Son genel seçimin olmaması için, devlet her türlü Osmanlı oyununu devreye sokmak istedi. İçteki oyunlarını HDP’nin sağduyulu yöneticilerinin zamanında, seçmenini sükûnete çağırması oyunu bozdu. Suriye’ye savaş açmak isteği ABD’nin olumsuzuna takıldı. Sonunda seçimi yapmak zorunda kaldılar. 

Seçim sonucunu hep birlikte gördük. Ama uyanan bu halkın azmi karşısında, Yezitler, düşkünler, haramzadeler ve yobazlar şaşkına dönmüşler; “denize düşen yılana sarılır” misali yeni provokasyonlara girişiyorlar halen....

Seçim sonuçlarına dair yüzlerce analiz yapıldı ve yapılmaya devam edecek. Ben de usuma takılan bazı duyguları sizlerle paylaşmak istiyorum:

Kürt halkı, 1639 Kasr-ı Şirin ve 1923 Lozan anlaşmasıyla parçalanan Kürdistan’da kırk yıllık bir mücadeleden sonra topraklarını birleştirmeye çalışıyor. Kürtler, kendilerine biçilen kadere isyan ediyor. Kendi yazgılarını kendileri yazmak istiyor. Türkiyeli halklarla birlikte kardeşçe yaşamak istiyorlar. Türkiye’de, oluşturulan tek devlet, tek millet, tek dil, tek inanış ve Suriye, Irak ve İran’da oluşturulan “Arap Kemeri” politikası çatırdıyor. Erdoğan desteğiyla Kürtlerin başına bela edilen IŞİD belası yavaş yavaş bertaraf ediliyor.

***

Toprağa bir tohum düşer. Tohumun çimlenmesi için toprak ona uygun ortamını sağlar. Bulutlar toprak için yoğunlaşıp su damlalarını toprağa bırakır. Toprak suyunu tohumun etrafında biriktirir, tohumun gelişmesi için. Zamanla tohum çimlenip yeşeriyor, yemyeşil yapraklara ve rengarenk çiçeklere sahip oluyor. Bir arı gelip polen ve çiçeğin özünden yararlanıyor ondan bal üretiyor.

Özünü, yıllar önce “Fis” köyünde ekilen tohumdan alan Kürt gerillaları YPG, YPJ çiçek verdi. Arılar Ortadoğu’da bal yapmaya başladılar. Türkiye sınırında bulunan Girê Sipî’deki (Til Abyad) IŞİD işgalinden kurtardı. Bunu hazmedemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, IŞİD’ı savunurcasına “Bu pek hayra alamet değil. Zira bu sınırımızı tehdit edebilecek bir yapı oluşturmasına yol açması demek” diyordu. (Azarbeycan dönüşünde 14 Haziran 2015’te.)

***

Kürt halkı Mem û Zîn’in, Siyabend û Xecê’nin, Derweş û Edûlê’nin hakikat aşkı hatırına ve Pir Sultan’ın, Şeyh Bedreddin’in, Nesimi’nin Enel Hakk’ı için omuz omuza verdiler; provokasyonlara gelmeden, cenazelerini kaldırdılar, düğüne gidercesine. Ne adına? Barışa, özgürlüğe bir adım daha yaklaşmak için 7 Haziran’da sandık başına gittiler.

Bu mücadele arenasında Kürt kadının çabalarını görmemek olası değildir. 7 Haziran seçimlerinde Zilan, Arin, Sema, Berivan, Beritan, Viyan ve adını bu satırlara sığdıramayacağımız binlerce kahraman kadının yaşanmamış düşleri, Kürt kadının yüreklerinde çimlenmiş binlerce özgürlük çiçeği olarak serpildi, seçim sandıklarında oya dönüştü. Bu kadınlarımız, cenaze merasimlerinde özgürlük zılgıtını çekerek birlikteliği ilmik ilmik ördüler ve örmeye devam ediyorlar. Bu mücadelelerini, Rojava’da, Kobanê‘de ve Şengal’da kanıtladılar; dünya tarihinin özgürlük sayfasında çoktan yerlerini aldılar. Bunu uluslararası koalisyon ve diğer güçler bizzat sahada gözleriyle gördüler. Bu davranış, dönemsel bir hareket değildir. Yaşanan ideolojik ve stratejik bir çıkıştır. Bir halkın tarihini yeniden yazmaktır. Bu davranış, dünyadaki egemen güçlerin olurunu almış görünüyor.

Zaten bu mücadele, Kürt coğrafyası özgürleşinciye ve üzerinde Demokratik Uygarlık Sistemi inşa edilinceye dek devam edecektir.