Aradan 68 yıl geçmesine, TC’nin tek parti rejiminden çok partili sisteme geçmiş olmasına, AB aday üye konumunda bulunmasına rağmen sömürgeci sistem ve onun ırkçı faşist karakteri değişmedi. Kendi vatandaşı olan Kürde uyguladığı inkar, imha, tedip (terbiye etme), tenkil (soykırım), politikasından bir adım bile geri atmadı.
Bundan 68 yıl önce 2.paylaşım savaşının yaşandığı günlerde Kürdistan’ın Kuzeyi ve Doğusudaki hudut bölgesinde hayvan kaçakçılığı olayları vardır. Bu sırada Qelqeli Kaymakam’ı Hilmi Tuncel, Tabur komutanı binbaşı Şükrü Tüter’in emri altında çalışan bir şebeke daha önceleri Kürt başkaldırılarında Türk ordusuna yardım etmiş olan Milan aşiretinin önde gelenlerinden Mihemedê Mısto’nun ikibin koyununu Türkiye’ye getirir. Kaymakam’a mektup yazan Mihemedê Mısto çalınan koyunların iadesini ister. Kendisine “Bir gece gelip karını da götüreceğiz” biçimde cevap verilmesi üzerine M.Mısto adamları ile birlikte Qelqeli’ye gelip 500 büyükbaş hayvanı kendisi ile birlikte Doğu Kürdistan’a götürür. Bunun üzerine olay Ankara’ya Rus orduları İran hududuna dayandı biçiminde aktarılır. 3 Ordu müfettişi Or.Gen.Mustafa Muğlalı Özalp’a gönderilir. Bu sırada Milan aşiretinden kırk köylü gözaltına alınıp beş tanesi tutuklanmış diğerleri ise serbest bırakılmıştır.
Olay Muğlalı’ya “casusuluk” olayı olarak anlatılır. İkna olan Muğlalı köylülerin tutuklanıp hududa götürülüp infaz edilmelerini emreder. Kendisine engel olmak isteyen müfettiş Avni Doğan’ı da kırbaçlamakla tehdit ederek saf dışı bırakır. Gözaltına alınan köylüler Y.Koçkıran köyü Sefo deresine götürülerek Tabur komutanı nezaretinde kurşuna dizilirler.
Şırnax’ın Qileban kazasının Roboski, Gülyazı ve Ortabağ köylüleri geçimlerini sağlamak üzere yıllardır Kürdistan’ın Güneyine gidip sigara ve mazot getirirler. Geçimlerini bu şekilde sağlarlar.
Dersim Kürt Milli Hareketinden 44 yıl sonra Kürtler PKK öncülüğünde sömürgeci sisteme yine başkaldırırlar. Son özgürlük hareketi 28 yıldan beridir devam etmektedir.
Roboski köyü eski bir korucu köyüdür. Köyde oturanların kaçakçılık yaptıkları devlet güçlerince de bilinmektedir. 22 Aralık’ta MİT tarafından Genelkurmay Başkanlığına verilen istihbaratta Haftanin ve Sinte’de toplanan 40 kişilik bir grubun Kürdistan’ın kuzeyine giriş yapacağı bildirilir. Olay gecesi dönüş yolundaki köylülerin her zaman kullandıkları yoldan geçmelerine güvenlik güçlerince izin verilmez. Köylüler başka bir yol güzergahında bekletilir. İnsansız Hava Uçakları kalabalık bir grubun katırları ile birlikte Türkiye’ye giriş yapacaklarını G.Kurmay’a bildirir. İlk önce top atışları yapılır ardından D.Bekir’den havalanan F-16 uçakları köylüleri bombalayarak 35 Kürdün üzerine bomba yağdırır. Ertesi gün ülkeleri gibi parçalanmış Kürtlerin cesetleri katırların sırtında köye getirilerek Qileban’a otopsi için götürülür. Bir gün sonrada onbinlerin omuzunda tabutlarının üzerinde Kürt bayrakları, Kürt renklerini taşıyan flamalarla yan yan toprağa verilirler.
68 yıl önce Kürtlere gözdağı vermek için 33 Kürt köylüsünü sorgusuz sualsız kurşuna dizenler yanıldıklarını 41 yıl sonra, 15 Ağustos 1984’te anlamış olmalı idiler. Ancak sömürgecilerin bunu anlamadıkları Qileban olayı ile bir daha ortaya çıktı. Nafiledir! Kürt korku duvarını çoktan aştı.
Kimyasal bombalar, biber gazları, hapishaneler, coplar, işkenceler Kürtlerin uslu köle olmalarını sağlamıyor. Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi “kendi halkını öldürenlerin meşruiyetleri” Kürtlerin gözünde zerre kadar kalmamıştır. Savunmasız köylüleri bombalamakla hem sivil Kürtlere, hem de Kürdün varlığının teminatı gerillaya gözdağı vermek istediler. Gerillanın böyle katliam provalarını takmadığı 1984’ten beridir biliniyor. Mazlum Kürt halkı da artık sömürgeci sistemi takmıyor, eskiden olduğu gibi kendisini köleleştiren sömürgeci sistemi görmüyor.
Kürt siyasilerine, Kürt hukukçularına düşen önemli bir görev var. Bu katliamı uluslararası siyaset arenalarına, uluslararası mahkemelere taşımak. Roboski köylülerinin, Kürt halkının acısı o zaman biraz olsun hafifler. Biz ulus olarak ne badirelerden geçtik, üstelik o zamanlar henüz ulus olma aşamasındaydık. Şimdi demokratik ulus olmaya doğru gidiyoruz.
***
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 5 Ocak 1994 tarihinde KUM meclisi üyesi ve DEP Viranşehir yöneticisi Fethi Yıldırım kontralar ve işbirlikçisi korucular tarafından kaçırılarak kaybedildi.
* 7 Ocak 1940 tarihinde Kürdistan’ın doğusundaki Mehabbad şehrinde Kürdistan adlı dergi çıkarılmaya başlandı.
* 1919 yılında Elaziz’in Maden ilçesinde doğan Kürt aydını, siyasetçisi, SKDP (Suriye Kürdistan Demokrat Partisi) Genel Sekreteri Dr.Nurettin Zaza, 7 Ocak 1988 tarihinde İsviçre’nin Lozan şehrinde aramızdan ayrıldı.