• Madrid’de 70 yılı aşkın süredir yaşadığı evinden zorla çıkartılan María del Carmen Abascal’ın hayatını kaybetmesi sonrası protestocular yeniden İspanya sokaklarına döküldü: “Daha fazla Maricarmen olmayacak. Bu ölüm değil, cinayet!”

REWŞAN DENİZ

İspanya'nın başkenti Madrid'de konut krizinin sembolü haline gelen María del Carmen Abascal hayatını kaybetti. 87 yaşındaki María, 23 Eylül'de Retiro semtindeki evinden sedyeyle çıkarılarak hastaneye kaldırılmış, zorla tahliyesinin ardından Gregorio Marañón Hastanesi'nde tedavi görmüştü. Hayatını kaybetmesi 7 Ekim'de duyurulurken, haberin ardından Madrid'in merkezindeki Puerta del Sol'da toplanan protestocular anma düzenledi ve İspanya Parlamentosu'na yürüdü. Dün de meydandaki konut kampında protestolar devam etti.

70 yılın ardından…

Maricarmen’in ailesi, 1956'da Madrid'in Retiro semtindeki Alcalde Sainz de Baranda Caddesi'nde bulunan daireyi kiraladı. Maricarmen Abascal, hayatının büyük bölümünü bu evde geçirdi. Daha sonra dairenin bir gayrimenkul şirketi tarafından satın alınmasıyla yeni bir hukuki sürecin içine girdi.

2018'de Urbagestión Desarrollo e Inversión SL'nin daireyi satın almasının ardından yaklaşık iki yıl boyunca önemli bir değişiklik yaşanmadı. Şirket, Maricarmen’dan evini boşaltmasını istedi.

Taraflar arasındaki anlaşmazlığın merkezinde, Franco döneminden kalan eski kira sözleşmesinin annesinden kızına devrinin hukuken geçerli olup olmadığı vardı. İlk derece mahkemesi Maricarmen lehine karar verirken, sonraki yargı sürecinde karar değişti ve kira sözleşmesinin ikinci kez devrinin geçerli olmadığı sonucuna varıldı. Yüksek Mahkeme'ye yapılan başvuruların da sonuçsuz kalmasıyla zorla tahliye süreci kesinleşti.

Sokakta büyüyen mücadele

Maricarmen’in zorla tahliyesi için ilk girişim 2025 sonbaharında yapıldı ancak mahalle sakinlerinin ve aktivistlerin oluşturduğu kalabalık nedeniyle ertelendi. 2026’da da iki ayrı tahliye girişimi daha gerçekleştirildi. Her ikisi de kamuoyu baskısı ve protestoların etkisiyle sonuçlandırılamadı. Bu süreçte María'ın mücadelesi İspanya'daki konut krizinin sembolüne dönüştü. Son zorla evden çıkartma girişimi 23 Eylül'de gerçekleşti. Onlarca aktivist ve mahalle sakini zorla tahliyeyi engellemek için evin önünde toplandı. Fiziksel durumu kötüleşen Maricarmen ise evinden sedyeyle çıkarıldı. Ardından Gregorio Marañón Hastanesi'ne götürüldü.

‘Çok geç kalındı’

Daha önce müzakereye yanaşmayan ev sahibi tarafı, Maricarmen’in yeniden evine dönmesini sağlayacak bir anlaşma yapılmasını kabul etti. Maricarmen’in avukatına göre anlaşma, kadının iyileşmesinin ardından evine dönmesine ve önceki kira koşullarına benzer şartlarla yaşamını sürdürmesine imkan tanıyacaktı. Maricarmen’in evine dönebilecek kadar iyileşemedi. Kiracılar Birliği, yaptığı açıklamada yaşananların "tamamen önlenebilecek" bir durum olduğunu ifade etti.

Ölüm değil cinayet!

Maricarmen Abascal'ın tahliyesi yalnızca tek bir kiracının hukuk mücadelesi olmaktan çıktı. Madrid'in sembol meydanlarından Puerta del Sol'da konut hakkı için çadır kampı kuruldu ve protestolar ülke geneline yayıldı. Kamp, dün itibarıyla da faaliyetini sürdürmeye başladı. Maricarmen’in ölümünün ardından meydanda mumlar yakıldı, çiçekler ve mesajlar bırakıldı. Protestocular "Maricarmen" ve "Daha fazla Maricarmen olmayacak" sloganlarıyla tepkilerini dile getirdi. İspanya Parlamentosu'na doğru yürüyen göstericiler "Bu ölüm değil, cinayet" sloganlarını attı.

Konut krizi siyasetin merkezine yerleşti

Maricarmen'in direnişi, İspanya'da uzun süredir büyüyen konut krizini siyasi gündemin merkezine taşıdı. Yükselen kiralar, yetersiz konut arzı ve tahliyeler özellikle büyük kentlerde milyonlarca insanın temel sorunlarından biri haline geldi.

Hükümetin zorla tahliyeleri sınırlamayı ve kira baskısını azaltmayı amaçlayan bazı düzenlemeleri parlamentoda yeterli desteği bulamadı. Bunun ardından Başbakan Pedro Sánchez, 29 Kasım'da erken genel seçim yapılacağını açıkladı.

Sendikalar da konut krizine dikkat çekmek amacıyla 11 Kasım için genel grev çağrısında bulundu. Böylece Maricarmen’in tahliyesiyle başlayan yerel bir mücadele, kısa sürede ülkenin siyasi gündemini etkileyen ulusal bir harekete dönüştü.