- 3 haftadır eylemleriyle Fransa’yı sarsan liseli gençlik, attıkları sloganlarla 68 Kuşağı’na atıfta bulunuyor ve “Komün”e göndermede bulunuyor.
- Gençlik BAC ve Bac’ı bugünün ve yarının baskılarının birleşimi olarak görüyor. BAC orantısız güç kullanma, Bac ise eşitsiz, belirsiz bir gelecek olarak görülüyor.
GÜLNAZ DUMAN/PARİS
Fransa’da liseli gençlik üç haftadır süren blokaj eylemleriyle son yılların en büyük sokak mobilizasyonunu yaratırken, isyana dönüşen eylemlerinin ideolojik çerçevesi de giderek daha görünür hale geliyor. Ülke geneline yayılan blokajlarda artık yalnızca eğitim krizi değil; antifaşist mücadele çizgisi, tarihsel referanslar ve gençliğin kendisini politik bir özne olarak kurma iradesi öne çıkıyor.
Eylemlerde 68 Kuşağı’na ve Rimbaud’ya göndermeler yapılırken, sosyal medyadaki kimi paylaşımlarda ise “Komün” göndermeleri kendisini göstermeye başladı.
“Mayıs 68 ölmedi, liselere geri dönüyor”, “68 ruhu geri geliyor”, “Biz 68’in çocuklarıyız”, “Antifa-68: aynı mücadele”, “Gençlik 68’deki gibi” gençlerin eylemlerde paylaştığı sloganlar, gençliğin kendisini yalnızca bir eğitim krizi öznesi olarak değil, tarihsel bir direniş hattının devamı olarak konumlandırdığını ortaya çıkarıyor. Z Kuşağı’nın eylemleri antifaşist söylemi bilinçli bir politik duruş olarak sahiplenirken, eylemlere “Okullarımızda faşistlere yer yok” ve “Antifa Gençlik” slogan ve dövizleri hakim oluyor.
Arthur Rimbaud’nun şiiri: Roman (Gençlik)
Bu ideolojik çerçevenin dikkat çekici bir unsuru ise Arthur Rimbaud. Gençler, Rimbaud’nun “On yedi yaşındayken ciddi olunmaz” dizesini sahaya taşıyarak hem gençliğin hafifliğini hem de isyanın ciddiyetini aynı anda ifade eden bir sembol yaratıyor. Rimbaud’nun 1870 tarihli Roman (Gençlik) şiiri gençliğin özgürlük hissini, aşkı, kuralsızlığı ve tatlı hafifliğini anlatır; ancak gençlerin referans aldığı esas unsur şiirin yanı sıra, 15-20 yaş arasında yazdığı tüm eserlerde gençliği asi, kuralsız, özgür ve deneysel bir ruh olarak tanımlayan Rimbaud’nun anti-otoriter, gençlik merkezli yaşamı ve edebi duruşudur. Bu nedenle gençler, Rimbaud’nun özellikle bu şiirindeki “Gençler ciddiye alınmaz” serzenişini tersine çevirerek “Bizi ciddiye almıyorsunuz ama, biz ülkeyi sallıyoruz” diyerek hükümetlerin kendilerini muhatap almamasına, yetişkinlerin üstenci yaklaşımına ve gençliğin geleceğini anlamayan politik yapılara karşı bir duruş sergiliyor. Otoriteye meydan okuyan 1870’lerin dünyası, 68’in ruhunu da içeren uzun bir tarihsel isyan çizgisinin bugünkü Z Kuşağı’nda yeniden vücut bulduğu bir politik dalgaya dönüşüyor. Bu dalga, Fransa’daki eylemlerde gençlerin peşinden sendikaları, kadın örgütlerini ve siyasi partileri sürükleyen bir toplumsal aşamaya işaret ediyor.
CAFARD krizi: Sosyal devletin çöküşü ve tepki
Gençler yalnızca ideolojik referanslar taşımıyor; aynı zamanda sosyal yardım krizini, eğitim eşitsizliğini ve gelecek baskısını da dövizlerine yansıtıyor. Bu noktada öne çıkan kavramlardan biri CAFARD.
CAF (Aile Ödenekleri Fonu), Fransa’da aile yardımları, öğrenci bursları, konut yardımları (APL), ulaşım destekleri ve düşük gelirli ailelere yapılan ödemeleri yöneten sosyal yardım kurumudur. Son yıllarda bu ödemelerin azaltılması, binlerce öğrenciyi ulaşım, yemek ve okul malzemesi açısından güvencesizliğe itiyor. Gençler hamam böceği anlamına gelen ‘cafard’ kelimesi ile CAF’ı politik metafora dönüştürerek “CAF ödenekleri gecikirse biz de hamam böcekleri gibi çoğalır, sokakları istila ederiz” mesajıyla, hem sosyal devletin çöküşünü hem de eylemlerinin artan domino etkisini ironik bir dille ifade ediyor.
Bugünün ve yarının baskılarının birleşmesi
Gençlerin dövizlerinde BAC (Brigade Anti-Criminalité) ile Fransa’nın lise bitirme sınavı olan Bac (baccalauréat) aynı anda yer alıyor. BAC, Fransa’nın sivil polis birimi; sokak devriyeleri, kimlik kontrolü, banliyö operasyonları ve liseli blokajlarına müdahaleleriyle biliniyor. Gençler BAC’ı özellikle banliyölerde ırkçı profil oluşturma, orantısız güç kullanımı, gaz sıkma ve sert gözaltılar nedeniyle devlet şiddetinin sembolü olarak sıkça eleştiriyor.
Eğitim krizinin diğer ayağını oluşturan Parcoursup ve Bac ise; yıl boyunca yapılan sınavlar, final sınavları, sözlü sınavlar ve not ortalamasıyla öğrencilerin üniversiteye giriş dosyasını belirler. Parcoursup, üniversiteye giriş platformu olarak gençler tarafından haklı olarak belirsiz, eşitsiz ve geleceği belirleyen bir baskı mekanizması olarak görülüyor. Bu iki baskı gençlerin gözünde aynı yapının iki yüzüdür: Biri bugünü kontrol eden devlet, diğeri ise; geleceği kontrol eden sistem. Bu nedenle eylemlerde, “BAC liselerimizden defolsun” ve “Suçlu değil, öğrenciyiz” içeriğindeki sloganlar yoğun bir şekilde öne çıkıyor.
Yeni polis yasası ve devlet şiddeti
Gençlerin öfkesini büyüten bir diğer unsur ise Senato’da onay bekleyen yeni polis yasası. “Öldürme ruhsatı = sakatlama ruhsatı” dövizleri, bu yasanın ölümcül güç kullanımında getirdiği ‘meşru müdafaa varsayımı’na doğrudan bir tepki. Yasa, polis ateş ettiğinde otomatik olarak haklı sayılmasını öngörüyor ve gençler tarafından ‘cezasızlığın kurumsallaşması’ olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda stun grenades (sersemletici el bombası, ses ya da ışık bombaları) ve LBD lastik mermiler nedeniyle yaşanan ağır yaralanmalar, gençlerin bu silahların yasaklanması için başlattığı imza kampanyasını büyüttü. 100 bin imzanın hedeflendiği Ulusal Meclis’e sunulan dilekçe, şimdiden 50 bini geçti.
17 Ekim Ulusal Uyarı Günü
Hareketin geleceği ise 17 Ekim’de şekillenecek. Liseli kolektifler bu tarihi, “gençliğin ulusal uyarı günü” olarak duyurdu. Sabah erken saatlerde ülke çapında blokajlar, öğleden sonra ise şehir merkezlerinde yürüyüşler planlanıyor. CAFARD krizi, eğitim eşitsizliği, okul içi şiddet, Parcoursup baskısı ve sosyal yardımlardaki kesintiler 17 Ekim’in ana başlıkları olacak. Gençler bu eylemi yalnızca bir protesto değil, yeni bir politik hattın ilanı olarak görüyor. 68 ve kısmen de olsa komün göndermeleri, antifaşist duruş, Rimbaud’nun isyankar gençliği ve militarizme karşı açık tavır, bu hareketi klasik öğrenci eylemlerinden ayrılıyor. Banliyö gençliği, farklı uluslardan ve sınıflardan gençlerle yan yana durarak ortak bir gelecek fikrini sokakta kuruyor. Öğretmenlerin, ailelerin, avukat ve sendikaların desteği giderek güçleniyor ve bu da hareketi yalnızca gençliğin değil, toplumun geniş kesimlerinin paylaştığı bir kriz tepkisine dönüştürüyor.
17 Ekim, Fransa’da yeni bir gençlik hareketinin ölçeğini ve yönünü belirleyecek kritik bir tarih olarak görülüyor.
Liseli gençlik, 68 ruhunu, Komün’ün mirasını ve bugünün antifaşist mücadelesini bir araya getirerek ülkenin politik atmosferini yeniden şekillendiren bir isyan hattı kurabilecek mi, bunu şimdiden tahmin etmek elbette mümkün değil.
Fransa’da liseli kolektifler 8 Ekim’de ülke çapında yeni mobilizasyon çağrısı yapmıştı. Çağrıyı “Mücadele Eden Gençlik”, banliyö gençlik kolektifleri ve antifaşist öğrenci ağları birlikte yayımlamıştı. CGT Éduc’action, SUD Éducation, FSU ve FO gibi eğitim sendikalarının da destek verdiği Fransa çapındaki eylemlere 500 bine yakın kişinin katıldığı açıklanmıştı.