Bu yıl 1 Mayıs Türkiye’de seçim kampanyası ortamında kutlanacak. Ortadoğu’nun her tarafında kanlı bir savaş sürmektedir. Kapitalizmin neo-liberal politikaları ve tüketim toplumu insanlığı tüm manevi ve moral değerlerden koparmış, tüketmeye şartlanmış bir canavara dönüştürmüştür. Bilimin çok geliştiği söylenen çağımızda toplum ve insanlık S.O.S vermektedir. Bu durum, en başta da Sosyal Bilimin, bir bütün olarak da tüm bilimin iflasını ve yanlış yerde durduğunu kanıtlamaktadır. I. ve II. Dünya Savaşlarını bırakalım önlemeyi, bu savaşlara yol açan, bugün insanlığın bitişi haline gelen mevcut durumdan kesinlikle başta Sosyoloji ve tüm Sosyal Bilimler olmak üzere pozitif bilimler sorumludur. Bu açıdan Sosyal Bilimleri yeni bir yaklaşımla ele almak ve düzeltmek gerekmektedir. 

Eskiden 1 Mayıslar sadece emekçilerin kapitalizme ve kapitalistlere karşı mücadele günü olarak kutlanırdı. Şimdi bu mücadeleyi içermekle birlikte 1 Mayısların mücadelesi ve hedefleri genişlemiştir; insanlığı kurtarma mücadelesine dönüşmüştür. Bu da en başta da kapitalist modernitenin tüm unsularına karşı mücadeleyi gerektirmektedir. Kapitalist moderniteye karşı mücadele sadece onun sömürü çarkına karşı mücadele değildir. Zaten klasik sosyalizm kapitalist modrnitenin sadece bir boyutuna karşı mücadele verdiği için kaybetmiş ve sistem içileşmekten kurtulamamıştır. Halbuki kapitalist modernitenin azami kâra dayalı sömürü çarkı kadar, mücadele edilmesi gereken iki temel boyutu daha bulunmaktadır. Bunlardan biri ulus-devlet, diğeri endüstriyalizmdir. Klasik sosyalizm bunlara karşı da savaş açmak yerine, bunları olumlamış ve bizzat sosyalizmin içine bir ur gibi sokmuştur. Kaybetmesi de bu nedenle olmuştur. Bununla birlikte, hatta bu sonuçlara yol açan; tarihsel toplumu doğru çözümlememe, kadın özgürlük çizgisini derinliğine anlayamama ve sosyalizme demokrasiyle ulaşılacağını görmeme de klasik sosyalizmin zaafları olmuş, kapitalizme karşı büyük mücadelesinin sonuca ulaşmamasına ve sistem tarafından yutulmasına yol açmıştır. 

1 Mayıslar bu açıdan genel olarak sosyalizmi ideolojik ve politik sağlam temellere oturtma ve mücadelenin toplumsal temellerini iyi tespit etme günleri de olmak durumundadır. 

Türkiye’de 1 Mayısların her zaman ideolojik-politik mücadele yanı öne çıkmıştır. Yoğun mücadele günü olarak geçmiş ve birçok şehit de verilmiştir. 2015 1 Mayıs’ı da çatışmalı olmasa da ideolojik-politik yönü öne çıkan bir gün olarak yaygın kutlanacaktır. Özellikle HDP’nin 1 Mayıs değerlerini ve bu değerler için mücadele eden toplumsal bileşenleri bir araya getirmesi bu 1 Mayıs’ı daha özgün ve anlamlı hale getirmiştir. Aslında bu seçim dönemindeki tüm HDP kampanyaları 1 Mayıs ruhuyla geçmektedir. HDP, 1 Mayıs değerlerini savunan ve bunun somutlaşması ve yaşam sistemi haline gelmesi için mücadele eden bir partidir. 

HDP’nin yeni yaşam projesi, 1 Mayıs’ın öngördüğü yaşama atılan bir dev adım niteliğindedir. Demokratik sosyalizme zemin olacak demokratik devrim niteliğindedir. Bu açıdan bu yılki seçim kampanyasıyla 1 Mayıs’ı, 1 Mayıs’la seçim kampanyasını birleştirmek ve 1 Mayıs değerlerini canlandırmak gerekmektedir. Her seçim mitingini 1 Mayıs mitingi haline getirmek gerekmektedir. Bu 1 Mayıs’ı da HDP’nin seçim başarısının bir platformu haline getirmek hem 1 Mayıs değerlerine hem de bu değerleri savunan HDP’ye kazandıracaktır. 

1 Mayıs emekçilerin bayramıdır. Emekçilerin öncülük ettiği bir bayramdır. Ancak bu bayramı artık tüm ezilenlerin, sömürülenlerin, ötekileştirilenlerin bayramı olarak görmeliyiz. Çünkü emekçiler üzerinde sömürüyü yapan kapitalist modernite tüm ezilmişlikleri ve ötekileştirmeleri yaratmaktadır. Farklı etnik ve dinsel toplulukları ezen ve ötekileştiren, kadın üzerinde egemenliği derin ve ince biçimde sürdüren, doğayı yok eden aynı zihniyettir. Bu nedenle 1 Mayıs emekçilerin, kadınların, gençlerin; Kürtlerin, Çerkezlerin, Arapların, Alevilerin, Êzıdîlerin, Asuri Süryanilerin, bu toprakların kadim halkı olan Hıristiyan toplulukların ve tüm ötekileştirilenlerin bayramıdır, mücadele günüdür. 

1 Mayıs alanlarında toplanacak tüm toplumsal kesimleri içinde barındıran, onların özgür ve demokratik yaşamı için mücadele eden bir HDP gerçekliği vardır. Bugün HDP 1 Mayıs’ı gerçek anlamda ve özüne yakışır biçimde kutlayacak bir siyasi harekettir. Bu nedenle Kürdistan ve Türkiye’nin her tarafında HDP’nin tüm bileşenleri meydanlara çıkmalı ve 1 Mayıs’ı “yeni yaşam” müjdesinin verildiği gün olarak kutlamalıdır. 

Her yerde HDP’ye saldırılar yapılmaktadır. Bu saldırıları HDP’ye yönelik AKP’nin saldırgan dili kışkırtmaktadır. HDP’ye yapılan tüm saldırılar 1 Mayıs değerlerine ve ruhuna yapılan saldırılardır. Başbakan Davutoğlu HDP’ye saldırırken esas olarak da 1 Mayıs ruhuna, değerlerine ve onun toplumsal temeline saldırmaktadır. Çünkü bugün 1 Mayıs ruhunu ayağa kaldıran ve on yıllar öncesinde olduğu gibi Türkiye’nin özgür geleceğinin ruhu haline getiren HDP olmuştur. Bu açıdan 1 Mayıs’ı savunmak HDP’yi savunmak, HDP’yi savunmak 1 Mayıs ruhunu savunmak anlamına gelmektedir. 

Bütün emekçilerin, kadınların, gençlerin, tüm ezilen toplulukların, halkların 1 Mayıs’ını kutluyor, 2015 1 Mayıs’ının demokratik Türkiye, özgür Kürdistan ve demokratik Ortadoğu birliğini yaratmada dönüm noktası olmasını diliyorum.