
İki cephe açısından da dönüm noktası. AKP, 7 Haziran’ı kazanırsa başkanlık rejimiyle yeni faşizmi kuracak. Yasaları ve anayasasıyla...
AKP, müzakere masasını zaten devirdi, kirli bir savaşı yeniden deneyecek. Şimdiden başladı bile.
Erdoğan, Adana ve Mersin HDP binalarını bombalatarak kitlesel katliama girişti. Bingöl’de miting yaptığı gün HDP seçim aracı şoförünü infaz ettirdi. Erzurum’da faşist güruhu saldırttı. HDP şoförünü yaktırdı, Sivas Katliamı’ndaki gibi.
İnanmak zor ama narkotik polisi ile sayın Demirtaş’ın evine baskın düzenlemekteki amacı “itibarsızlaştırma”yla sınırlı değil. Dengir Mir Fırat’ın iddiasına göre “Demirtaş, kapıyı açsaydı infaz edeceklerdi!”
Erdoğan bu saldırılarla -7 Haziran’ı kazanırsa- başlatacağı kirli savaşın egzersizini yapıyor.
Erdoğan kazanırsa, işçilere ucuz emek cehennemini, sendikasızlaştırmayı devam ettirecek. Direnen işçileri, “örgüte yardımdan” hapse atarak ezmeye çalışacak.
Erdoğan kazanırsa, halkın sırtına yüklenen bütçeyi daha ağırlaştırıp talanlarına devam edecek.
Erdoğan kazanırsa, Suriye gerici iç savaşını tırmandıracak, ABD’yle birlikte Türkiye’de eğit-donata devam ettiği El Nusra, Fetih Ordusu, İslami Cephe, ÖSO’yu daha kanlı savaşlara salacak.
Kobanê benzeri savaşı Efrîn’de, Serêkaniyê’de deneyecek.
Suudi kralının ölüm kusan Yemen savaşına asker gönderecek.
Erdoğan kazanırsa, polis devletini daha da katılaştıracak. Devrimci demokratik partilere, demokratik kitle örgütlerine, demokratik basına, kapatmayla, hapis cezalarıyla saldıracak.
Alevi halkımızı devlet ve parti çetelerinin saldırısını hedefi yapacak. Asimilasyonu dayatacak.
“Fıtratı eşitsizliktir” dediği kadınları daha ağır toplumsal baskının cenderesine alacak.
HDP kazanırsa, Erdoğan bunları yapamayacak. Olur ki azınlık hükümetini deneyerek yapmaya çalışacağı zaman daha geniş kitle kaybederek sefilce düşecek. İşlediği cinayetlerin, yaptığı hırsızlıkların hesabını verecek.
HDP kazanırsa, şovenizmin boğucu atmosferi dağılacak, Türk halkımızın demokratik devrimci mücadeleye elverişli duygu ve düşünceleri gelişecek.
HDP kazanırsa, demokratik özerk üniversite amacıyla mücadele yürüten gençlik hareketi yükselecek.
Kadın, işçi, halk kitle hareketinin önü açılacak.
HDP kazanırsa, Gezi/Haziran ayaklanmasının yarattığı devrimci ortam süreklilik kazanacak.
Gezi, “Bu daha başlangıç” demişti. HDP’nin seçim zaferi “mücadeleye devam” olacak.
Devamı... Halkların devrimini hazırlamada çok daha elverişli koşullar yakalanacak.
Devrimci hareket dar kitleye mahkum kalan darboğazını aşacak.
HDP’nin zaferi Rojava’nın savaş hedefi olmasına ağır bir darbe olacak.
Erdoğan-Davutoğlu’nun bölge yayılmacılığı macerasına güçlü bir şekilde engel olacak.
Demokratik barışa güvence yaratarak halkların özgürce birliğini ve mücadelesini geliştirecek.
Ezilenlerin özgürlüklerini ve Kürt halkımızın demokratik özerkliğini yakınlaştıracak.
Ne Erdoğan ne de egemenlerin diğer bölükleri devrimci güçlere çok kolay saldırabilecek! Yapacakları her saldırı demokratik güçlerin daha da büyümesine yol açacak.
Bütün devrimcilere ve ilericilere, özellikle HDP’ye mesafeli duran ÖDP’lilere, demokratik kitle örgütlerine seslenmek istiyorum.
HDP’yi baraj altına itmek için AKP bu ağır saldırıları neden yapıyor ve yönetiyor? Açık ki Erdoğan, halka karşı başkanlık diktatörlüğü mü yoksa demokratik güçlerin büyümesi mi ikilemini HDP’nin seçim başarısının tayin edeceğini anlamış durumda. Ölümleri ve linçleri bu nedenle demokratik cephe partisi HDP’lilere reva görüyor. Bu yolla HDP’ye akmakta olan kitleyi korkutarak seçim zaferini engellemeye çalışıyor. Engelleyemeyeceğini HDP’lilerin boyun eğmeyen vakarlı duruşundan anlamış olmalı. Oy çalma ve sonuçları değiştirme hilelerine başvuracaktır. Fakat HDP’liler, disiplinli ve özverili çalışmayla bunu da yenecek durumda.
HDP, barajı aşacak bir zaferle, yalnızca Erdoğan’ın diktatörlüğünü kurmak için kullandığı manivelayı kırmakla kalmayacak. Batı’da büyük kitlesel toplumsal destek sağlayarak emekçi solun gelişmesine zemin yaratacak. Sonraki süreçte Yunanistan ve İspanya benzeri demokratik cephe partilerinin birinci alternatif olmasının önünü açacak.
Tekrar vurguayalım, “bu AKP’nin desteği geriletilebilier mi?” karamsarlığını dağıtarak kitlelerin emekçi sol harekete akışının önünü açacak.
Bu konjöktürü son otuz yıldır zor yakaladık. Başarı, olanakları zamanında kullanabilme maharetinden geçer.
Bu başarıyı gerçekleştirmek için, birlikte HDP’ye oy vermeye, desteklemeye çağıralım, destekleyelim.
AKP’nin faşizmi mi emekçi solun yükselişi mi?
Dönüm noktasında, seçimde HDP’yi zafere, emekçi solu yükselişe kavuşturalım.