haklılar, haksızların yürüttüğü bir savaşın mağdurular. Yine Kobanê’nin hemen hemen her sokağında savaşın tahribatı var. Yıkılmış evler, binalar, parçalanmış araçlar, sokak ortasında ölmüş hayvanları görüyorsunuz.
Kürtlerin savaşı meşrudur
Her savaş yıkım yaratır. İnsani duyguları olan hiç kimse savaşı savunamaz. Fakat haksızlığa karşı yürütülen bir savaş meşru savaştır. Kobanê direnişi de vahşice gerçekleştirilen saldırılara karşı kendini savunma ve meşru bir savaştır. Sadece Kobanê değil, nerede haksız bir saldırı varsa buna karşı durmak gerekiyor. Kobanêlilerin yaptığı da bu. Biz de gazeteci olarak, fotoğraf makinemizi haksızların, vahşilerin durduğu yerden değil direnenlerin mevzilerinden karşı tarafa yöneltiyoruz. Bunu yapmaya devam edeceğiz.
İBRAHİM ASLAN/DİHA/KOBANÊ