- Fransa’da kadın hareketi, “Kapsamlı Yasa” ve “Kapsamlı Bütçe” talebiyle eylemlerini sürdürüyor. Eylemlerde, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetle mücadelede yasal düzenlemenin yanı sıra güçlü ve sürdürülebilir bir kamu bütçesi talep ediyor.
GÜLNAZ DUMAN
Fransa’da kadın hareketinin bu yıl güçlenen mücadelesi, yıllar boyunca biriken kurumsal ihmaller, cezasızlık ve uygulanmayan yasaların yarattığı toplumsal öfkenin sonucunda büyüdü.
Hareketin son dönemdeki eylemlerinin kıvılcımı, Mayıs 2024’te defalarca yardım talep etmesine rağmen korunmayan ve öldürülen genç kadın Léana için başlatılan eylemler oldu. Dosyada yaşanan ihmaller, karakoldaki duyarsızlık ve adli sürecin yavaşlığı, kadın örgütlerini her pazartesi adliyelerin önünde bir araya getirdi. Başlangıçta yerel bir girişim olarak ortaya çıkan buluşmalar kısa sürede ülke çapında bir eylem ritmine dönüştü. Lyon, Lille, Toulouse, Marseille ve Strasbourg başta olmak üzere çok sayıda kentte kadınlar aynı gün, benzer taleplerle sokağa çıktı. Eylemler yalnızca bir protesto biçimi olmaktan çıkarak, Meclis’teki yasa yapım sürecini kamuoyu baskısıyla izleyen sürekli bir mücadele hattına dönüştü.
Aynı talepler etrafında buluştular
Fransa Kürt Kadın Hareketi (TJK-F)’nin de destek verdiği mücadele, kadın ve çocuk hakları alanında faaliyet gösteren çok sayıda örgütü aynı zeminde buluşturuyor.
150’den fazla örgütün yer aldığı koalisyonda ulusal kadın hakları örgütleri, cinsel şiddet ve tecavüz karşıtı dernekler, çocuk istismarıyla mücadele kolektifleri, göçmen ve sığınmacı kadın örgütleri, mahalle kadın grupları, feminist sendika yapıları, sağlık ve eğitim emekçisi kadın ağları, diaspora kadın hareketleri ile toplumsal cinsiyet alanında çalışan profesyonel ağlar bulunuyor.
İranlı, Afgan ve Latin Amerikalı kadın kolektiflerinin de dahil olduğu koalisyon, mücadelenin yalnızca feminist örgütlerin değil; çocuk hakları savunucularının, eğitim ve sosyal hizmet emekçilerinin, göçmen kadınların ve gençlik hareketlerinin ortak talebine dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Talepler yalnızca yeni bir yasa değil
‘Kapsamlı Yasa’ talebi, kadınlara yönelik şiddetle mücadele mevzuatının genişletilmesinin yanı sıra çocukların ve göçmen kadınların korunmasını sağlayacak bütünlüklü bir sistem kurulmasını hedefliyor. Koalisyonun öne çıkan talepleri arasında cinsel şiddetin hukuki tanımının genişletilmesi, dijital şiddetin yasal olarak tanınması, ensest ve çocuk istismarı dosyalarında zamanaşımının kaldırılması ve özel cinsel şiddet mahkemelerinin kurulması bulunuyor. Bunun yanında karakollarda kadın ve çocuklara yönelik özel birimlerin oluşturulması, sığınma evlerinin kapasitesinin artırılması, koruma telefonlarının yaygınlaştırılması, adli destek ekiplerinin güçlendirilmesi ve psikolojik destek sağlanması isteniyor.
Göçmen kadınlar açısından ise şiddetle karşı karşıya gelenler için otomatik oturum izni verilmesi, sınır dışı kararlarının (OQTF) durdurulması, tercüman ve idari destek mekanizmalarının finanse edilmesi talepleri öne çıkıyor.
Çocuklar gündemin merkezinde
Fransa’da çocuklara yönelik cinsel şiddet hem en görünmez hem de en fazla cezasız kalan suçlardan birisi ve her yıl, ülkede 160 bin çocuk cinsel şiddetle karşı karşıya kalıyor. Bu yüzden, talepler içinde çocuklara ilişkin olan maddeler kritik bir yer tutuyor. Koalisyon içinde enseste karşı hareketler, çocuk koruma örgütleri ve eğitim emekçileri, ‘çocuk şiddet tanığı olduğunda madur sayılmalı, çocuk istismarı dosyaları için özel savcılar atanmalı ve okullarda zorunlu farkındalık eğitimi verilmeli’ gibi maddeleri koalisyonun merkezine yerleştiriyor.
Mücadele hangi noktada?
‘Kapsamlı Yasa’, ‘Kapsamlı Bütçe’ dosyası, şu anda Ulusal Meclis’in komisyonlarında teknik incelemede. Koalisyonun sahadaki ritmi, Meclis’in dosyayı arka planda sulandırmasını zorlaştırıyor. Kadın yasalarının sessizce zayıflatıldığı dönemlerle kıyaslandığında, bu aşamada tablo farklılaşıyor.
Her pazartesi büyüyen mobilizasyon, milletvekillerinin her adımını kamuoyu denetimine açıyor. Buna rağmen hükümetin tutumu hala belirsiz. Hükümetin ‘Destekliyoruz’ söylemi sürüyor, fakat bütçe konusunda net bir pozisyon alınmaması, kadın hareketinin tarihsel hafızasında tehlikeli bir sinyal olarak görülüyor. Çünkü Fransa’da, onlarca kadın yasası çıktı ama, bütçe ayrılmadığı için uygulanmadı. Tam da bu nedenle kadın örgütleri kapsamlı bütçe (budget intégral) talebinde ısrarcı. Koruma telefonları, sığınma evleri, adli destek birimleri, çocuk koruma hatları, tercüman hizmetleri, psikolojik destek programları... Bütçe olmadan bu mekanizmalardan hiçbiri çalışmıyor. “Bütçe yoksa yasa yoktur” sloganı, hareketin temel taleplerinden biri haline gelmiş durumda.
Göçmen kadınların hakları soru işareti
Hükümet ve sağ partilerin özellikle göçmen kadınların haklarına ilişkin maddelere itirazları sürüyor. Şiddete uğrayan göçmen kadınlara otomatik oturum izni verilmesi önerisi, hükümet tarafından göç politikasına etkileri nedeniyle tartışmalı bulunuyor. Sağ partiler ise düzenlemenin göçü teşvik edeceği iddiasını öne çıkarıyor.
Kadın örgütleri ise oturum güvencesi bulunmayan kadınların şiddet gördüklerinde polise başvurmaktan ve adli sürece dahil olmaktan çekindiğine dikkat çekiyor. OQTF olarak bilinen sınır dışı kararlarının şiddet mağduru kadınlar açısından durdurulması da tartışmanın bir diğer başlığı. Kadın hareketi, sınır dışı edilme tehdidinin kadınları şiddet ilişkilerinden çıkamaz hale getirdiğini ifade ediyor.
Bütçe yasayla güvenceye alınmalı
“Kapsamlı Yasa” ve “Kapsamlı Bütçe” dosyası Ulusal Meclis komisyonlarında inceleme aşamasında bulunuyor. Maddeler ayrıntılı biçimde değerlendirilirken, kadın hareketinin her pazartesi sürdürdüğü eylemler de süreci gündemde tutuyor.
Hükümet cephesinden yasaya destek açıklamaları gelirken, Maliye Bakanlığı bütçenin çok yüksek olduğunu iddia ediyor. Bütçe konusunda net bir taahhüdün ortaya konulmaması kadın örgütlerinde kaygı yaratıyor.
Kadın hareketi, geçmişte çıkarılan yasaların finansman yetersizliği nedeniyle uygulamada etkisizleştiğini belirterek, yeni düzenlemenin aynı akıbete uğramaması için bütçenin yasa ile birlikte güvence altına alınmasını istiyor. Bütçe genişlemezse, kapsamlı yasa da önceki kadın yasaları gibi kağıt üzerinde kalan bir reforma dönüşür. Bu nedenle hareket, tam da bu maddede en sert ısrarı gösteriyor.
Birçok şehirde aynı anda
Geçtiğimiz Pazartesi, yalnızca Paris’te değil; Lyon, Lille, Toulouse, Marseille ve Strasbourg gibi şehirlerde de aynı anda yapılan yürüyüşler, harekete büyük bir ivme ve moral kazandırdı. Son haftalardaki eylemlerde kadın hareketinin söyleminin de sertleştiği görülüyor.
Yüzlerce kadının buluştuğu bu yürüyüşler, bu mücadelenin artık yalnızca bir protesto değil, ülke çapında kurulan sürekli bir baskı hattı olduğunu gösterdi. Kadınlar, sürecin uzamasıyla eylemin etkisinin zayıflamasını engellemeye çalıştı. Bu yürüyüşler, kadın hareketinin ‘yasa sürecinin gerçek aktörü’ olduğunu hükümete bir kez daha gösterdi. Taleplerin netliği, ritmin sürekliliği ve koalisyonun genişliği, Fransa’da kadın politikalarının kaderini belirleyecek kritik bir dönemece girildiğini açık biçimde ortaya koyuyor.
‘Biz histerik değiliz tarih yazıyoruz’
Vendôme Meydanı başta olmak üzere farklı kentlerde yapılan yürüyüşlerde kurumsal ihmal, karakollardaki dışlayıcı uygulamalar, dil bariyerleri ve bütçe yetersizliği protesto edildi. Göçmen kadınların kortejlerdeki görünürlüğünün artması, hareketin toplumsal tabanının genişlediğini gösteriyor. Eylemlerde öne çıkan “Nous ne sommes pas hystériques, nous sommes historiques” sloganıyla kadınlar, kendilerine yöneltilen tarihsel “histerik kadın” söylemini tersine çevirerek “Biz histerik değiliz, tarih yazıyoruz” mesajı verdi.
Kadınlar liseli gençlikle yan yana
Son haftalarda dikkat çeken gelişmelerden biri de kadın hareketinin Fransa’daki liseli gençliğin eylemlerine verdiği destek oldu. Lise öğrencileri şiddet, okul içi taciz, güvencesizlik ve eğitimde eşitsizlik başlıklarıyla kendi mobilizasyonlarını sürdürürken, kadın örgütleri bu talepleri kendi mücadelelerinin bir parçası olarak sahipleniyor. Paris’teki son yürüyüş sırasında kadın kortejinin Tıp Fakültesi önünde eylem yapan üniversitelilerle karşılaşması da bu dayanışmanın somut örneklerinden biri oldu. Kadınlar ve öğrenciler, liseli gençlerin okul blokajlarına destek veren sloganları birlikte attı.