Türk ekonomisindeki küçülmeye rağmen cari işlemler dengesi Temmuz’da 2 milyar dolara yakın oldu. Kaynağı belirsiz para girişi de arttı. Temmuz’da da 2.98 milyar dolar olan kaynağı belirsiz para girişinin 7 aylık toplamı 11.6 milyar dolar oldu.
Cari işlemler dengesi, Temmuz’da 1.75 milyar dolar açık verdi. Ekonomistler, temmuz ayında 1.8 milyar dolar cari açık bekliyordu. 12 aylık açık ise 54 milyar 560 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Merkez Bankası, Temmuz’a ilişkin cari işlemler dengesi verisini açıkladı. Cari işlemler açığı, bir önceki yılın Temmuz ayına göre 2 milyar 960 milyon dolar azalarak 1 milyar 751 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bunun sonucunda, 12 aylık cari işlemler açığı 54 milyar 560 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Cari açık Temmuz’da son 11 ayın en düşük seviyesine indi. Aynı zamanda cari açık, Temmuz’daki 1 milyar 751 milyon dolarla son 9 yılın en düşük Temmuz ayı rakamı olarak kayıtlara geçti.
Bu arada haziran ayı cari açık verisi 2 milyar 973 milyon dolardan 3 milyar 43 milyon dolara, 12 aylık cari açık da 57 milyar 386 milyon dolardan 57 milyar 520 milyon dolara revize edildi.
7 ayda 11.6 milyar dolar
Net hata noksan kalemi Temmuz’da 2.98 milyar dolar olurken, 7 aylık 'kaynağı belirsiz para girişi' 11.6 milyar dolar oldu.
TCMB tarafından yapılan açıklamaya göre, bu ayda ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre 2 milyar 533 milyon dolar azalarak 4 milyar 799 milyon dolara, birincil gelir dengesi açığı 25 milyon dolar azalarak 592 milyon dolara geriledi.
Hizmetler dengesinden kaynaklanan net girişler, bir önceki yılın aynı ayına göre 673 milyon dolar artarak 3 milyar 593 milyon dolar olarak gerçekleşti. TCMB, bu gelişmede, seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirlerin 578 milyon dolar tutarında artarak 3 milyar 62 milyon dolara yükselmesinin etkili olduğunu bildirdi.
Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 28 milyon dolar azalarak 524 milyon dolar oldu.
Bir önceki yılın Temmuz ayında 318 milyon dolar net giriş gösteren ikincil gelir dengesi kalemi, bu yılın aynı ayında 47 milyon dolar net giriş kaydetti.
Doğrudan yatırım girişi
Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 707 milyon dolar oldu. Portföy yatırımları 279 milyon dolar net çıkış kaydetti. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 463 milyon dolar net satış, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında ise 115 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.
Yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 153 milyon dolar net geri ödeme gerçekleşti.
Diğer yatırımlarda 764 milyon dolar tutarında net giriş yaşandı.
Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 701 milyon dolar, yurtdışı bankaların yurtiçindeki mevduatları da 737 milyon dolar net artış gösterdi.
Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak bankalar 931 milyon dolar net geri ödeme yaparken, Genel Hükümet ve diğer sektörler, sırasıyla 56 milyon dolar ve 1 milyar 143 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ayda 2 milyar 424 milyon dolar rezerv artışı gözlendi.
ANKARA
Yapısal düzelme olmaz
SELMAN GÜZELYÜZ MA/ANKARA
Merkez Bankası'nın faiz artırımını "Geç kalınmış bir karar olarak" gören Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, "Faiz oranlarındaki bu artışlar ile yapısal olarak bir düzelme olmaz. Sadece piyasadaki dolar baskısını birazcık hafifletmiş olur. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi ciddi bir durgunluğa doğru gidiyor” dedi.
Merkez Bankası (MB) Para Kurulu Politikası, dünkü toplantısında aldığı kararlar doğrultusunda faizi oranını yüzde 17.75'ten yüzde 24'e yükseltti. Başkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, faiz artırımını geç kalmış bir adım olarak değerlendirdi. MB’nın yanlış faiz politikaları uyguladığını belirten Şahinöz, ekonominin gereksinimlerinden öte, siyasi iktidarın arzuladığı faiz oranları uyguladığı için kurların yükseldiğini söyledi. Şahinöz, "MB’nın yanlıştaki ısrarı kurun artmasının bir nedenidir. Son zamanlarda kur 7 TL'ye kadar çıktı. Bu ne demektir. Bu yılbaşından bu yana kurların yüzde 84 oranında artması demektir. Türkiye'de binlerce, belki on binlerce firma döviz borçlusudur. Özel kesimin 366 milyar dolar borcu var. Yani bunların borçları TL'ye göre yüzde 84 oranında büyümüştür. Şimdi bu insanlar borçlarını nasıl ödeyecekler? Bunun vebali büyük ölçüde Merkez Bankası'na aittir. Şimdi faizleri arttırdın ama bu kadar insanı zarara uğrattın. Yani doğru ama geç kalınmış bir karardır" dedi.
Fiyat artışlarını ertelemez
MB'nın faiz artırımı kararının finansal krizi erteleyebileceğini, ancak fiyat artışlarındaki yükselişi ertelemeyeceğini vurgulayan Şahinöz, nedenini ise şöyle açıkladı: "Çünkü Ağustos ayında fiyatlar yüzde 18 oranında artmıştır. Bu artan TÜFE, yani tüketici fiyatı. Bir de üretici fiyatı var. Esas önemli olan üretici fiyatıdır. Çünkü, üretici fiyatı zaman içerisinde girdi olarak ürünlerin üretilmesini sağlayacak. Yani maliyet unsurudur. Üretici fiyatı Ağustos 2018'de yüzde 32 oranındaydı. Bu yüzde 32'lik oran süre içerisinde fiyatlara yansıyacaktır. Eylül-Ekim ve Kasım ayında bu açık olarak görülecektir. Dolayısıyla fiyat artışları devam edecektir. Eğer Merkez Bankası faizi yükseltmeseydi çok daha hızlı fiyat artışları sağlanacaktı. Kur artışlarında iki ay bir sükunet olsa da yıl sonuna doğru kurlar üzerinde yeni bir baskı olacaktır. Çünkü Türkiye'nin esas sorunu dış sermayeye olan aşırı bağımlılıktır. Yani firmaların, ekonominin, devletin yabancı sermayeye olan bağımlılığıdır. Dolayısı faiz oranlarındaki bu artışlar ile yapısal olarak bir düzelme olmaz. Sadece piyasadaki baskıyı yani doların baskısını birazcık hafifletmiş olacaktır. "
Ciddi durgunluğa giriliyor
Ekonomideki durgunluğun devam edeceğini ifade eden Şahinöz, "Türkiye ekonomisi ciddi bir durgunluğa doğru gidiyor" dedi. Şahinöz, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: "Şimdi ekonomi birinci çeyrekte yüzde 7,4, ikinci çeyrekte yüzde 5,2 büyüdü. Bu büyümeler geçen yılın dağıtılan kredilerinin rüzgarıydı. İkinci çeyrek yani Nisan ve Haziran dönemi ise seçim yatırımları. Yani seçimlerde yapılan harcamalar oldu. Devlet o dönem ciddi bir harcama yapmış. Bunu, bütçedeki açıktan. Bütçe açığı geçen sene tüm yıl için 25 milyar TL iken, bu yıl 6 ayda 46 milyar TL'ye yükseldi. Sadece altı ayda. Yani bu nasıl oldu? Sözünü ettiğimiz ikinci çeyrekte seçim içi daha çok harcama yapıldığıdır. Yani gizli kapaklı bir tarafı yok. Her şey ortada. Böyle olunca büyümenin sürdürülmesi mümkün değil."
Artık kaynak kalmadı
Devlet bütçesinin sıkıştığına dikkat çeken Şahinöz, "Öyle bir hale geldi ki artık kaynak kalmadı" hatırlatmasında bulundu. Devletin bakanlıklara genelgeler göndererek, harcamalarda tasarruf yapmalarını istediğini de anımsatan Şahinöz, şöyle devam etti: "Çünkü bütçe sıkıştı. Kaynak da yok. Bankalarda da yok. Ağustos ayına kadar yüzde 37 olan kredi artış oranı, Ağustos ayında yüzde 2'lere düştü. Böylelikle bankalar artık kredi vermiyor. Çünkü kaynak kalmadı. Onlar da zor durumda. Dövizin yükselmesi onlar içinde finansal maliyetleri artırdı."
İç tüketime dayalı büyüme zor
"Ekonomi duvara tosladı" ifadesini kullanan ve geçen hafta açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirme yapan Şahinöz, sözlerini şöyle tamamladı: "Büyüme rakamlarına baktığımız zaman özel tüketimden kaynaklı olduğunu görüyoruz. Büyüme, reel sektörün büyümesi değildir. Onun için şişirilen balon patlıyor. Yine baktığınızda artık tüketiciler de tüketmiyor. Çünkü Türkiye'de 3 milyon 200 bin tüketici kredi kartları borçları nedeni ile yasal takibe uğramış. Tüm bunları birleştirdiğiniz zaman, Türkiye'de tüketime dayalı büyüme de artık zor görünüyor.”
'Acele kamulaştırma’ AİHM'e taşındı
Bakanlar Kurulu'nun Sur’da 2016’da aldığı "acele kamulaştırma" kararı nedeniyle evi kamulaştırılan Halit Ölmez, kararın iptal edilmesi için yaptığı bütün başvuruların sonuçsuz kalması üzerine AİHM'e gitti.
Bakanlar Kurulu’nun 2012’de “riskli alan” ilan edip, 21 Mart 2016’da Resmi Gazete’de yayımladığı kararla Amed’in Sur ve Yenişehir ilçelerine bağlı 15 mahalledeki 6 bin 300 parsel için “acele kamulaştırma” kararı vermişti. "Acele kamulaştırılan" Sur'daki evi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenen ve restorasyon projesi onaylanan Halit Ölmez, Bakanlar Kurulu’nca alınan “acele kamulaştırma” kararı şartlarının oluşmadığı ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine Danıştay'a dava açmıştı. Danıştay, Bakanlar Kurulu’nun kararında “hukuka aykırılık bulunmadığını” ileri sürerek davayı reddetti. Bunun üzerine Halit Ölmez, Kasım 2017’de Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) yaptığı bireysel başvuruda, yasaya aykırı bir şekilde alınan kamulaştırma kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirti. Başvuruyu reddeden AYM, kamulaştırma kararının “Yasal mevzuata uygun ve meşru bir amaca yönelik olduğu, mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı”nı savunmuştu.
İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine Halit Ölmez, davayı Avukatı Rona Sidar Ölmez aracılığıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. Başvuruda, kamulaştırma kararına karşı bütün hukuki yollara başvurulduğu, ancak olumlu bir sonuç alınmadığı ifade edilerek, AHİM'e başvurmak dışında bir seçeneğin kalmadığı vurgulandı.
Bakanlar Kurulu'nun sur için aldığı acele kamulaştırma kararının hukuka, yasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Ek Protokol'ün 1'inci maddesine aykırı olduğuna işaret edilen başvuruda, "Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ortada hiçbir makul ve haklı bir sebep yokken, mülkiyet hakkının kısıtlanmasını gerektirecek üstün kamu yararından bahsedilemezken, 6306 sayılı kanun kapsamında acele kamulaştırma yolunun istisnai bir durum olduğu ve yasada açıkça belirtilen haller dışında uygulanamayacağı hüküm altına alınmışken bizzat devlet eliyle özel mülkiyet hakkının kısıtlanması Anayasa’ya aykırı olduğu gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne de aykırıdır. Bu durumda açıkça dayanaktan yoksun işlemin iptaline karar verilmesi ve müvekkilimin uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini gerekmektedir" denildi.
Kayıtlı işsiz sayısı 200 bin arttı
Ağustos sonu itibariyle İŞKUR'a kayıtlı işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 200 bin kişi artarak 2 milyon 751 bin kişiye yükseldi.
Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), Ağustos 2018 verilerini açıkladı. İŞKUR tarafından açıklanan verilere göre, Ağustos’ta 92 bin 284 kişi işe yerleştirilirken, kayıtlı işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 200 bin kişi artarak 2 milyon 751 bin kişi oldu. Kayıtlı işsizlerin yüzde 48’i erkek, yüzde 52’si kadın, yüzde 34’ü ise 15-24 yaş grubunda yer aldı.