Hemen herkes 7 Haziran seçimlerinin hayati olduğu, bir dönüm noktası olacağı konusunda hemfikir. 

Siyasi yelpazenin en sağından en soluna kadar hemen herkes kendisine itiraf etmese de "eski"nin geri dönülmez biçimde yıkıldığını, "yeni"nin inşa sürecinin başladığını, mevcut kaos ve kriz durumunun bu geçiş sürecinden kaynaklandığını görüyor, görmese de hissediyor.

Eskinin yoksul dünyasında Küresel Sistem'e boyun eğen, onun temsilciliğini yapan diktatörler ve otoriter yapılar yavaş yavaş tarih sahnesinden çekiliyorlar. Onların yerini Küresel Sistem'den eşitlik talep eden, ülkesi ve ülkesinin geleceği hakkında söz ve karar sahibi olmak isteyen, kendi içinde bu nedenle demokrasiye yönelen ve ancak bu sayede güç sahibi olabileceğini gören ülkeler, yönetimler ve yerel yapılar alıyor. 

Küresel plandaki bu eğilim ve değişim sürecinden ülkemiz ve bölgemiz de nasibini alıyor. Geleceğin dünyasında var olmak isteyen her siyasi yapı bu gerçeği görmek ve buna uygun olarak kendisini yeniden yapılandırmak zorunda kalıyor.    

Bu çerçeveden bakıldığında ülkemizin ve hatta bölgenin geleceğinde iki aktörün öne çıktığını görmek mümkün. Bunlardan biri HDP, diğeriyse AKP'dir. Bu iki aktör dışında kalan diğer yapılar (CHP-MHP-BBP-SP-CEMAAT-ULUSALCI CENAH…) hala "eski"nin tekrar diriltileceği anlayışıyla günü kurtarma telaşı içinde debelenip duruyorlar. 

Bu anlayışla devam ettikleri takdirde çok fazla değil en büyükleri on yıl içinde olmak üzere marjinalleşip tarih olacaklardır. Hiçbir güç, yukarıda kısaca sözü edilen bu ana değişim ve yenilik sürecinin karşısında duramayacaktır. 

Bundan dolayı denebilir ki 7 Haziran seçimleri, esas olarak Türkiye ve bölge genelinde HDP'nin "YENİ YAŞAM" vizyonu ile AKP'nin "YENİ TÜRKİYE" söylemi arasında geçecektir. 

Bu ikisi arasında geçecektir çünkü sözü edilen değişimi gören ve buna cevap olmaya çalışan sadece bu iki güç vardır. Gelecek açısından HDP ve AKP dışında günümüz itibariyle başka bir güçten söz etmek mümkün değildir.

Özgürlük, eşitlik, demokrasi, yerelden yönetim ve gerçek laiklik temelinde "YENİ YAŞAM" vizyonunun sözcüsü HDP, barajı çok güçlü bir şekilde geçerek ülkenin ve bölgenin geleceğine damgasını vurmaya adaydır. 

Bu durum HDP'nin kendisinin de "YENİ YAŞAM" vizyonu temelinde değiştirmesini ve dönüştürmesini şart kılıyor. Gelecekte söz ve karar sahibi olmanın yolu bugün buna uygun yapılanmadan geçiyor ve bu görev HDP'nin önünde duruyor.

AKP ise 12 yıllık iktidar yorgunluğu ile demokrasi ve özgürlükler konusunda ayak sürüyen, Sünni-İslamcı çizgi ekseninde ülkeyi ve bölgeyi dizayn etmek isteyen, sorunları zamanında çözmek yerine zamana yayarak kronikleştiren yapısıyla ülke ve bölge geleceğinde uzun vadede geleceği olmayan bir noktada duruyor. 

Türkiye halklarının değişim, dönüşüm ve demokratikleşme taleplerini arkalayarak iktidara gelen ve bu talepleri yıllarca sömüren AKP gelinen aşamada bu şansını kaybetmiş bulunuyor. Devletin klasik asker-sivil oligarşik yapısını kırmaktan çark edip onunla el ele yürümeyi seçmiş bu partinin sözünü ettiği "yeni"yi inşa etmesi artık pek mümkün değil. 

Bu nedenle HDP'nin 7 Haziran seçimlerinde baraj meselesine çok vurgu yapmadan hatta baraj meselesini tartışma ekseninden çıkararak "YENİ YAŞAM" vizyonuna vurgu yapması, bu vizyonun altını ekonomiden idari yapılanmaya, eğitimden sağlığa hayatın her alanında gelecek vaat eden, somut ve uygulanabilir politikalarla doldurması gerekiyor. 

7 Haziran seçimlerini ve geleceği kazanmak için HDP'nin önünde bundan başka bir yol bulunmuyor.